Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

Yazarın sıcak ve samimi bir anlatımı var. Hikâye kişileri yabancı değil, içimizden birileri. Bir çırpıda okunacak bir kitap. “Uzun Bir Secde”, “Yolcu” ve “Pencere Önünde Son Kez” hikâyeleri özellikle zikredilmeli.
“Dedim ki ihtiyara, bir kanomuz olsa, asılsak küreklere, sen oltaları salsan suya, kocaman kocaman somonları yakalasan, sonra da mangalı yaksak, somonları zeytinyağıyla yağlayıp ızgaraya dizsek, dumanları kanonun ortasından buharlara karışıp yükselse, karadaymışız gibi ayaklarımızı uzatsak, tramvaya yetişme derdi olmasa, matineyi kaçırma telaşı olmasa, saat beş zil çaldı trafik tıkandı stresi olmasa...
Sokaklardan, caddelerden salkım salkım insanlar geçiyordu.
İki katlı taş binanın merdiven sahanlığından büyük bir çığlık duyuldu. Bir kadındı.
Gözlüğünün altındaki ışıltılar kanlanmıştı. Köpeğimi kaybettim, dedi. Köpek, senin arzularındır, terk etmen gerekiyor, dedi ihtiyar. Kadın, yüzünü eğdi, rimel bulaşığı gözleri önüne düştü, munis, muti hal aldı.” (s. 90) "Park" hikâyesinden.
Yazarın kısa hikâyelerinin yer aldığı, öncekilerine göre hacimli kitaptaki metinler, önceki kitaplarında yer alan hikâyelerin tadını vermiyor. Tamamı olmasa da birçoğunun aceleye getirilmiş bir hali var. Buna rağmen; “Dağların Amentüsü”, “Karşılaşma”, “Takma Ayak”, “Bunak”, “Yılgın” ve “Dev” hikâyeleri zikredilmeli.
“Acemi bir yazar müthiş bir okuyucudur aslında. Kendi haletine yakın olanı bulur çıkarır, didikler, eskitir ve böylece yazarın aynasında tanır kendini. Benzerlikle ayniyetin arasındaki mesafeyi okur, yazdıkça çözer. Okur yazarlıktan geriye bir dost kitap kalmışsa şanslıdır yine. Yolcunun en iyi arkadaşı ancak kitaptır.” (s. 137) "Otobüste" hikâyesinden.
“O’ndan geldik...” diye başlayan, “İçimdeki çocuğun içli satırlarıdır bu...” diye devam eden kitapta otuzüç metin var. “Dönüş O’na...” ibaresinin yer aldığı son sayfaya kadar sıkılmadan okunacak metinler. Kapağında hikâye türü olduğu belirtilmesine rağmen, daha çok deneme niteliğinde yazılardan oluşan bir kitap; anne ve ölüm kavramları etrafında gezinen anlatı/denemeler.
“Ve anı kollarız, duaların kabul olacağına inandığımız anlar birbiri ardına gelir, aslında hiç kesintiye uğramaz, tüm zamanlar dua zamanıdır dolayısıyla.
Hâl ve zaman hemhâl olur, yoğrulur duayla... "De ki: Duanız olmasa Rabb’im size ne diye ehemmiyet versin" (Furkan/77)
Dua ile tutunuruz hayata, dua ile selam veririz ötelere, dua ile ulaşırız yüzyıllar öncesinde gelip-geçmişlere.” (s. 142) "Yakarış Sevdiklerimiz İçin" hikâyesinden.
Bir uzun hikâyenin yer aldığı kitapta, Tepeköy adlı yerleşim merkezinin oluşumu ve buraya yerleşen Hemşire Neriman, Polis Memuru Bulut, Başkan Samet Görmüş, Kahveci Hamdi, Öğretmen Oya, Doktor Ferit ve diğerlerinin kesişen hayatları anlatılıyor. Karakterler tanıdık ve içimizden. Ustanın eline, yüreğine sağlık.
Kitapta 22 hikâye var, daha çok, yazarın eski kitaplarından alınan hikâyelerden oluşturulmuş. Kitapta yer alan yeni hikâyeler ise yazarın anılarından yola çıkılarak kurgulanmış. Sıkılmadan okunacak bir kitap.