Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Hıfsullah Altaçlı Tarafından Yapılan Yorumlar

"Ey kutsal ağrı! Biz böyle olsun istememiştik. Canımız yanmasın diye ektiğimiz haşhaş tarlaları üzerinde, binlerce çıngıraklı yılanın dolaştığı, ama çıt çıkmayan saraylar inşa ettik. Ağrımayan başlarımıza, ışıldamayan binlerce gözle süslenmiş taçlar giydik! Mazlumların seslerini yalıtmak için, ahşap pencerelerimizi plastik pencerelerle değiştirdik.
...
Ey kutsal ağrı! Gel ve sessizliğimizi boz! Kulakları sağır etsin çınlayan sesin! Başımızdaki tacımızı ağrıdan bir çelenkle değiştir!" diye sesleniyor, A. Ali Ural, Acı Duymayan Çocuk Denemesinde (s. 19, 20) Denemelerde bir hikâye tadı var. Mazlumlar için, baş ağrısına katlanacaklar okumalı.
Sandal Sefası ve Ağlayan Çınarlar Parkı’ndan sonra yazarın üçüncü kitabı. İlk ikisine göre; kurgu ve anlatım yönüyle ikisinin de gerisinde kalmış hikâyeler. Bu hikâyelerden; "Hamamböceği", "Gözleri Bozuk Yaşlı Adamlar" okunmalı.
Altan Deliorman’ın, bu yurdun kıymetli insanlarının hayat hikâyelerini anlattığı yazılarını Türk Edebiyatı Dergisi’nde takip etmiştim. Bu yazıların bir araya getirilmesi beni çok sevindirdi. Her kesimin faydalanacağı bir eser. Mutlaka okunmalı.
A. Ali Ural’ı Posta Kutusundaki Mızıka eseri ile tanıdım. Yazarın “Kaçış Hikâyeleri” zevkle okuduğum ikinci kitabı oldu. Diğer eserleri bir yana; sözünü ettiğim iki eserinde de edebiyatı dolu dolu hissettim. Nöbetçi Eczane, Korku Tüneli, Pencere, Yirminci Kat gibi hikâyeler mükemmeldi. "Taç" Öyküsünden bir bölümü paylaşmak istiyorum. “Onun odasını kitaplar doldururdu. Bu kadar kitabı olan bir adamın, bu kadar çok sorusu olması, bana onun kafasındaki sorulara cevap değil, kafasındaki cevaplara soru aradığını düşündürürdü. Bu yüzden o yokken kitaplarını karıştırır ve suç delillerini bulmaya çalışırdım. Bir gün masanın üzerine altı çizilmiş satırları görünecek şekilde kitapları dizecek ve iş dönüşü babamı masanın arkasına geçirip fotoğrafını çekecektim. Eminim ki babam elini yüzüne kapamayacak, zafer işareti yerine bana gülümseyecek ve ben bu gülümsemenin de bir soru işareti olduğunu anlayamayacaktım. (s. 85)
Selçuk Baran’ın bütün öyküleri bir arada. Toplu öyküler, yazarın yaşadığı yılları çok güzel anlatıyor. “Ülkemi, ülkemin insanlarını kurtarmakla meşguldüm. Ülkemin insanlarını kurtarmak, insanlığı kurtarmak anlamına geliyordu bir bakıma. Bu yüzden çok, ama çok meşguldüm. Bu önemli işimden başka bir şey düşünemiyordum. Yazık ki, insanlık bir yana, tek kişiyi bile kurtaramadan tutuklanıverdim.” (s. 320) dedirtiyor, "Kış Yolculuğu" öyküsündeki karaktere. Çok hacimli kitapta -712 sayfa- anlatımı ve kurgusu usta işi öyküler var. Odadaki, Konuk Odaları, Anne, Işıklı Pencereler, Ablam, Arif Hikmet Bey, Öğle Saatleri, Acı vb. gibi.