Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

HacerSC Tarafından Yapılan Yorumlar

08.02.2026

Nadide, on altı yaşında zorla evlendirilmiş ve şiddet gören bir kadın. Çocuklarına kadar uzanan bu zulüm, onu eşini öldürmeye kadar sürükler. Cezaevinde tanıştığı Caspara sayesinde gassallığa yönelir; yaşamla ölüm arasında kendi hikâyesinin yükünü taşır.
Hikâye başka bir coğrafyada, Türk olmayan karakterler arasında geçiyormuş gibi hissettiriyor. Okurken sanki İranlı bir kadın yazarın kaleminden çıkmış gibi geliyor; dilin gücü ve karakterlerin derinliği sizi içine çekiyor. Evlatları için mücadele eden bir annenin, onlardan ayrı kaldığında yaşadığı acı, Nadide’yi zayıflatmak yerine onu güçlendiriyor.
“Ölen de öldürülen de kadındı.” Kadınlar hep savaşıyor; canı, namusu ve adalet için… Roman, kadının ve insanlığın adalet arayışını anlatıyor.
2022’de Tahran’da öldürülen Mahsa Amini’ye ithaf edilmiş bu eser, derinden sarsıyor ve uzun süre unutamayacağınız bir deneyim sunuyor. Bitince aklınızdan tek şey geçiyor: keşke bu kadar can yakmasaydı.
28.01.2026

Meltem, annesiz ve babasız büyüyen bir çocuk; yalnızlığa itilmiş, sonra onu kendi seçmiş. Selimiye Teyze ise hayatın zorluklarıyla sınanmış, sevgiyi yakalasa da kayıplar içinde sessizce yaşlanan bir kadın.
İki yalnız kadın, farklı kuşaklar… Biri kalabalık şehirde kaybolmuş, diğeri sessizliğin içinde. Yazar olayları dramatize etmiyor; hüzün sessiz ama derin. Sayfa sayısı az olsa da okuma ağır ilerliyor ve okuyucuda damakta buruk bir tat bırakıyor.
Herkesin yaraları var; bu kitap, sessizce dokunan, insanın içindeki eksiklikleri fark ettiren bir hikâye. Sevdiklerimizle, kaybettiklerimizle ve kendi yalnızlıklarımızla yüzleşmek isteyen herkes için.
Bir kitaptan çok, içimize dokunan bir sessizlik…
21.01.2026

“Geçmişe yolculuk mümkün mü?” sorusuyla başlayan hikâye, hat sanatçısı Nihan’ın kütüphanede bulduğu gizemli bir notla masalsı bir yolculuğa dönüşüyor. Kendini Mostar’da, Gülriba’nın dedesine ait zambak kokulu bir evde bulan Nihan; 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz döneminden Sultan II. Abdülhamid Han devrine uzanan tarihî kesitlere, görerek ve işiterek tanıklık ediyor.

Kitabın arka kapağında da vurgulandığı gibi, masalsı anlatım eserin genel atmosferine hâkim. Romanın tarihî arka planı kurguya doğal bir biçimde yedirilmiş; olaylar didaktik olmadan, okuru yormadan ve düşündürerek aktarılıyor. Bosna ve Filistin’de Müslümanlara yapılan zulümler bu arka plan içinde etkileyici şekilde ele alınıyor.

Gülriba ile Nihan arasında geçen sohbetler ise okurun yüzünde içten bir gülümseme bırakıyor.

Bazı bölümleri masal gibi, bazı bölümleri ise insanın içini acıtacak kadar gerçekti.

Nahif, sade ve rahatlatıcı bir dil…

Tarih ve kurgu sevenler için anlamlı bir okuma.
13.01.2026

Okurken insanı sık sık yaşam ve ölüm üzerine düşünmeye iten, alışılmışın dışında bir roman. Falin’in ölümle yüzleşmesiyle başlayan hikâye, onu Biomortem’in soğuk ve tekinsiz dünyasına götürüyor. Dondurulma, bekleme ve yeniden hayata dönme fikri ilk bakışta bilim kurgu gibi dursa da, yazarın bilimsel temellere dayanan anlatımı bu dünyayı oldukça inandırıcı kılıyor.
Serkan Karaismailoğlu, Mater serisinden de aşina olduğumuz üzere ölümü romantize etmek yerine bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyor. Bilimin ölümü ortadan kaldırmaktan çok, onu erteleme çabası romana yön veren temel düşüncelerden biri. Bazı bölümlerde bilinçli olarak bırakılan boşluklar, okurun hayal gücünü devreye sokarak her okuma deneyimini farklı kılıyor.
Falin’in hayatına giren karakterler, duygusal ilişkilerden çok onun varoluş sorgulamasına eşlik eden duraklar gibi işlenmiş. Yer yer temposu düşse de, farklı bir konu arayan ve klasik anlatılardan uzaklaşmak isteyen okurlar için dikkat çekici ve düşündürücü bir okuma.
23.12.2025

Ünlü müzisyen Deniz İlter’in şaşalı vedasıyla açılan roman, Gece’nin hayatını farklı anlatıcıların gözünden aktararak ilerliyor. Anlatıcı kimi zaman Nehir’e, kimi zaman Leyla’ya dönüşüyor. Bu çok sesli yapı, hikâyeyi tek bir doğruda ilerlemekten alıkoyarken okuru dikkatli bir okuma sürecine davet ediyor.
Roman, çocukluk ve ilk gençlik yıllarının insan hayatındaki kalıcı izlerini merkeze alıyor. Özellikle sorunlu aile ilişkileri; baba–kız ve anne–kız bağlarındaki kırılmaların bireyi nasıl içsel çıkmazlara sürükleyebileceği Gece üzerinden anlatılıyor. Yazar, bu yaraları doğrudan açmak yerine sessiz kırgınlıklar aracılığıyla görünür kılıyor.
Anlatım yer yer parçalı bir yapı sergiliyor. Kaya’nın bölümleri, metne tutarlılık kazandıran bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Roman ilerledikçe tempo yükseliyor. Kandırılmayı edilgenlikten çok inanma arzusuyla ilişkilendiren anlatı, okuru tamamlanmamış duygular ve cevapsız sorularla baş başa bırakıyor; kırılganlığıyla uzun süre zihinde kalıyor.