Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
HacerSC Tarafından Yapılan Yorumlar
"... Aldatıcı bir kum saatidir kalbin, bazen bir günü bir ay kadar uzun, bazen bir ayı bir gün kadar kısa eler. Yeter ki sen kendini kaybetme..."
Yazar, kaçarak evlenen farklı dinlere mensup iki gencin başlarından geçen talihsiz olaylar sonucunda birbirinden 25 yıl boyunca ayrı kaldığı zamanları tarih ile harmanlayarak anlatıyor.
Gunala'nın rakibi, Bahşı Yunus'un Kaknusia'sı ve Evrennik İshak'ı Lalin'i. Bu ilişkide en masumu ama en acı çekeni...
Hangisi daha aşık ? Hangisi daha çok fedakar? Geçen bu süre zarfında hiç bıkmadan usanmadan Kaknusia'sını arayan Bahşı Yunus mu? Başkasını sevdiğini bildiği ve ona gönlünü açmadığı halde yanından hiç ayrılmayan Evrennik İshak mı? Ayrılıklarının ardından sen varken şakıyacağım dediği için lal olan ve kendini sevene teslim edemeyen Kaknusia mı ? Yoksa Bahşı'nın yaşadığı tüm kötü şartlarda ne olursa olsun yanında olup esiri olmayı isteyen Gunala mı ? Aynı kadına aşık iki erkek aynı erkeğe aşık iki kadın ve ilahi aşka uzanan yolculuk.
"Hayatınıza giren herkes tam vaktinde gelir zira daha evvel gelse birbirinize hazır değilsinizdir. "
"Zaman nasılda yıkıyor her şeyi. Bir bakıyorsun gitmem dediğin yerdesin, bir bakıyorsun söylemem dediğin cümledesin."
"Allah bazen kulu gözünün önündekileri görebilsin diye gözyaşlarıyla yıkar gözünün pasını kirini."
Serinin üçüncü kitabında Hüma ve Yusuf Ali'nin geçmişi ve şimdiki zamanını okumaya devam ediyoruz. İsminden de anlaşılacağı üzere bu kitapta Derviş Dede'nin hayat hikayesinden kısaca bahsedilmiş. Zeynep'in her çıkmaza düştüğünde her yüreği daraldığında açıkça sormadan gönül gözüyle gören Derviş Dede'nin ona yol göstermesine gönlünü ferahlatmasına insan imreniyor.
Sözlerimizin hayatımızı nasıl etkilediği ve teslimiyet sağlandığında nasıl da bir anda kendimizle ve başkalarıyla yaptığımız kavgaların son bulduğunu anlıyoruz.
Okurken tasavvuf penceresinin aralandığı, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, umut veren ve anlatımı yalın bir kitaptı.
Tabiat serisinin üçüncü kitabı olan Hava'da bu defa Nevşehir'e gidiyoruz. İklim değişikliği ve nükleer enerji konuşarına da çok güzel değiniyor yazar. Bu defa Defne Kaman son sayfalarda kayboldu ve kitap diğerleri gibi net bir sonuca bağlanmadı henüz Ateş'i okuyamadığım için.
Yazarın Doğa Elementleri Serisi'nin ikinci kitabı Toprak...
Uyumsuz Defne Kaman'ımız bu defa Çorum'a tarihi eser kaçakçılığını araştırmak için gidiyor. Yeni karakterler de bu sayede girmiş oluyor. Karaca, Güneş Aytan ve Defne'nin babası.. Geçmişe sık sık gidiliyor ve ilk kitapta tam anlaşılamayan nokta da bu kitapta netleşiyor. Defne Umay Ninesine karşı içsel bir karşı çıkma ile baş başa kalıyor.
Emniyet Müdürünün sürekli kötü gösterilmeye çalışılması nedense beni rahatsız etti. Kitapta Vali Bey'in yer aldığı kısımları okurken keşke her devlet insanımız böyle olsa diye düşündüm.
Mesajlarla dolu güzel bir kitaptı.
"Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu fikir, bu hüzünlü dünyadaki en derin gerçektir."
Birinci kitaptan tanıdığımız Zeynep ve Ömer'in hayatına Zeynep'in ofisine gelen 1973-74 yıllarının geçtiği bir günlükle beraber Hüma ve Yusuf Ali dahil oluyor. Hüma'nın acı dolu yaşam hikayesi ile beraber Kıbrıs Barış Harekatı ve o dönemin acılarına da yer verilmiş. İlk kitapta olduğu gibi Derviş Dede ile yapılan gönül şifası sohbetlere tanık oluyoruz. Bu defa Zeynep'in dışında iki konuğu daha oluyor Derviş Dede'nin ve gül bahçesinin...
Aylin, Zeynep ve Miyesser Hanım ile beraber hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, geçmişte yaşadıklarımızın, travmalarımızın bizi nasıl etkilediği ve kişiye göre yaşananların farklı farklı şekillerde nasıl yansımaları olduğunu da gözler önüne seriyor Funda Hanım. Nitekim insan ilişkilerimiz bile bu çerçevede gelişiyor.
Kısaca, Tasavvufun dingin kollarına bırakan zarif bir dille yazılmış huzur veren bir kitaptı.