Toplam yorum: 3.285.014
Bu ayki yorum: 6.540

E-Dergi

Nilgün Yılmaz Tarafından Yapılan Yorumlar

09.11.2021

Bu kitapta sömürgeci İngiliz toplumunun tutumu  çok net bir biçimde gözler önüne seriliyor.

Burma bugünkü "Myanmar". 1930'larda doğunun en zengin ülkesi iken şu an son sıralarda. İngiliz sömürüsü.

1930'lu yıllarda orada polislik yapan Orwell'ın kendi gözlemlerini hikaye halinde anlatması şeklinde özetleyebiliriz kitabın konusunu. Orwell bu acı deneyimden sonra, polisliği bırakıyor. Hayata küsüyor adam. Lanet olsun diyor. Bak öyle bir şey bu.

Kitapta sömürüyü, yok oluşu, ırkçılığı, yok sayılmayı görüyorsunuz çünkü. Hem de herkesin gözünden.

Aslında zaten dünyada onların olmadığı, ele geçirmeği, haritalar üzerinde paylaşmadığı toprak parçası var mı bilmiyorum. Bu sömürgeciler eminim Ay’ı, Mars’ı falan da bölüşmüşlerdir aralarında.
Ama sıkıldınız belki kahrolmadı çünkü ne emperyalizm ne kapitalizm.

09.11.2021

Küçük bir kasabada yaşıyor romanın kahramanı Dorothy. Babası papaz ve cimri. Babasıyla yaşayan Dorothy'nin bir gün hafızası kayboluyor. Dolayısıyla kendisi de.

Tüm o yetiştirilme tarzı, tüm o dikteler, ahlak kuralları, yapılması gerekenler, üzerine düşen görevler, kimliği, statüsü, konumu hiç ama hiç birşeyin önemi olmuyor bu süreçte.

Çünkü kim Dorothy?Toplumun üst kesiminden alınıp, bambaşka bir kesimine konulan karakter.Haliyle en vasat işlerle başlayıp, elinden ne iş gelirse yapmaya, karnını doyurmaya çalışıyor Dorothy, çünkü ölecek, çalışmayana ekmek yok.Tam olana adapte olacakken Dorothy, farkına varıyor.Onun aydınlanmasına sebep olan her şeyi zaman zaman bizler de yaşıyoruz. İnsanları, eğitimi, dini, sosyal sınıf farklılıklarını, ekonomik koşulları, yaşamları, dayatılanları bizler de sorguluyoruz. Fakat değiştirmek için ne yapıyoruz? Bi’şeyler yapmak mümkün mü? Yoksa bu hayat sadece seyretmek için mi?
09.11.2021

Mine Söğüt'ü ilk kez okudum. Niye geç kalmışım dedim.Ölecektim satır aralarında. Soluk alamadım yer yer.Düğümlendi gırtlağım.Burnumun tepesine at oturdu.Gömdüm kafamı bilmediğim çukurlara.
İmgelemesine, uçuşan cümlelerine, o cümlelerinin penceresinin dibindeki et yiyen bitkisine hayran oldum.
Her hikaye, sayfanın başındaki başlıklarına bakınca yeniden belirdi gözümde. Yeniden yeniden defalarca. Bir de eşi fotoğraf resmetmiş, kitapta yer yer bu fotoğraflar. Eşi de penguen 'de karikatüristmiş, Bahadır Baruter.
Sanki hikayeler için, sanki hikayeler resimler için. Sanki hepsi özellikle bu hikayeleri kovalayanlar için. Sanki ne muazzam bi uyum.
Kapadım, açtım, okudum. İçim sıkıldı, okudum, okudukça sıkıldım, sıkıldıkça okudum. Canımı sıktılar, okudum. Biri gelip canıma ot tıkasın. Yoruldum. Yoruldukça daha çok okudum. Ağlamak istiyorum'lu çok kitap okudum ben. Çünkü ağlamak istiyorum, ayarsız, umutsuz, kimsesiz, ıssız, kıyısız, köksüz, ve daha bir çok yoksunluk ekine.
09.11.2021

Adı Özgürlük şarkısı.

Sorgulayan, düşünen, öğrenen, öğreten, hisseden, hissettiğini söyleyen; bilgili, özel ve güzel kadınların var olabildiğinin, her dönem ne yapılırsa yapılsın var olabileceğinin ilmek ilmek işlendiği bir Roman Jane Eyre.

İçerikteki kurgu aslında, kitabın esas amacının yanında sadece kurgu. Varacağı noktaya vardı çünkü kitap. 

Tüm o karmaşanın, süssüz huzuru bu kitap; diliyle yalınlığıyla, hatta uzayıp giden noktalı virgülleriyle bitmeyecek bir kitap, asla bitmeyecek bir edebiyat ürünü, asla solmayacak bi klasik; var olma öyküsü.

Kimsesiz bir kızın, kendine kimse oluşunun hikayesi.

Aynı isimli filmi de güzel.
09.11.2021

Alexis Zorba ile keşke hepiniz tanışsanız, onun hayata bakışı, direnişi, sorgulayışı kabullenip, kabullenemeyişi yer yer kendimi bulduğum yer yer kaçtığım her şeydi. İnanılmaz hüzünlü ve nasıl aynı anda mutlu hissedebilir ki bi insan anlamam çok güç.
Peşine hemen filmini de izledim. 1964 yapımı, siyah beyaz, geleneksel ve gelenekselin sorgusu niteliğinde bi film Zorba the Greek.
Filmini izleyince daha da muazzam hissettim. Kendime anlam veremedim inanın hem ağlayıp hem gülerken. Okuyunca bütün günümü Zorba'yı anlamaya adadım. Ki zaten yazarının istediği de bu, onu keşfetmemiz. Onu tanımamız, tüm kanıksanmış her şeye karşı, bu yaşamdan bi Alexis Zorba geçti. İçimizdeki biri belki.