Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

Ethem Baran, öykü/hikâye severlerin mutlaka okuması gereken bir yazar. Kitaptaki; “Karanlık Ağaçlar Gecesi”, “Felak”, “Son Bir Kez”, “Bahçe”, “Çiy Düşmüş”, “Yoldan Geldim Yorgunum”, “Akşam Olmasın”, “Bayramlar Bayram Ola” başlıklı öyküler özellikle zikredilmeli.
"Bir sevdalıyı, aysız bir gece vakti vurmuşlar; iki kişi ölmüş. Sevdalı gecenin koynunda, sevdiği beyaz çarşaflı yatağında. Birisinin gömleği kan olmuş, öbürünün saçları. İkisini uzak köşelere gömmüşler; kuşlar ulak olmuş, sular kavuşturan..." "Ölümden Öte Yol" öyküsünden (s. 41)
“Eğer bir duvarın üstüne dal verip yaslanan hanımellerini görünce durup seyredebiliyor ve sevinçler içinde kalabiliyorsak; iki insanı bir araya getiren, aynı suskunluğa sürükleyen o derin, ortak noktayı bulabildik demektir.” "Sonrası Ayrılık" öyküsünden (s. 139)
Eğitim, iyilik ve güzellik ekseninde, daha çok genç kuşağa yönelik güzel şiirler.
Anlatımı ve kurgusu ile okuru heyecanlandıran öyküler. “Kayıp Eşyalar Bürosu” ve “Sakla Beni” öyküleri etkileyici.
“İnsanların başkalarında aradıkları sır aslında kendi kafalarının içinde ya da ruhlarının bir yerinde gizli. Başkasını didikledikçe kendinden uzaklaşır insan. Kendine dönmelisin. Kendi içine. Her şeyin sırrı senin o heyecanla çarpan kalbinin tam içinde, başka bir yerde değil.” "54 Numara’nın Esrarı" öyküsünden (s. 80)
Deneme türünün en önemli yazarlarından biri olan Ahmet Turan Alkan, kitapta yer alan yazılarla okuru edebi zevkin doruğuna çıkarıyor. Yazarın eline, diline sağlık.
Yazarın anlatımı ve öykülerin kurgusu ilgi çekici. “Tunç Çağına Dönüş”, “Yergösterici”, “Yaradılış” öykülerini severek okudum
“— Biz yelkovan kuşlarıyız. Bu boğazın ev sahipleri. Hepimiz aynı lanetle lanetlendiğimizden sürüler halinde dolaşırız. Birbirimizden ayrılamaz, yalnız kalamayız. Aynı günbatımlarını ve aynı gündoğumlarını hep birlikte kovalarız. Biz yelkovanlarız. Kâinatın zamanını tutarız kanatlarımızla. Ve asırlardır bizden sakladığı sırlarını çözmek için uçarız. Hiç durmadan, hiç durmadan uçarız.
...
— Dur gitme, dinle bizi. Biz de kâinatın sırrını çözmek için uçuyoruz. Yerle gök arasında duran her şeyi bilmek için. Biz de gayret kuşağını kuşandık. Deniz gibi askerimiz, kum gibi zamanımız var. Ezelden beri gördüğümüz her şeye, bu neden böyledir? dedik. Bundan ne çıkar, bilsek ne olacak? demedik. Sonunda yelkovan olduk. Bu tuz denizinde, bu tuz çölünde, bu tuzlu ruhlar arasında, bu tuzaklar üzerinde kaldık. Dur, dinle. Senin de zamanın yakın. Anlayacaksın, içindeki sesi dinleyeceksin. Dur, gitme, kaçma, dur.” "Yelkovanlar" Öyküsünden (s. 67, 69)