Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
aygn.elif Tarafından Yapılan Yorumlar
“Sarı Yüz”, okuyucuyu edebiyatın göz kamaştıran vitrininden alıp, yayıncılık dünyasının loş ve gerçekçi koridorlarına davet ediyor. Pek çoğumuz kitapları sadece kapaklarıyla, yazarlarıyla ya da popülerlikleriyle değerlendirirken, bu roman sektöre içeriden bakan bir gözle yazılmış olmasıyla fark yaratıyor. Yayıncılığın görünmeyen tarafları, rekabetin gölgesindeki ilişkiler, yaratıcı emeğin nasıl şekillendiği ve kimi zaman nasıl hoyratça harcandığı gibi birçok boyuta temas ediyor.
Anlatımı yalın ama sarsıcı, kurgusu gerçekçiliğin tam sınırında dolaşırken insana hem düşündürüyor hem de yüzleşme cesareti veriyor. Kitabı çok satanlar listesine taşıyan şey yalnızca konusunun özgünlüğü değil, aynı zamanda içerdiği evrensel sorgulamalar: Ne kadar görünürüz bu hayatta? Ne kadarı bizim sesimiz?
“Bavula Sığmayan, birçok öyküden oluşan ama her biri tek başına bir roman gücünde olan bir kitap. Her öyküsü ayrı ayrı çok etkileyiciydi; içlerinden geçip gitmek değil, durup üzerinde düşünmek gereken metinlerdi. Okumaya fazlasıyla değer bulduğum bir eser oldu. Eline sağlık Nermin Yıldırım, yine harika bir kitap olmuş.”
Şekip Altunkan’ın “Dağdaki Ateş” adlı romanını, 528 sayfalık bir yolculuğun ardından bugün bitirdim. Genel itibarıyla akıcı ve sürükleyici bir metin; iyi şartlarda büyümüş olan Handan’ın, mecburi hizmetle gittiği dağ kasabasında yaşadığı içsel dönüşüm geniş bir şekilde işleniyor. Yazar, Handan’ın karşılaştığı zorlukları, toplumla kurduğu bağı ve iç çatışmalarını güçlü bir hikâye örgüsüyle aktarmış.
Fakat romanın en zayıf yönü kuşkusuz betimlemelerindeki yetersizlik. Duygu yoğunluğu yüksek anlar, çok sade ve yüzeysel ifadelerle geçilmiş. Derinlikli ve vurucu olması gereken duygular, basit kelimelerle aktarılmış; bu da okurda yeterince etki bırakmıyor. Oysa ki hikâyenin dokusu, çok daha güçlü bir anlatımı kaldırabilecek nitelikteydi.
Yine de Handan’ın yaşadığı içsel değişim ve karşılaştığı Anadolu gerçeğiyle kurduğu ilişki, kitabı değerli kılıyor. Belki dili biraz daha derinleşseydi, ruhumda daha kalıcı bir iz bırakabilirdi.
N.H. Kleinbaum’un yazdığı Ölü Ozanlar Derneği kitabı, beni beklediğimden çok daha derinden etkiledi. Okuduğumdan beri zihnimde yankılanan tek cümle var: “Carpe diem.” Bu sözü daha önce defalarca duymuştum elbette, ama kitabı okuduktan sonra ilk kez hayatımda gerçek bir anlam kazandı. Bence bu eser, liseye başlayan her öğrencinin mutlaka okuması gereken, hatta okullarda zorunlu tutulması gereken bir kitap.
Çocukluğu travmalarla geçmiş anneler okumalı ,, ben bu kitabı okuyunca annemden kaynaklı bir travma yaşamadığımı anladım