Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

29.01.2026

İyi bir Samsunlu olmama rağmen Mustafa Koldere'yi bilmiyordum. Tabii bunda çok uzun süredir yazı yazmıyor olması etkilidir. Hoca'yı oldukça donanımlı birisi olarak gördüm. Dahası Samsunluluk şuuruna sahip, iyi bir eğitimci ve bir kent aydını... Beğendim doğrusu. Neden devam etmemiş yazmaya, Samsun için kalem oynatması çok değerli olurmuş...

"2000-2001 yıllarında yazılan köşe yazıları, güncelliğini yitirmesinin de etkisiyle 2025'te neden kitaplaştırılsın? Kimin ilgisini çeker ki?" gibi soruların cevapları mesela Mirgün Cabas'ın benim de okuyup, beğendiğim "2001: Eski Türkiye'nin Son Yılı" kitabında kendini bulabilir... Orada Cabas, arşiv tarayarak eski Türkiye'yi anlatmıştı. Burada ise 2000 ve 2001 yıllarının yazıları bir bakıma bizim de nostalji yapmamızı sağlıyor. O zamanlar Samsun'un ve Türkiye'nin gündemleri nelermiş? Ben öğretmenliğimin ilk yıllarına döndüm mesela... Demek istediğim şu, yazılar benim çok ilgimi çekti. Samsun, milenyuma nasıl girmiş? O yıllarıma dönerek okudum...
29.01.2026

Emin Kaptan, "gidebilirdim, gitmedim, gitmeyeceğim" derken çok ciddiydi. O yüzden Samsun'a defnedildi, onun için o "Samsunsporlu Emin" olarak tarihe geçti.

Emin Abi gibiler sayesinde biz Samsunsporlu olduk ve Samsunspor'un önüne, sonuna herhangi bir isim konulamayacağına inandık.

Bence Emin Kar, köşe yazısı değil, kitabı yazılacak, belgeseli hatta filmi çekilecek bir karakterdir. Yaşadıkları bir film senaryosu olsa yeridir diye düşünürdüm. Nitekim artık onun, onu anlatan bir kitabı var. Oğlu, Av. Mustafa Kar'ın hazırladığı bu kitaba ben de editörlük katkısı verdim. Röportajların çoğunu yaparak, Emin Kaptan'a bir kardeşi ve Samsunsporlu bir taraftar olarak vefa borcumu ödemeye çalıştım...

Bu kitabı sadece Samsunsporlular okumamalı, insani bir öykü dinlemek isteyen herkes ve futbolseverler de okumalı...
29.01.2026

Kitapta tek kurşun sıkmadan şehit olan 90 bin askerimizin doğru olmadığı belgelerle anlatıyor. Bu insanların yiğitçe, düşmanla savaştıklarını anlatıyor. Ayrıca abartılı sayılarla oluşturulan bu efsaneyle savaşamadan boşuna şehit oldukları, hatta savaştıysalar bile yine boşuna şehit oldukları propagandası yapılıyor. Kitabın tezlerinden birisi şu, boşuna değil! Orada Rus ordusunu uzun süre tutarak, onların Batum üzerinden Çanakkale'ye veya İstanbul'a gitmelerini engellediler. Ve aynı zamanda yine Rus ordusunu orada tutarak ki, tam o sırada Rusya'da bir iç savaş var. Çarlık kuvvetlerine yardım etmesini de engelledi. Böylece Çarlık rejimi yıkıldı. Rusya savaştan çekildi. Yani genel toplamına baktığımızda bu insanlar asla boşuna şehit olmadılar.

Temel iki tezi bunlar. Kitabı da tarihi kaynaklardan,belgelerden faydalanarak yazmış ve mümkün olduğunca objektif bir şekilde, çok fazla yorum katmadan, elbette temel tezi var ama bunu kendi cümleleri yerine tarihçileri konuşturarak anlatmış.
29.01.2026

Çok başarılı bir akademik çalışma idi. Türklerin Müslüman oluşuyla ilgili zıt ve katı görüşler var. Bazıları tamamen kılıç zoruyla bazıları ise topyekûn ve gönüllü olarak İslam'a geçildiğini savunur. Prof Dr. Erkan Göksu ise din değiştirmenin sosyal, psikolojik, ekonomik, teolojik sebepleri gibi pek çok paradigma üzerinde dururken, Türklerin bir anda ve tek blok halinde İslam'a geçmediklerini, kronolojiye uygun bir şekilde anlatmış. Doğrusu ben çok istifade ettim.
29.01.2026

İletişim Donanımları da Doğan Hoca'nın kendine has tarzıyla kaleme aldığı bir eser. Kısa bölümlerden oluşuyor. Bilimsel ve akademik bir çalışma ağırlığıyla insanları boğmadan gayet başarılı bir üslupla anlatılmış.

Doğan Hoca'nın diğer kitaplarında geçen bazı kavramlara burada yine rastlıyoruz. Özellikle bu kitabın da korku kültürü ve birtakım kavramları tekrar ele alması, örneklerle anlatması önemli. Türkiye'deki bütün sorunların temelinde korku kültürüyle yetiştirilmiş insanların olduğunu fark edebiliyorsunuz. Kaldı ki ben de bunlar arasında yer alıyorum diyebilirim. Elbette onun seviyesinin çok daha düşük olduğu, daha özgür bir ortamda büyüdüm, yetiştirildim. Ancak toplumun geneline baktığımızda bu korku kültürüyle yetiştirmenin tam bir gelenek haline geldiğini görebiliyoruz.

İnsanların sevgilerini gösterememesi ya da sevgilerini gösterdiklerini zannetmesinde bile bu korku kültürünün hakim olduğunu Doğan Hoca gayet açık bir şekilde anlatmış.