Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Mufazzal Tarafından Yapılan Yorumlar

21.05.2024

Demirden Adamlar adlı bu eser, Moğolları; Cengiz Han ve Hülagû Han aralığındaki zaman zarfında ele almaktadır. Aslında tarihî roman olarak geçiyor ancak tarihî kaynaklarda yer alan hadise ve cümlelerin az-biraz hayalle kurgulanmasıyla ortaya çıktığı bariz. Zaten Muharrem Uçan'ın bana bizzat beyanı da bu yöndeydi. "Sadece ufak tefek hayalî cümleler eklediğini" söyleyerek tarihî rivayetlere sadık kaldığını belirtmişti.

Hz. Ali'nin bu romanda odak noktası yapılması, beni biraz şaşırttı açıkçası. Hz. Ali'ye izafe edilen Moğollar hakkındaki bir sözden yola çıkılarak bu romanın yazıldığı da ayrı bir konu. Bu noktada şaşırdım ve açıkçası pek doğru bulmadım. Çünkü bazı rivayetlere şüpheyle bakmamı sağladı bu vaziyet maalesef...

Muharrem Uçan'ın roman üslubu da gayet akıcıydı. Öyle ki bir solukta, yani bir günde rahatlıkla bitirebildim. Bence ilk roman teşebbüsüne göre gayet başarılı...
20.05.2024

Nihal Atsız’ın meşhur romanı ”Bozkurtların Ölümü”, tarihî romanlarımız arasında seçkin bir yer edinmiştir. “Destan şairi” olarak ünlenen Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu da bu romandan çok etkilenmiş ve onu nazma çekmeye karar vermiş. Hatta bu konuda Atsız’dan da destek görmüş, nihayetinde bu kitabı meydana getirmiş...

Bozkurtların Ölümü, geniş ve hacimli bir olay örgüsüne sahip. Açıkçası bu kadar kapsamlı bir hâdiseler yumağını şiire dökmek, üstelik kafiye ve redif düzeninde tekrardan kaleme almak, bence büyük maharet ister. Nitekim Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu da unvanına layık bir şekilde bu işin üstesinden gelmeyi başarmış.

Bozkurtların Ölümü romanındaki olayların içinde barınan heyecanı bünyenizde taşımak ve bunu şiir kalıbında hissetmek istiyorsanız, bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye edebilirim.
20.05.2024

Ahmed es-Seyyid, risale diyebileceğimiz hacimdeki bu eserinde, hususiyetle Müslüman gençlerin, yeni çağda karşılaştıkları modern şüphelere nasıl yaklaşması gerektiğini ve bunu hangi metotlar dahilinde kavrayabileceğini anlatmış.

Bu eserde eleştirel düşüncenin kurallarını verirken aynı zamanda modern şüphelere üzerinden örneklendirilmiş. Bakıldığı zaman kısa ve öz bir eser. Ama daha detaylandırılsa imiş eserin niteliğine ciddi bir katkı sağlayabilirmiş.

Eleştirel düşünce için güzel bir giriş kitabıydı. Okuması kolay ancak uygulayıp öğrenmek zor olacaktır...
20.05.2024

İçinde debelendiğimiz bu hız kültüründe, bize dayatılan pozitiflik çağrısı ve sürekli ilerlemenin damarlarımıza şırınga edilmesi, aslında bizi “kişisel gelişim talebimiz var”mış yanılgısına itiyor.

Bu yüzden çok satan raflarından düşmeyen kitapların konsepti umumiyetle kişisel gelişime irca edilen hayat dersleri (!) içerikli hezeyanlar oluyor.

Brinkmann, bu eserinde, bu kişisel gelişim furyasına itiraz sesi yükseltiyor. Kendisini, bu curcunanın tam karşısına konumluyor. Onları, kendi silahlarıyla vurmak adına 7 adımlı bir strateji izleyerek, onların tavsiyelerinin tam tersinin neden mantıklı olduğunu izah ediyor.

Stoacı felsefenin pratik uygulamalarına çokça dem vuran yazar, şükran duyduğu bu düşünceye kitabın sonunda bir de bölüm açmış. Bu düşünce hakkında kuşbakışı bilgi sahibi olmak için ideal.

Bu kişisel gelişim hengamesine bir taş atmanın, okur olarak benim nazarımda değerli olduğunu ifade etmek istiyorum. Umarım ki bu istismara karşı itiraz sedaları yükselir...
23.01.2024

Sinan Ayhan, “Kritikler” adını verdiği bu eserinde, aklın üç çeşidini kritik etmiş: Teorik, pratik ve girift. Teorik ve pratik aklı zaten birçok bilim dalı sayesinde artık tanıyoruz. Ama “girift akıl”, yazarın üstüne basa basa anlattığı yeni bir kavramdır. Girift akıl, yazarın da isimlendirdiği gibi gerçekten karmaşıktır. Bir bilinç akışı tekniğiyle bütünlük sağlar, düşüncelerini düzene oturtur. Bizim medeniyetimizden ışığını alır ama başka medeniyetlerin mirasından pay almayı unutmaz.