Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

“Savaş ve Edebiyat” ve “Türk Hikâyesinde Çanakkale” başlıklı giriş bölümlerinden sonra kitapta, Çanakkale Savaşı odaklı yirmi beş hikâye yer almış. Hikâyelere küçük resimler ve gravürler eklenmiş. Son bölümünde “Çanakkale Savaşları Kronolojisi”nin bulunduğu kitap, kalıcı ve güzel bir seçki.
İlk kitabı “Hayat Kanatlanmaktır” ile tanıdığım yazarın, denemelerinden oluşan kitapta, üslup ve dilinin daha akademik olması nedeniyle ilk kitabın verdiği edebi sıcaklığı ve içtenliği bulamadım.
Yazarın ilk öykü kitabı. On bir öykü bir araya getirilmiş. Adana’da, üç katlı ahşap bir evin üçüncü katında oturan, kimsesiz ve yaşlı bir kadının, dış kapıyı açmak için evin iç basamaklarından inerken, geriye dönüşlerle çocukluğunu ve yaşadıklarını hatırlaması üzerine kurulan "Basamaklar" başlıklı öykü mükemmel.
“Bu son yıllarda, eski anılar daha kolay anımsanır olmuştu. Üç, beş gün önce yaptıklarını unutuyor; ama nasıl olduğunu bilmeden, küçük bir ipucuyla bir anda çocukluğuna, gençliğine dönüyor; neredeyse yaşıyormuşçasına, renkleri, sesleriyle o eski günleri anımsıyordu.
Annesi Van’ı terk etmek istememişti; ta ki, kentin öte ucunda yükselen dumanları görüp, silah seslerinin gitgide yaklaştığını anlayıncaya dek.
Enver Paşa’nın Sarıkamış’ta yenilgisinden sonra ordu bozulmuş, Ruslar Van’a inmeye başlamışlardı. O yıllarda Van, Ermenilerle Türklerin birlikte yaşadıkları küçük bir kentti. Kentin bir bölümünde Ermeniler, bir bölümünde ise Türkler yoğunluktaydı. Zaman zaman çatışırlardı; ama, iki toplum arasında yakın arkadaşlıklar kurulduğu, kız alıp verildiği de görülürdü. Yine de, uzunca bir süredir, bir şeyler olabileceği seziliyordu.
Bir an duralayıp, bir basamak daha indi yaşlı kadın.
Van, o günlerde, Ruslardan önce Ermenilerin istilasına uğradı, denebilir. Sarıkamış yenilgisinden sonra, Ruslardan güç bulan Ermeniler, sivil halka saldırmaya başlamışlardı. Birçok Türk’ü silah zoruyla bir camiye doldurmuşlar, yakmışlardı. Oğlunun erkeklik organının kesilip ağzına tıkıldığını gören bir anne aklını oynatmış, kendini öldürmüştü. Olan biten, insanı dehşete düşürecek boyuttaydı. Kentin erkeklerinin çoğu askerde olduğundan, bunların da büyük kısmı şehit düştüğünden, savunması zayıflamış olan Van’da milis kurulmuştu; ama uzun süre dayanamayacaklarını; hele Ruslar gelirse perişan olacaklarını biliyorlardı. Bu yüzden birçok evde denkler yapılıyor, göç etmeye hazırlanılıyordu.” “Basamaklar” öyküsünden. (s. 109, 110)
Yıllar önce dergilerden tanıdığım, günümüzde ismine rastlayamadığım şairin, bildiğim kadarıyla ilk şiir kitabı. Şiirlerine ayırdığım zamana acımadığım sayılı şairlerden olan Yaşar Akgül’ün şiirleri her zaman okunacak cinsten.
“Kayıp Bahçenin Çocukları” ile tanıdığım yazarın şiirsel bir anlatımı var. Kitapta yirmi iki kısa hikâye yer alıyor. “Amcamız”, “Asr”, “İki Kocaman Şeker”, “Sınav Sonucu” hikâyeleri çok güzel.