Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

25.09.2010

Romanın Batı Trakya ile hiç bir alakası yok, Avare Yıllar ve Cemile ile sürecek olan üçlemenin ilk kitabıdır ve Orhan Kemal'in hayatından çok ciddi etkiler taşır.
25.09.2010

Varoşların romancısı Orhan Kemal'den yine kendi tarzına uygun bir roman... İstanbul'da geçen hikayede fakir ama yakışıklı bir genç olan Mustafa'nın, sırf ailesi ve arkadaşları rahat edebilsin diye zengin Zülfikar beyin çirkin ve hasta kızı Hülya ile evlenmesi ama mahalleden aşkı Aynur'u da bir türlü unutamaması hikaye edilmiş. Farkındayım, sanki bir Yeşilçam senaryosu gibi ama gerçekten de tipik bir Yeşilçam senaryosu aslında... Replikleriyle, tiplemeleriyle, kostümleriyle...
04.09.2010

Bu kitapta, serinin diğer kitaplarının aksine futbolcu ya da altın kadrolar yok; ama sanki bir spor kulübü değil de bir semt hikâyesi var. Mesela ben İzmir’e gitmiş ve gezmiştim ama şimdi bunun beyhude olduğunu anlıyorum çünkü vapur saatini denk getirip de Karşıyaka’ya geçmemiştim.

KSK’ye ait hemen her şeyi bulabiliyorsunuz bu kitapta. Mesela basketbol takımının başarılarını... Ancak bir eleştiri getirmek gerekirse bence 1986-87 sezonu ayrıntılı anlatılmalıydı. Sanırım yazarın yaşının da etkisiyle daha çok 2000’li yıllar anlatılmış.

Ahmet Talimciler’in Yeni Asır incelemesi ve tespitleri hayli yerindeydi. Bir KSK kitabında tabiri caizse taraftar yaldızlaması yapılmayıp, eleştiriler de getirilmesi önemli bir hamle.

Hakan Gülseven yazısında az da olsa girilmiş ama bence KSK Çarşı’dan daha çok hatıra yer almalıydı kitapta. Hatta sırf taraftar grupları için ayrı bir yazı olmalıydı. Bence KSK’yi Türk futbolunda öne çıkaran şey yetiştirdiği futbolcular falan değil, unutulmaz bir 11’i bile yok ama tribün kültürü dediğimiz şey fevkalade…

Kitabın önsözüne çok uygun olduğu kanısındayım. Abartılı kahramanlık hikayeleri ( çok kısa bir Gode Cengiz güzellemesi var, o kadar- ) ve ‘biz hep doğruyuz’ söylemi yok; bilakis özeleştiri de var.

İletişim’den bir KSK kitabının çıkacağını 2006 yılında iken duymuştum. Epeyce gecikmiş bir kitap…

Yazar kadrosunun ekseriyetle siyaseten sol görüşlü olduklarını görüyoruz. KSK camiasının genel eğilimi midir bu yoksa biraz da öyle mi denk geldi bilmiyorum. Eğer öyle ise seçmen CHP ağırlıklı ama Yiğit Akın yazısında da belirtildiği gibi Karşıyaka’yı kapatan ve faaliyetlerine son veren de CHP dönemi olmuş. İlginç…

Sportif yönden sevenlerine hemen hiçbir şey sunamamış bir takım başarısızlığa rağmen nasıl böyle bir tutku ile sahiplenilirin cevabını alıyoruz

Kitaptaki yazılardan şöyle bir sonuç çıkardım. Bir Karşıyakalının en çok kızacağı üç şey; Karşıyaka yerine Karşıyaka spor denmesi; İzmir takımları birleşsin akl-ı evvelliği ve Altay, Göztepe, KSK’nin üç İstanbul takımının İzmir versiyonuymuş gibi takdim edilmesi…

Efsanevi ‘35,5’ felsefesi derinlemesine anlatılıyor. İlk İzmir’den başlayarak…
04.09.2010

Benim gibi Kırım'a ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. 18 Mayıs 1944 sürgünü merkezinde oldukça başarılı bir Kırım Türkleri hikayesi olmuş. SSCB döneminde Kırım yarımadasının ve oradaki Türklerin yaşadıkları ilmi bir yol takip ederek anlatılırken, sürgün ve sonrası da ayrıntılı bir şekilde işlenmiş. Ancak kitabın çok önemli iki eksiği var bence; birincisi kitapta bir kere bile Cengiz Dağcı'nın adının zikredilmemiş olması ilginç doğrusu... İkincisi ise kitap sanki 2010 yılının değil de 1995'in kitabı. Çünkü 1995 sonrasına dair hiçbir şey anlatılmamış. Açıkçası ben Kırım'ın ve Türklerin günümüzdeki durumunu da çok merak etmekteyim.
28.08.2010

Savaş esnasında Alman işgaline uğramamış bir bölgedir Karaçay Türkler'inin yaşadığı saha. Hatta pekçok Karaçaylı genç Sovyet Ordusunda savaştadır. Buna rağmen Stalin, Türkiye'ye hayli yakın oaln Karaçay yurdundan Türkleri atmaya kararlıdır ve savaşta iş birliği iddiasıyla çoğu kadın ve çocuk olan on binlerce Karaçaylı Rusya'nın iç kesimlerine sürülmüş ve çoğu yolda ölürken, kalanlar da vatanlarından ayrı çileli bir ömür yaşamılardır. Yazar Bayramuk, bu eseri yazarken ( tıpkı Cengiz Dağcı'nın Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam romanlatı gibi ) edebi endişeden çok milli ve insani bir kaygı taşımıştır. II. Dünya Savaşı'nın en çok etkilediği milletlerden birisi de Türkler olmuştur maalesef ve bu roman bunun bir kesitini sunuyor bize.