Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

“Düşünürlerle Kültür Sohbetleri” alt başlığı ile yayınlanan kitapta on dokuz fikir, ilim ve edebiyat adamının kültür, ilim, sanat ve edebiyat eksenli konuşmaları yer alıyor. Konuşmaların gelecek nesillere aktarılması adına kayda değer bir kitap.
Yazarın dili, üslubu, öykülerin kurgusu mükemmel. “Ve Demiştik”, “Her Dağın Kendi Kışı”, “Ormanların Gümbürtüsü”, “Üzerlik”, “Kızak”, “Kuş Yüzü Görmek”, “Dallar Kırılırken Rüzgâr Saklı Kalır”, “İşlengi”, “Pembe Gül” öyküleri özellikle anılmalı.
“Ne diyecektim tanışınca? Tüm kitaplarını okuduğumdan başlayıp hayatımda ilk kez bir yazarla tanıştığım için çok heyecanlandığımı, o yüzden konuşamadığımı, bir şeyler yazmaya çalıştığımı, Türkçe hocasının yazdıklarımı çok beğendiğini, bana klasikleri okumamı söylediğini... Yok, klasikleri karıştırmamalıydım. Onlardan zevk almıyordum; yerli yazarlar daha çok hoşuma gidiyordu. Kütüphaneden en son Sefiller’i almıştım diğer klasikler gibi yarım bırakmak üzere, o nemrut kütüphaneciye rağmen. Adamda bir surat var, al götür Yeşilçam’a, her filmde oynat, en kötü adam rolünde. Kaşla göz birbirine karışmış, öyle çatık, öyle iç içe... Ben, sulu karları çiğnemekten zırıl zırıl olmuş paçalarımdan utançlı, soğuktan kızarmış burnumu çekmekten perişan, camlı dolaplardaki aksimden tedirgin, pişman, korkak kitaplara göz gezdirirken, adamın bir daha aynısı bulunamayacak sessizliğini bozmuş olmanın suçluluğunu yaşardım.
"Şu kitabı alabilir miyim?" derdim parmağımı dolabın camına değdirmeden göstererek.
"Al getir!"
Sıkışmış kapağın açılışı, diğer kitaplara hızlıca bir bakış fırlatarak istenen kitabın alınışı, kapağı dikkatli kapatış, boş salonun gıcırdayan tahta zemininde ayak seslerini beyhude saklamaya çabalayarak nemrut beyin makamına varış…” "Çamlık Palas" öyküsünden (s. 89)
Doğu ve Batı’dan Portreler’in birinci kitabı. Ezop’tan İmam-ı Rabbani’ye kadar altmış dokuz doğulu ve batılı insanın deneme tadında anlatıldığı tadına doyulmaz yazılar.
Yazarın ikinci öykü kitabı. Şiirsel bir dili var. “Sararır” öyküsü etkileyici.
“Ben senin adını yazardım. Yatılı okulun duvarlarına, dolabımın içinde duran aynanın arkasına, kimya kitaplarının insanın uykusunu getiren sıkıcı resimlerine, padişahların yıllanmış, dalgın yüzlerine, coğrafya atlaslarının ne kadar yüksek olduğu anlaşılsın diye koyu kahverengiyle boyanmış küçücük dağlarına senin adını yazardım hep. Gitgide azaldı sonra seni yazdığım yerler, sonra... Ama kalbimde adın aynı kaldı hep: Hüzün. Adın hep aynı güzellikte kaldı.” "Mavi Bir Elbise" öyküsünden (s. 154)
Yazarın, ilk gençlik öyküleriyle, dergilerde yayınlanıp kitaplaşmamış öyküleri ve ilk kitabında yer alan öykülerinin oluşturduğu bir kitap. Kitapta on üç öykü yer almış, ilk öyküler olmasına rağmen sıcak ve okuru çeken bir anlatımı ve kurgusu var.