Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

Yazarın, anlatımı içten ve samimi. Tanıdık karakterler, tanıdık sesler. “Mevlid” ve “Güneşe Yürümek” hikâyelerini beğenerek okudum. Kocasının ölümünden sonra mevlid okutan kadının düşünceleri çok güzel ifade edilmiş.
“Hafız evden çıktığında sanki ölenin ruhu, melekler, cennet kokuları, nedametle paklanan duyarlıklar da onunla birlikte gitmiş; evdeki gül kokuları pencerelerden uçmaya başlamıştı. Namazbezleri, tülbentler boyuna doğru hafifçe kayıp, kaydırılıp yaşam, hafızın çıktığı kapıdan bin işveyle içeriye dolmaya başlamıştı. "Mevlid" hikâyesinden (s. 37)
Sıkılmadan, bir çırpıda, edebiyatın zevkine vararak okuyabildiğim kitaplardan biri. Yazarın diline, eline sağlık. “Teyzemin Aynasız Günü”, “Anemon Çiçeği” güzel hikâyeler.
“Geç kalmıştık kolay yoldan mutlu olmak için. Birden doyumsuzluk zili çalmış da mutsuzluk kampanyası başlamış gibi kederliydi şimdi herkes. İnsanlar kendi gölgelerini bile kıskanır olmuştu.” "Gast Arbeiter" hikâyesinden.
Kâğıdı ve baskısı kaliteli bir kitap. Defalarca okunmalı. Hikmetler Kitabı’ndan her okurun faydalanması düşüncesiyle, birkaç satırı paylaşmak istiyorum.
“Israrla dilediğin halde bağışların gecikmesi seni umutsuzluğa düşürmemelidir. Çünkü Allah duaların kabul olunacağına söz vermiştir. Ancak kabul edeceği dilek senin kendin için beğendiğin değil, O’nun senin için beğeneceği olacaktır. Ve kabul, senin istediğin zaman değil, O’nun istediği zaman olacaktır.”
...
“Hakk’ın gidereceği bir ihtiyacın için başkasına dilekte bulunma. O’nun senin için vermediğini başkası nasıl verebilir? Kendi ihtiyacını gidermekten aciz olan başkasınınkine nasıl güç yetirebilir?”
...
“İşlediğin suçu, Allah’ın bağışlaması konusundaki zannını sarsacak ölçüde büyütme. Rabbini bilen, keremi yanında hiçbir günahın büyük olmayacağını da bilir.”
...
“O’na yakınlaşman, O’nun sana olan yakınlığının bilincine varmandır. Yoksa sen nerde, O’nun sana yakınlığı nerde?”
Bir çırpıda okuduğum kitaplardan biri. “Mezarına İzmarit”, “Dede ve Torun”, “Caddelerden Birinde”, “Bulutlar”, “Kürek” hikâyelerini beğenerek okudum.
“Gözlüğümü çıkartırsam, iki buçuk derece miyop gözlerim, sizinle aynı dünyayı görmeme engel oluyor, dedi. Gözlük camlarım renkli olduğundan, gözlüğümü taktığımda da sizinle aynı dünyayı görmüş olmuyorum, diye ekledi.
Şu halde gözlerimizi yumalım, dedim; bakın şimdi ikimiz de aynı dünyayı görüyoruz.” "Aynı Dünya" hikâyesinden (s. 84)
Senai Demirci, şiirsel bir dille, Peygamber Efendimizi anlattığı bu eserde okuru mest ediyor. Aynı bölümü defalarca okumak istiyor, hak verdiğiniz bir serzeniş ya da tespite takılıyor, yeniden önceki satırlara dönmek durumunda kalıyorsunuz.
“Ey kalplerin sevinci, ey gönüllerin neşesi.
Sen geldin diye, sen lütfedip bize konuştun diye, habire yakıp durduğumuz hırs ateşimizi söndürmeliydik.
Sen geldin diye, sen bize yüzünü gösterdin diye, habire eğirip durduğumuz bencilliklerimizi çözüp dağıtmalıydık.
Sen bize konuştuğun halde, sen bize yüzünü gösterdiğin halde, biz kendi ateşlerimizi küllendiremedik, söndüremedik, soğutamadık.” (s. 26)
“Zalimleri bile zalimce öldüremeyeceğimizi söylerken sen, masumları da zalimce öldürenlerden yana olduk.” (s. 36)
Oysa sen düşmanına bile dua ederdin.
Ebucehil’in de hidayetini istedin.
Seni taşlayanlara kızmadın, öfkelenmedin.
"Onlar bilmiyorlar Ya Rab" dedin, "onları bağışla..."
Sadece acıdın. (s. 47)