Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

seymaninkitapdunyasi Tarafından Yapılan Yorumlar

Yazıldığı dönemin çok ötesinde. Kahramanımız bir adaya düşer ve etik sınırları zorlayan bir doktor, doktorun arkadaşı ve adanın yaşayan ilginç canlılarına tanıklık eder. Bu süreçte yaşadığı olaylar anlatılır. Kült bilim kurgu klasiklerinden.
Efsane. Harry potter serisini kaç kez izledim bilmiyorum, filmlerini bu kadar çok sevince kitaplarını da okumaya karar verdim. Teyzesi, eniştesi ve kuzeniyle yaşayan ve ne yazık ki bu evde çokta sevilmeyen Harry, onlarla birlikte hayvanat bahçesine gittiğinde kendinin de açıklayamadığı bir şey yapar, evlerine harry potter’ın adına özel mektuplar gelmeye başlar. Ancak bu mektupları Harry’ nin okumasına izin vermezler. Harry’nin yaş gününde Hagrid gelir ve ona bu zamana kadar teyzesi ve eniştesinin ondan sakladığı sırları açıklar. Harry’nin hayatında artık bambaşka bir dönem başlamıştır. Bu dönemde edindiği dostlarıyla birlikte yeni sihirli bir evrene alışma süreçleri ve maceralarını anlatan bir roman.
Kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Melisa Kesmez’ in dili yalın ama derin. Az şey söyleyerek okuyucu da çok fazla duygu uyandırıyor. Hikayeleri genelde hüzünlü. Şiirsel bir anlatımı var. Ben en çok ‘Bir Bahçeyi Beklemek’ adlı öyküyü beğendim. Kısa bir kitap, bir oturuşta bitirebilirsiniz. Kahvenizin yanında güzel, yormayan bir eşlikçi olur.
Öncelikle kapak tasarımına bayıldım. Kitabın çok sade yormayan bir dili var. Öyle anlatılan büyük bir olay yok, bence bu kadar sevilmesindeki neden, tüm kitap kurtlarının hayali olan küçük tatlı bir kitabevi açma hayalini anlatması. ‘ İçinde lezzetli kahveler yapılan tatlı bir kitabevi’ düşüncesi bile mutlu ediyor. Modern hayatın hız ve hırs dayatmasına karşı daha sade, yavaş ve minimalist bir yaşam çoğumuzun hayali. O yüzden birinin bu hayali gerçekleştirdiğini okumak kalbimizi sıcacık hislerle doldurdu. Belli mi olur belki bir gün biz de böyle tatlı bir kitabevi açıp, kahvemizi yudumlarken kitapların dünyasında tatlı bir gezintiye çıkabiliriz;)
Nietsczhe’nin ebedi dönüş düşüncesi:
‘ Yaşadığın her an sonsuz kez tekrar edilecek olsa bu seni mutlu eder mi yoksa katlanılmaz mı olur?’
‘Eğer yaşadığın hayatı tekrar tekrar yaşamaya razıysan gerçekten yaşamışsındır.’ der.
Kundera da diyor ki ilk sayfalarda; ‘Ebedi dönüş en ağır yük olurdu.Ama bizim dünyamızda her şey bir kere olur bu yüzden her şey önemsizdir.’ Hayat tekrarlanmaz ve bu yüzden bir ağırlığı yoktur, hafiftir. Peki bir kez yaşanmış ve asla tekrarlanmayacak bir hayat ne kadar anlamlı olabilir?
Kundera tek seferlik bir varoluşun trajedisini yazar. Ama ironik bir şekilde bu ‘bir defalık’ hayatın içindeki aşk, sadakat, ihanet ve ölüm hepsi kendiliğinden bir ağırlık kazanır.
Bu da romanın en büyük paradoksudur.
Varoluş hafif olduğu için dayanılmazdır. Dayanılmaz olan hafifliğin kendisi değil onun anlamsızlığıdır..