Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

nihat058 Tarafından Yapılan Yorumlar

29.01.2007

İrlanda’nın küçük bir kasabası olan Shancarrig’de başlıyor öykümüz. Bahçesinde kocaman, kızıl bir kayın ağacı bulunan Shancarrig okulu öğrencilerinin okul döneminde ve sonrasında yaşadıkları, birbiriyle kesişen hayatları ve belki de gerçek sevgiyi arayışları "Aşk Bir Kere"...
Duygusal, fakat aynı zamanda cesur bir öğrenci olan Maddy, yetişkin bir kadın olduğunda kasabanın kilise papazı Peder Berry’ye kaptırır gönlünü. Çok kez buluşmalarına karşın, birlikte olmaya razı edemez Peder Berry’yi. Çünkü böyle bir birliktelik için pederin yeminini bozması gerekmektedir. Bunu yapmaz ve bir başka kasabaya gider. Yıllar sonra peder, Maddy’yi arar ve onunla görüşmek istediğini söyler. Geçen zaman hiçbir şekilde Maddy’ye unutturmamıştır Peder Berry’yi. Fakat bu çağrı hiç de umutları yeniden canlandırmayacaktır, çünkü peder gittiği kasabada bir başka kadına âşık olmuştur. Ve Maddy’den öğrendiği “hayat sadece bir kez yaşanır” gerçeğini yeni anlamıştır.
Maeve Binchy’nin diğer romanlarında olduğu gibi aşkın şiirsel bir anlatımı ile ilk satırdan son noktasına kadar hiç bırakılamadan okunacak bir roman "Aşk Bir Kere".
29.01.2007

Öğrenmeye meraklı, rafine zevklerin adamı iki arkadaş, sık sık bir araya gelip hayat, günlük şeyler, yemek, kadınlar, ilişkiler, kitaplar ve sinema üzerine sohbet ederler. Anlatıcı kahramanımızın hayatına giren bir kadın, bu sohbetlerin ağırlık noktasını kadın-erkek ilişkilerine kaydırır.

Cüneyt Koryürek "Çömez"de, “adam gibi adam” olmanın o kadar da zor olmadığını, “öteki” gibi düşünebilmenin, insanın kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olduğunu hatırlatıyor bize. Koryürek’e göre, insan kendisine duyduğu saygıyı karşısındakine de gösterirse, aynı şekilde karşılık bulur.
İşte bu karşılıklı saygı, aslında yaşamın ne kadar zevkli olduğunu da bize hatırlatacaktır.
29.01.2007

En yakın tanıdığımız… Sabahın ilk saatlerinden başlayarak hep bizimle olan... Uykumuzda da sessizce duran… Aynaların konuşturduğu, fotoğrafların öyküsünü anlattığı, resimlerin yorumunu yaptığı… Yüzümüz… Bizi biz yapan yüzümüz… İşte bu kitapta anlatılan odur.
Çocukluğunda yüzünün bozulmasına neden olacak bir hastalık atlatan Nicole Avril, yüzün gizemini araştırma isteği duymuş ve ortaya hem bir sanat hem de tarih kitabı, bir başka yönüyle de bir yolculuk öyküsü olarak nitelendirilebilecek “Yüzün Romanı” çıkmış.
Yüzü Eskiçağ’dan günümüze dek izleyen bu destansı kitapta, Yunanlılarda yüzün güçlükle göründüğünü, Romalıların çok makyaj yaptığını, Galyalılarda ten beyazlığının önemi gibi daha önce hiç bilmediğimiz birçok şeyi öğreniyor, ünlü ressamların ünlü tablolarındaki yüzlerin keşfine çıkıyor, Avril’in kendine mal ettiği hayalî bir müzeyi coşkuyla geziyoruz. Son iki yüzyılın yüzlerine geldiğimizde ise yazarın sesi şiddetli çıkıyor bu kez; katliamlara, toplama kamplarındaki parçalanmış yüzlere bakıyoruz hüzün ve başkaldırıyla. Nicole Avril zamanın sınırlarını yok sayarak, yüzdeki güzellikleri ve çirkinlikleri bir kitabın kapağı altında topluyor. Böyle bir şölene katılmamak ve onun bu kadar derin bir konuyu böylesine keyifli bir esere dönüştürmesine şapka çıkarmamak mümkün değil.
29.01.2007

Ocak 2005’te Türk Lirası’ndan altı sıfır atılmasına kadar uzanan bir macera... Türk parasının, özellikle bozuk paranın macerası. Cumhuriyet’in ilk günlerinden başlayarak bozuk paranın geçirdiği değişimler, dolaşıma giren yeni paralar, satın alabildikleri, ülkenin yaşadığı ekonomik sorunlar, paraya dair ilginç anılar, haberler ve ilanlar... Başar Başarır’ın CNNTürk için hazırladığı aynı adlı belgeselin kitaplaşmasıyla meydana gelen “Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili”, yakın tarihimize dair kapsamlı bir çalışma. Kitap, bozuk para ekseninde Türkiye’nin Cumhuriyet’ten bu yana yaşadıklarına da bir göz atma fırsatı sunuyor okuyucuya. Başarır, bu çalışma sırasında Cumhuriyet döneminde basılmış tüm bozuk paraları bir araya getiriyor. Belgeselin metninden yola çıkarak bu uzun macerayı detaylı olarak anlatan farklı ve eğlenceli bir metin ortaya koyuyor. Kitabın önsözünde de belirttiği gibi, o ne bir tarihçi ne bir iktisatçı ne de bir nümismat... Ama bozuk para konusuna kendini kaptırmış iyi bir araştırmacı. “Bozuk Para 1 Lira”, metin açısından olduğu kadar görsel olarak da doyurucu ve keyifli bir kitap. Sayfalar arasında rastlayacağınız eski ilanlar, haberler sizi renkli bir yolculuğa çıkaracak. Bu kitaptan sonra cebinizdeki yeni kuruşlara farklı bakacağınız kesin.
28.01.2007

1998 Femina Ödülü
1997 Euskadi de Planta Ödülü


Bir suçun etrafında dönüyor olaylar. Küçük bir kızın bir cinayete kurban gitmesinin ardından bir müfettiş peşine düşüyor katilin. Bu vahşeti yaşadıktan, bu vahşeti yaşattıktan sonra aynı kalacak, sıradan bakacak hiçbir göz yoktur diye düşünüyor müfettiş. Ve yüzlerde, gözlerde, tüm kentte arıyor onu. Ama İspanyol edebiyatının son dönem en önemli isimlerinden biri olan Antonio Muñoz Molina’nın "Dolunay" adlı romanı bu polisiye örgüyle sınırlı değil elbette, başka derinliklerde okunabilecek, mükemmel bir kurguya sahip gerçek bir edebiyat eseri o...
Bir değişimin hikâyesini de okumak mümkün "Dolunay"da. Bu romanın incelikle işlenmiş kişiliklerinin tümü okuyucuyu kendine bağlamayı biliyor. Müfettiş de bu romanın kahramanı, katil de, maktul de... Onların değişimi başka bir cazibe noktası oluşturuyor. Yaşanan dehşetten sonra adını bilmediğimiz o güney kentinde hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. İspanyol Dili Kraliyet Akademisi üyesi, bol ödüllü Molina’yı okuyanlar için de aynı şey geçerli kuşkusuz. Onların da hayatı asla eskisi gibi olmayacak.