Toplam yorum: 3.284.947
Bu ayki yorum: 6.453

E-Dergi

MİFTAH Tarafından Yapılan Yorumlar

23.06.2006

Mai ve siyah..Her ikisi de gökyüzünün rengi.Gündüz mavi,umut dolu karşımıza çıkan gök gece tüm karanlığıyla siyaha bürünüp gerçekleri çok daha iyi farkettirir bize..Mai ve siyah iki zıt uç belki de Ahmet Cemil ile Hüseyin Nazmi gibi.Dostlukları onlar daha çok küçükken başlamış ne var ki aynı amaçlarla çıktıkları yolda hayatları tam zıt istikametlere doğru akmıştır..Ahmet Cemil belki de her şairin olması gerektiği gibi çok duygusal bir genç ve hayatı umutlarınıN,hayallerinin üzerine kurulu.Tam herşey yolunda gidiyor tüm hayallerine kavuşuyorken herbiri elinden ona birer büyük darbe vurarak kaybolur gider..Önce kardeşini kaybeder,sonra sevidiği kız başkasıyla nişanlanır ve şiire farklı bi soluk getirmek, ünlü bi şair olmak için yıllarca uğraştığı şiirleri çok eleştirilir ve onların kaderi de sobada alev alıp yok olmak olur.Ahmet Cemil umutlarının tükendiği yerde herşeyden kaçmayı çok uzaklara gitmeye karar verir.Ne var ki insan nereye giderse gitsin kendisinden kaçamaz..
09.02.2006

Nedir bu bukağı ve Niyazi Mısri ile olan ilişkisi nedir?Bukağı ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halkanın adıydı ve Niyazi Mısri olan ilişkisini tam anlamıyla kitabın sonunda öğrenebiliyorduk.
Hayal ile gerçeğin çok iyi harmanlandığı ve neyin gerçek neyin ise kurgu olduğunu ayırt etmekte güçlük çektiğim bu kitabı okurken Emine Işınsu'ya bir kez daha hayran kaldım.Emine Işınsu bu romanıyla hem tasavvufumuzun çok önemli isimlerinden lakin ismini pek azımızın duyduğu Niyazi Mısri'yi hem de tasavvufu gerçek mahiyetiyle tanımamızı ve sevmemizi sağlıyor.Kitabın içerisinde dönemin tarihi olaylarına değinmesinin yanı sıra Niyazi Mısri'nin dilinden öğretici atıflarda bulunması da gözden kaçmıyor.Çok başarılı bi kitap..
09.02.2006

"Mevlana açik açik söylüyordu ki,her atomda dünyayi kül
edebilecek bir güç gizlidir.Saint Louis'nin devri olan o dönemde
nükleer parçalanmadan söz etmek haydi haydi sasirtici degil
mi?

Mevlana,bizim günes sistemimizde dokuz gezegen bulundugunu da
kesinlikle ilave ediyordu.Halbuki onun çaginda,bu gezegenlerden
sadece yedisi biliniyordu,dokuzuncu gezegen ise ancak 1930 yilinda
kesfedildi.Iste bu yüzden,sema ayini yapan dervislerin
sayisi,günesin çevresindeki dokuz gezgeni temsil eder ve
semazenlerin sayisi da ya 9 veya 9'un katidir.

Büyük kesif sahibi (kalp gözüyle,ilahi ilhamla bazi seyleri
görüp bilen)Mevlana,sadece bunlari haber vermekle de
kalmiyordu..Galile'den dört asir önce,gezegenlerin çoklugundan
bahsediyordu.Bu küçük dünya sakininin yildizlarin etkisinde
oldugunu da sözlerine ilave ediyor ve söyle
diyordu:Ayin;kadinlarin döllenmesi,denizlerdeki gelgitler
üzerinede etkisi vardir,günes de bitkiler ve hayvanlar üzerinde
etkilidir,BunlarI herkes bilir.Bir insanin en ufak bir hareketinin
kainatta henüz kesfedilmemis olan günes sistemleri üzerinde
yansidigini ise pek kimse bilmez.

Nitekim 1980li yillarda NASA'da danisman olarak görev yapan ve
manevi meselelerle çok yakindan ilgilenen büyük Fransiz fizikçisi
Olivye Costa de Beauregard bana söyle bir sir vermisti:Bilir
misiniz eger biz öncü fizikçiler,buluslarimizi genis halk
kitlelerine açiklasak,insanlar bize deli diye bakarlar.Mesela,su
anda içmekte oldugunuz kahve fincanina dokundugunuzda,bu
hareketiniz diger galaksilere yansir ve oralarda da yankilanir.
Halbuki Mevlana bunu ta yedi asir önce yazmisti."

Kitaptan alinti bu satirlarda Eva de Vitray yaptigi
arastirmalarla bize koca bir umman olan Mevlana'nin yanlizca bir
damlasini gösterir.Kitabin diger bölümlerinde ise Mevlalana'nin
Sems-i Tebrizi'ye olan aski,Mevlevi Semainin sirri,neyin
inleyisi,Mevlana'nin hayat felsefesi,kamil insan olma,seb-i
arus ve buna benzer pek çok konu çok güzel bir dille Mesneviden alintilarla
zenginlestirilerek anlatilmistir.Mevlana'yi Eva de Vitray'in
penceresinden çok seveceksiniz..

29.01.2006

Kırım'ı ilk Sevinç Çokum'un kaleminden tanıdım.Gönlümde Kırım'a doğru güzel bi köprü kurdu bu romanıyla Sevinç Çokum..Rus işgaliyle yerlerinden edilmeye çalışılan Kırım Türkleri bize hiç de uzak değillerdi.Aynı kültürün,aynı örf ve geleneklerin torunlarıydık.Şirin hepimizin gelini,Nizam Bey hepimizin dedesiydi.Tarihimizde önemli yerleri dolduran okunması gereken bir kitap..
29.01.2006

Osmancık;altı asır hüküm süren bir imparatorluğun başlangıç noktası.Tohumdan çınara yükselişin heyecen dolu hikayesi..Hiç şüphesiz ki Osmanlı İmparatorluğunun manevi kurucusu Şeyh Edebalının Osman Beyin hayatında çok önemli bir yeri vardır.Kitapta Şeyh Edebalının Osman Gaziye nasihatleri bir liderin nasıl olması gerektiğini çok iyi anlatır.Osman Beyin rüyası,ardı ardına gelen zaferler ve fethini çok arzuladığı Bursanın ölüm döşeğinde iken ele geçtiğini öğrenen Osman Beyin vefatı.Keşke Taruk Buğra Orhan Gaziyle başka bir kitapta devam etseydi tarihimizi anlatmaya..Yıllar geçse bile etkisi kolay kolay bitmeyecek bir kitap..