Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

28.01.2026

Engin Geçtan bana popüler ve genç bir isimmiş gibi geliyordu. Oysa ki kendisi Türkiye'nin en eski psikiyatrlarından birisiymiş. Uzun yıllar yaşamış, çok iyi bir eğitim almış.

İnsan Olmak’ı yazmasının temel sebebini, sunuşta da belirttiği gibi, halka psikoloji anlatmak ve biz ortalama okurlara ulaşmak olarak belirlemiş.

Kitabı çok beğendiğimi söylemeliyim. Bence Türkiye'deki bütün psikoloji kitaplarının öncüsü olabilir. Kaldı ki, 1983 yılında yazılmış. Kitabın sindirilerek okunması gerektiği kanaatini taşıyorum.

İçerisinde önsöz ve epilog hariç on iki farklı bölüm var. Birey ve Toplum, Ana, Baba ve Çocuk, İnsanlardan Korkmak, Öfke ve Düşmanlık, Değersizlik Duygusu, Kaygı, Sorumluluktan Kaçış, Yalnızlık, Ortakyaşam İlişkisi, Nevrotik Kısır Döngü, Yaşam ve Ölüm ile Kendini Yaşamak başlıklarını taşıyan bu bölümlerin her birinin ayrı bir kitap olması gerektiği kanaatindeyim. Engin Hoca da bu bölümleri genel hatlarıyla anlatmış.


Gelgelelim,kitabı herkese tavsiye ederim.
28.01.2026

Tam bir Şermin Yaşar kitabı diyebilirim. Bu nedenle onun tarzını sevenler için de hayli ideal ki, ben de hoşlanarak okudum.

Annesizlik acısı çeken bir kadın ile çocuklarıyla bağı kopmuş bir annenin, bir tesadüf eseri bir araya gelmesi ve hikayelerini birbirlerine anlatması üzerine kurgulanmış bir roman. Temel öğe yalnızlık! Yine hüzün kokulu, hayata ve aslında bizim hayatlarımıza dair pek çok şey barındıran bir roman. Çünkü hem Selime Teyze'de hem de Meltem'de kendimizden, ailemiz ve çevremizden çok fazla iz var. Yaşar'ın bu sefer daha bir psikolojik unsurlar ama nasıl diyeyim, klinik psikologluk anlatılar ve karakterler oluşturduğunu düşünüyorum.
28.01.2026

Roman üç kuşaktan kadınların hikayesi; hatta dört de diyebiliriz. Çünkü Şehnaz'ın anneannesinin annesini de katabiliriz. Esme, doğrudan doğruya roman kahramanı değilse bile, anneannenin anlatıları içerisinde kendisine epeyce yer buluyor. Bu, bir kadın romanı diyebilirim.

unç'un bu romanda yaptığı şeylerden birisi de aile geçmişini deşmek. Ama Ayfer Tunç bence şöyle bir tez de ortaya koyuyor: Pek de deşmemek lazım oraları; pek öyle kurguladığımız, hayal ettiğimiz gibi değillerdir. Geçmişi kurcalama, geleceği deşme!

Hayatımızda bazen bir hadise olur. Bir kaza olabilir; bir diyalog olabilir. O, birden bizim hayatımızın miladı olur. Burada annesinin uyurgezerlik halini keşfetmesi ve birkaç gece bununla karşılaşması var. Bunun dışında ise, unutmak ve unutamamak kavramları üzerinde de çok duruyor. Hatırlamanın insanın belki de hem en büyük yardımcısı hem de en büyük belası olduğunu işaret ediyor.

Velhasıl, Ayfer Tunç okurlarını kesinlikle tatmin edecek bir roman bu.
24.07.2025

Henüz kırklı yaşlarının başlarındayken, İstanbul Göztepe SSK Hastanesi’nin başhekimi olan Koptagel İlgün, o süreçte yüz yaşını geçmiş olan ve adeta yaşayan tarih konumundaki Bayar’ın son ve özel hekimi oldu. Üstelik bunu Bayar’ın rica ve ısrarı üzerine gerçekleştirdi. İlgün, kendi tabiriyle “dupduru bir hafızası olan” Bayar’a çok şey sordu. Özellikle İlgün’ün de çok sevdiği Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili birtakım anıları ve yorumları bizzat Atatürk’ün son başbakanı ve çok sevdiği bir Milli Mücadele arkadaşı olan Bayar’dan işitmek elbette paha biçilmezdi.

Koptagel Hoca, yıllarca el yazısı notları, gazete kupürleri ve fotoğraflarla biriktirdiği bu anıları kitaplaştırmak gerektiğini düşünüyordu. Böylece “Celal Bayar’ın Son Doktoru Anlatıyor” adlı eseri ortaya çıkardı.
23.04.2025

Ortalama bir sosyal medya kullanıcısı olarak Behçet Hoca’yı anımsıyordum. Sonra bir arama yaptım ve son YKS’deki üniversite neti haberi, ardından Fatih Altaylı programı derken iyice yerleşti. Tabii akademiklink sayfasına girip biraz inceledim ve kitabı öyle okudum.
Konuşur gibi yazmış ki, bu iyi bir şey. Çünkü, zaten bir sosyal medya fenomeni ve oradaki tarzını kitapta da devam ettirmesi gerekliydi. Mevcut kitlesini alıştırdığı şekilde yazmalıydı.
Hasan’ın hikayesi gayet iyi bir başlangıç olmuş. II. Dünya Savaşı ve ABD uçakları çok güzel örnek olmuş.
60 saniye deneyi gayet güzel ve matraktı. Ben de sayıp, çevremi inceledim.
Mülakatlarla olan hikayeleri stand up tadında, eğlenceli… Bu arada “Babişko Asuman’ı” ben de hatırladıım.
Başarısızlıkları dinlemeli tezi orijinal ve değerli. Kitabın temelinde de bu var zaten. Ufuk açıcı, gerçekçi karamsar… Kişisel olarak ben başarısızlığıma inandım ama bunu anlayıp öğrendiğime de sevindim. Keza kaynakça da eğlenceliydi.