Toplam yorum: 3.285.024
Bu ayki yorum: 6.550

E-Dergi

zulcenahayn Tarafından Yapılan Yorumlar

09.10.2007

Kitap hakkında uzun uzadıya birçok şey yazılabilir; lehte ve aleyhte.

Beni en çok ilgilendiren ise kitabın sonunda yer alan otuz civarında harita oldu. Osmanlıyla ilgili bu haritalar, eldeki bilgiler eşliğinde yeniden çizilmiş. Yani ilk defa bu kitapta yayımlanıyor.

Kitap sayesinde, milletler arasındaki ilişkilerin ne kadar değişken bir şey olduğunu bir kez daha görüyoruz. Mesela Balkanlarda Osmanlı’ya ilk ciddi yenilgisini (1387) tattıran Boşnaklardan oluşan ordudur. Buna karşılık, Sırplarla ilgili bölümü hep birlikte okuyalım: “Sırp askerlerden oluşan bir bölük, Niğbolu zaferine büyük ölçüde katkıda bulunmuş ve Ankara Savaşında da Osmanlı ordusunda en güvenilir ve etkin grup olduklarını kanıtlamışlardı.” Sayfa 79 Sonrası malum. Boşnaklar en sıkı müttefikimiz, Sırplar ise en azılı düşmanlarımızdan biri oldu.
26.07.2007

Yazar, bu kitabında " HİLAFET " kavramını her yönüyle ele almış. Uzun ve yorucu bir çalışmanın mahsulü olduğu kaynak niteliğinde olan birçok kitapdan alınmış tafsilatlı açıklamalardan belli oluyor. Ayrıca eser, dipnot bakımından epey zengin tutulmuş; yazı ve resimlerle de bu durum pekiştirilmiş. Yalnız şunu ifade etmeden geçemeyeceğim. Benden önceki yorumcunun yazarı, "saltanatın islami bir kurum olduğunu ispatlamaya çalışmakla" suçlaması bizi hayretler içerisinde bırakmıştır. Acaba bu iddiayı eserin neresinden hangi sayfa ve cümleden çıkarmıştır çok merak etmekteyiz. Galiba kitap dil bakımından biraz ağır olduğundan anlatılmak isteneni tam anlayamamış, bu yüzden kasıtlı olarak söylendiğinde iftira sayılabilecek bu ithamı yapmaya cüret edebilmiştir. Müellif, kitabının başından sonuna kadar "Hilafetin, saltanatsız, hükümetsiz olamayacağını olsa bile geçerli sayılamayacağını izah etmektedir. Yoksa saltanatın İslami bir kurum olduğundan filan bahsetmesi çok cahilce olacağından müellifin böyle bir savda bulunması düşünülemez bile. Bir eserde anlatılmak istenen konuyu iyice anlamadan, manaları üzerinde düşünüp kafa yormadan hemen yorum yapmaya kalkışmak akıllıca bir davranış olmadığı gibi o eseri almayı düşünen kişileri de yanlış yönlendirmektedir.
04.06.2007

Evvelen, Milli Görüş bir teori değildir ki onun teorisyenleri olsun. Milli Görüşün ne demek olduğunu öğrenmeden bu görüş hakkında ahkam kesmemek lazım. Milli Görüş, kısaca ifade etmek gerekirse Kuvveti değil hakkı üstün tutan görüş demektir. Milletin aslıdır, tarihidir; inancı, ruh kökü ve kimliğidir.
Saniyen, İsmet İnönünün bu millete ve bu ülkeye ettiği zulümleri daha kimse geçememiştir. Yani bu alanda rekor, İnönü'dedir. Yalnız AKP nin bu konuda Milli şef'e (!) en yakın parti olduğunu belirtelim.
Salisen, Atatürk'ün etrafındaki pek çok kişinin ajan, muhbir, casus ve mason olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Dolayısıyla bu konuda yazarı suçlamak saflık olur.
Rabian, İslamcı demek, İslam dinine sıkı sıkıya bağlı, her işinde onun gösterdiği ölçülere uymaya çalışan, onu bütün herşeyden üstün tutan, emirlerine uymak ve nehiylerinden kaçınmak hususunda azami gayret sarf eden müslüman demektir. İslam günümüzde tek geçerli ve en son din olduğuna, kıyamete kadar da bu özelliğini koruyacağına göre bu sıfatı küçümsemek amacıyla bazı kişilere takanlar, ne kast etmek istiyorlar anlamış değiliz.
Hamisen, Erbakan bu asrın Abdülhamid Han-ı sani hazretlerinden sonra en büyük siyasetçisidir. Onun için bu zatın kimsenin övgüsüne ihtiyacı yoktur. Ülkesi için yaptıkları ortadadır. Tarih kendisini hak ettiği yere elbette getirecektir.
Sadisen, Muhterem Erbakan'ın bir sözü vardır ki o da şu sözdür: "" Atatürk hayatta bulunsaydı elbette Milli Görüşçü olacaktı. Zira, gerçekten bağımsız ve her yönden kalkınmış " BÜYÜK TÜRKİYE " hedefine sadece Milli Görüşün sahip çıktığını anlayacaktı. "" Evet, her ne kadar M. Kemal'i dini açıdan tasvip etmesekde bu söz doğrudur.
Sabian, kitap Milli Görüşçülerle Atatürk'ü karşı karşıya getirmek, onları Mustafa Kemal düşmanı gibi göstermek isteyenler için cevap mahiyetindedir. Ahmet Akgül ise Erbakan hocayı seven, ona hayranlık besleyen (ki bunda da son derece haklıdır) ilim ve fikir adamıdır. Her ne kadar bazı aşırıya kaçan düşünceleri olsa da (Erbakan'ın beklenen Mehdi olduğunu iddia etmesi gibi) bu gerçeği inkar edemeyiz. Bir Milli Görüşçünün gözünden Mustafa Kemal'i merak edenler bu eseri alabilirler.
19.05.2007

