Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Mufazzal Tarafından Yapılan Yorumlar
Eserin içinde derinlemesine bilgilerden ziyade olayların yorumlanması üzerinde durulmuş. Yani detaylı bir biyografi arayanlara tavsiye edemem ama bütüncül bir farklı bakış açısıyla Atatürk'ün hayatına bakmak isteyenlere tavsiye edebilirim. Tabii, bu eserin bir yabancı gözüyle ve o yabancının mensup olduğu ülkenin siyasî hareketleriyle örtüşen yorumlarla yazıldığını hesaba katmak gerek.
İnsanın acıya karşı dijital tepkimesini, sosyolojik ve psikolojik karşı koyuşunu ve acıya karşı olumsuz tavrını ele alan yazar, bu görüşlerini toplum üzerinden uyarlayarak anlatmıştır. Acının özünü, gerçeğini ve etiğini güzelce irdelemiş; insanın acıya sadece bedenî bir reaksiyon olarak bakmaması gerektiğinin altını çizmiştir. Bence ufuk açıcı bir kitaptı. Acıya karşı çoğu görüşümü değiştirdi...
Sultan Baybars hakkındaki bu roman, daha çok Baybars'ın çocukluğundan Ayn Calut Savaşı'na kadar olan süre zarfını romanlaştırmış. Geri kalan kısımdan ise birkaç sayfada kısa cümlelerle bahsedilmiş.
Açıkçası roman, beklentimi karşılamadı. Baybars'ı karizmatik bir lider olarak “kusursuz” imajıyla gösterilmesi bir yana, anakronik kurgular da mantık hatası içeriyordu. Baybars'ı “Turancı” gösterme gayreti yahut Baybars'tan müneccim yaratıp Osmanlı'nın kurulacağını bilmesi gibi mesnetsiz kurgular, romana olan inandırıcılığı zedelemiş. Ancak adı üstünde: Roman... Bu yüzden pek kızmaya hakkımız yok sanırım. Sonuçta ispatlamak gibi bir kaygı yok ve olaylarda istenildiği gibi oynama yapılabilir.
Okuyacak kişilere edebî olarak kesinlikle romanı tavsiye edebilirim. Çünkü kurulan diyaloglar ve üslubun akıcılığı, romanı okunur kılıyor. Üstüne kendisine de bağlıyor... Fakat tarihî olarak görüşüm olumsuz yönde.
Şairimiz, bu kitaptaki şiirlerinde tema olarak umumiyetle aşkı işlemiş. Tabii ki bu şairin kendi tasarrufundadır. Şiirlerinin bir kısmında kafiye ve redif varlık kazanmış. Ancak şiirlerin ekseriyetinde ise şair, kafiye ve redife yoğunluk vermek yerine musikisini, ritmini daha fazla ön plana çıkarmış. Bence bu, şairin bilinçli hareketi. Şiirde musikiyi daha çok mühimsediğini, kulağa estetik açıdan güzel gelmesini özümsediğini düşünüyorum.
Süleyman Kocabaş, bu eserinde Türklerin adalet temelli devlet anlayışlarını ele almış ama maalesef İslam öncesi ve sonrası devletlere çok az yer vererek, genelde Osmanlı üzerinden değerlendirmiş. Bunun bir kusur olmasından ziyade isminden dolayı okuyucuyu soktuğu beklentiyi karşılamaması biraz sorun çıkarabilir. Onun dışında Türklerin bu sistemi nasıl işlettikleri ve sonunda işleyen sistemin nasıl çöktüğünü izah etmiş. Kitapta farklı ülkelerdeki çağdaş bürokratların bizim hakkındaki düşüncelerine yer verilmesi, eserin en beğendiğim yönüydü.
Sürekli bir Batı mukayesesi ile bizi yüceltme metoduna sık başvurulması, eserde pek tasvip etmediğim bir nokta idi. Salt olarak Türklerin idaresinin zaten olumlu bir seyirde ilerlediği görülmekte. Bunun için Batı mukayesesine bu kadar fazla başvurulması gerekmezdi.