Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar
Peyami Safa’nın Attila’sı ile ilgili şunları söyleyebilirim.
Peyami Safa gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede odluğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde portresi çizilen fettan, güzel ve muhteris kadın tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. İldiko karakteri de buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali onu tesirli hale getiriyor sanki. Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmayı ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin ortak tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım. Peyami Safa, milliyetçi bir bakış açısıyla harmanlamış romanını. Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun adedini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor. Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Yıllar sonra bu eseri yeniden Türk okuruna takdim eden Ötüken Neşriyatı da kutlamak lazım.
Özellikle "Balkan Tipi Millyetçilik" denilen tarzın sıklıkla anlatıldığı, çoğu Birikim Dergisinde neşredilmiş yazıların derlendiği bir eser...
Keşke bu kitap bir roman olsa idi; keşke eserde geçen ülke ve olaylar tamamen hayal mahsulüdür denilebilse idi... Çünkü o kadar acı ve hüzzam bir macera ki Adnan Menderes'in yaşadıkları, bütün bunların gerçek olduğunu düşünmek bile insanın içini yakıyor. Özellikle sf. 241'deki fotoğraf, derin bir acı bırakıyor gönüllerde... Yaptıklarıyla aradan geçen bunca zamana rağmen halen derin bir sevgi ve saygıyla hatılranan rahmetli Menderes ve arkadaşlarını daha iyi tanımak için mutlaka okunması gereken bir eser. Onu katledenleri kim, hangi sıfatla hatırlıyor, Türkiye'nin başvekilini hangi duygularla anıyoruz? İşte fark tam da burada...
Baba Evi ve Avare Yıllar'da tanıdığımız Katip, Cenmile romanında Cemile ile evleniyordu. Dünya Evi'nde ise evlilikle birlikte başlayan, fakirliğin getirdiği sıkıntıların sardığı ve sarstığı hayatları anlatılıyor.
Orhan Kemal'in kendine has dili ve tarzı burada da var. Olaylar Adana'da geçer. Baba Evi ve Avare Yıllar'dan sonra serinin birbirinden bağımsız gibi de okunabilecek üçüncü kitabıdır.