Kendisini " Es-seyfü'l-meslûl fevka rikâb-ı a'dâyi'l-İslâm fi Ankara " (Ankara'daki İslam düşmanlarının ense kökündeki, kınından sıyrılmış kılıç) olarak tanımlayan Mustafa Sabri Efendi merhum, bu kitabında Peygamber Efendimizin vefatından beri İslam’ın cevheri olan Hilafetin ilga edilmesi felaketini anlatmaktadır. Hilafet düzeni, Raşit halifelerden sonra gereği gibi uygulanmamasına ve zayıflığına rağmen, tarihin en karanlık dönemlerinde dahi Müslümanların vahdetini gerçekleştirebilmekteydi. Mustafa Kemal’in, iman ve şeriat bütünlüğü oluşturan bu güce karşı gelen bir tavır sergilediğini; siyaset ve idarede İslam’ı ölçüler yerine Batılı ölçüleri toplumuna kabul ettirdiğini görmekteyiz. M. Sabri Efendi, M. Kemal’in bu faaliyetinin Avrupalı devletlerin arzularıyla at başı gittiğini, Yahudi dönmelerin de buna arka çıktığını söylemektedir. Osmanlı üzerinde oynanan oyunlar ve yapılan saldırılar neticesini vermiş, sonunda Hilafet ortadan kaldırılmıştır. Mustafa Sabri efendi, Hilafetin tükenmez gücünü göstermek için şu satırlara yer vermektedir : " Kısaca Hilafet düzeni, son dönemindeki zafiyetine rağmen Haçlı bağnazlığı ve sömürü emellerinden kaynaklanan Avrupa saldırılarını püskürtebilirdi. Halifenin cihat ilan etmesiyle ümmet hemen saflarını sıklaştırır ve halifenin kalbi üzerine birleşir, onun vereceği emirleri beklerdi. " Sabri efendi aynı zamanda Hilafet karşıtı yazarlara da yer vererek onları eleştirmektedir. Şeyhin, önünden perdeyi çektiği en önemli ve ilginç sırlardan biride, Birinci Dünya Savaşının galibi devletlerin her nasılsa M. Kemale yenilmeleri hususudur. İngilizler dahice bir plan tasarlayarak M. Kemal’le anlaşıp İzmir’den çekildiler. M. Kemal muzaffer komutan ilan edilmişti. İngilizler ise bunun karşılığında birçok kazançlar sağladılar. Mesela Hilafetin ilgası gibi...
29.03.2007

Peygamber-i zi şan efendimiz bir hadislerinde " ...Alime gökte ve yerde olanlar hatta sudaki balıklar istiğfar getirip onun için Allah'tan bağışlama dilerler. Alimin Abid'e olan üstünlüğü dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz alimler peygamberlerin varisleridir. " buyurmuştur. İşte Mustafa Sabri efendi'de bu hadisdeki müjde ve övgüye kavuşan hakiki islam alimlerindendir. Bu büyük zata, Mustafa Kemal karşıtı olduğu için "MASON" sıfatını yapıştırmak tam bir insafsızlık, cahillik ve edepsizlik örneğidir. Hangi Mason, Hilafeti savunur? Şeyhul İslam Mustafa Sabri efendi bu eserinde, son derece mantıki izahlarla Hilafetin ne kadar mühim ve gerekli olduğunu açıklıyor; Kemalist devrimcilerin içine düştükleri büyük yanlışı ortaya koyuyor. Olayların hiç de resmi tarih de anlatıldığı gibi olmadığını görmek isteyenler için birebirdir bu kitap.