Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

mcan Tarafından Yapılan Yorumlar

01.12.2005

Bu romanda Meşa Selimoviç, dervişlik, hele Mevlevi fikriyatı ve tarikat
adabı konusunda hiç bir araştırma yapmadan kahramanına Mevlevi Şeyhi rolü
veriyor.

Terslik daha başta görülüyor. Mevlevi Şeyhi Ahmed Nuruddin'in ölümü
yaklaşanları teselli etmek için çağırıldığında yaptığı teselli
konuşmalarındaki ölüm anlayışı, ölüme Şeb-i Aruz, kavuşma gecesi diyen Hz.
Mevlana'nınkinden çok farklı.

Mevlevi tekkesinde şeyh ile müridler arasındaki ilişkiler, alelade insan
ilişkilerinden farklı değil. Tarikatta, Şeyh önünde mürid, teneşir tahtası
üzerindeki meyyit gibidir.

Bir Ahmed Nuruddin'in Hasan gibi birine bu kadar yaslanması,
kişisel problemlerini aşmak için kadılığı kabul etmesi, daha da zorlanınca
öldürülen Kadı'nın karısıyla evlenmeye kalkması, bir dervişin asla
başvurmayacağı çarelerdir.

Romanın sonunda Derviş'in ölümü bekleyişi ise, kapana kıslmış bir vahşi
hayvanın bekleyişinden farksız.

Meşa Selimoviç'in gerçek hayatında, Komünist Partisi'ndeki konumunu
kaybetmemek için kardeşinin kurşuna dizilmesine seyirci kalmasından duyduğu
pişmanlık, Yugoslavya Krallığı generallerinden birinin kızı ile
evlenmesi üzerine, burjuvalık ithamıyla Parti'den atılmasıyla daha da
şiddetlenmiş. Pişmanlığını bu romanla hafifletmeye çalışmış.

Selimoviç, bulunduğu zaman ve mekanda duygularını dışa vurma imkanı
bulamadığından, zaman tünelinde üçyüz sene geri gitmiş ve hikayesini orada
anlatmış. Ancak zamanda yaptığı bu yolculuk ona hiç yaramamış. Yolculuk
ettiği zaman dilimini, romanına konu ettiği kurumları ve romanının
şahıslarını asla gerçek rollerine oturtamamış.

Drina Köprüsü'nde Ivo Andriç, beşyüz yıl geri gidiyor ve orada dörtyüz yıl,
birkaç falso dışında başarıyla yaşıyor. Onu Nobelist yapan yetenek de bu
olsa gerek.