Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar
Üç hikâyenin yer aldığı kitapta, ilk iki hikâye savaş kavramı etrafında kurgulanmış. “Yıldırım Sesli Manasçı”da oğlu savaşta olan ve bir haber alamayan bir ihtiyarın çaresizliği ve ölümü, “Yüzyüze”de, savaştan kaçan evli bir Kırgız askerin durumu anlatılıyor. Kitabın en uzun hikâyesi “Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek” deniz ve avcılıkla ilgili mükemmel bir hikâye. Sis ve fırtına sonrasında kayıktakilerin durumu ancak bu kadar etkileyici anlatılabilir. Bu hikâyeler okunmalı.
Genç yazarların okura ulaşması düşüncesiyle, özen gösterilerek, kaliteli bir baskıyla hazırlanmış kitapta onbeş öykü var. İlk öykü kitabı olmasına rağmen, belli bir üslup yakalamış, şiirsel, sıcak ve samimi öyküler. Kitapta tasavvuf geleneğinden izler taşıyan öyküler çoğunlukta. “Aşağıda İnsanlar” ve “Şeyh Hazretlerinin Ölümü ve Fetih” öyküleri özellikle zikredilmeli.
Bir ilk kitap olmasına rağmen, öyküler daha önce dergilerde yayınlandığından olsa gerek elemeye tabi tutulmuş, derli toplu bir eser. Kitapta iki bölüm halinde toplam on yedi öykü yer almış. Öyküler farklı mekan ve zamanlarda geçse de hayatın içinden satırlar içeriyor. Öykülerde uzun cümleler ve okuru zora sokan, anlamak için ciddi bir dikkat gerektiren kurgu, yazarın kolay anlaşılır olmadığı izlenimini doğuruyor.
“Müşterek Bahis”, “Kitap Bahsi” ve “Mecmua Bahsi” başlıkları altında üç bölüm olarak düzenlenen kitapta sıkılmadan okunacak denemeler var. Özellikle “Üçüncü Binyılda Dergi Tutanakları” ve onu takip eden “Dergiler 2004” başlıklı denemeler ülkemizde dergiciliğin gelişim sürecini, dergiciliğin tarihini gözler önüne seriyor. Mecmua Bahsi’ndeki Şair Nazir Akalın’la ilgili deneme çok etkileyici.
Kitap yedi hikâyeden oluşuyor. Kitaba adını veren hikâye; Müslüman ve Avrupalı iki ailenin çocuklarını bir yıllığına değiştirmeleri ile ilgili. Konu ve kurgu bu olmasına rağmen, uzun sayılabilecek hikâyede, Müslüman olan Avrupalı ailenin hayatında, geleneksel bir tören dışında, dini bir değişiklik yaşanmadığına hayret etmeleri ve Müslüman ailenin de farklı bir yaşam içersinde olmadıklarını fark etmeleri ile ilgili bölüm çok etkileyici. “At Hikâyesi” başlıklı hikâye özellikle zikredilmeli.
"Hiçbir entelektüel erkek, karısına kendini eve ada demeyi onuruna yediremez ama yaşamın böyle tecelli etmesinden gizli bir sevinç duymamak da ellerinde değildir. Olup biteni sessizce seyrederler genelde, kaderin, ağlarını kadının üzerine örüp, onu gündelik hayata boğmasına memnuniyetle izin verir birçoğu." (s. 152) "Sinemacı Kadınlar" hikâyesinden.