Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

nihat058 Tarafından Yapılan Yorumlar

28.01.2007

Çağdaş Yunan edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Stratis Tsirkas’ın Lawrence Durell’in "İskenderiye Dörtlüsü"yle kıyaslanan üçlemesi "Başıboş Kentler"in birinci kitabı Türkçe’de. İlk kitap, Kudüs’ü kendine mekân olarak seçiyor. 1942-1944 yılları arasında Müttefiklere katılan gönüllüleri, Almanya’dan kaçan Yahudileri, her milletten sığınmacıyı, gizli ajanları, politikacıları, kaçakçıları ve maceracıları barındıran kentte kaygı ve korku hüküm sürmektedir. "Başıboş Kentler/Kudüs" de işte böyle büyük bir toplumsal yangının içinde bireysel hüzünlerin hikâyesini anlatıyor.
Romanın başında, okuyucunun tarihsel platformu daha iyi değerlendirmesini sağlayacak bir önsöz yer alıyor. O günlerin Yunanistanı’nın, yaşadığı zorlukları kavramak açısından büyük bir önemi var bu bölümün. Ama hikâyenin en can alıcı kısmı tarihî gerçekler değil; bu hikâyede ağaçlar kımıldıyor, kadın bedenleri ateşler içinde yanıyor, çeteler sokaklarda kol geziyor, herkes kendi hüznünü yaşıyor, kendi kaderini arıyor. Aşk, karışık ilişkiler, entrika döneme ve kente egemen oluyor. "Başıboş Kentler/Kudüs", zorlu bir dönemi anlatıyor, üstelik insanların hüzünlerini ve sevgiyi es geçmeden
28.01.2007

Bir piyanist... Her konserden önce korkular içinde kalıp, içkiye sığınmak isteyen... Roman başladığında onun yirmi iki gün sonra öleceğini biliyoruz. Ve romanın daha ortasına bile gelmeden vahşi bir cinayete kurban gidiyor kahramanımız. Ama roman burada bitmiyor, tam tersine belki de asıl burada başlıyor.
"Piyano", Goncourt Ödüllü Jean Echenoz’un hayatla sınırlamadığı bir roman. Yazar romanını üç ana bölüme ayırmış: hayat, araf ve cehennem yerine geçen kentsel bölge. Her üç bölümün de kendine özgü bir rengi, bir sesi var. Ve tüm bunlar okuyucuyu uyum içinde bir yolculuğa davet ediyor. Fantastik yanları da olan bu romanda sanata adanmış bir hayatın bambaşka bir şekle bürünmesine tanık oluyoruz. Kahramanımız ya da kurbanımızla birlikte önce eski, yaşanmamış aşkların peşinden gidiyoruz, sanatın heyecanını tadıyoruz, sonra arafta Doris Day’le bir aşk gecesi yaşıyor, Dean Martin’e rastlıyoruz ve ceza olarak Paris’i arşınlıyoruz. Şaşırtıcı, sınır tanımayan, eğlenceli, gerçek ile gerçekdışının arkadaş olduğu bir roman "Piyano". Edebiyatta sınırsızlıktan yanaysanız kaçırılmaması gereken bir fırsat
28.01.2007

İlk romanı "Arayış"la çağdaş Yunan edebiyatının önemli isimleri arasında yerini alan Nikos Temelis’in devam niteliği taşıyan ikinci romanı Türkçe’de. "Yıkılış", tüm değerlerin altüst olduğu, çalkantılı dönemlerden birinde geçiyor. Ve bu dönemden geriye sadece aşk ayakta kalıyor. 1884 yılında İstanbul patriğinin istifasıyla başlayan hareketin ışığında, kaderine razı olmak istemeyen bir genç kızın hayatı var romanın odağında. Hayatın devrimleri bu genç kadının kişisel devrimlerinin yanında anlamsız kalıyor nerdeyse.
Yunanistan’ın önemli siyasî kişiliklerinden biri olan Temelis, edebiyatın tarihin en iyi elçisi olduğu gerçeğinden yola çıkarak yazmış "Yıkılış"ı. Yazar, sağlam tarih bilgisi, sayfalarda hayat bulan karakterleriyle her okuyuşta başka bir yüzünü gösteren, gizemli ve girift bir roman ortaya koymuş. Aşklardan, savaşlardan, ihanetlerden, nefret ve ölümden söz eden, insanlık üzerine bir roman bu. "Yıkılış"ın da tıpkı "Arayış" gibi Türk okuyucusunun ilgisini çekeceği kesin
28.01.2007

José Costa, ortağı olduğu şirketin hayalet yazarıdır. Öğrenci tezleri, politikacı nutukları, “çok satanlar”a aday romanlar, kaliteli edebiyat yapıtları, kısacası akla gelebilecek her türlü metin, ücreti karşılığında ve gerçek yazarın asla ortaya çıkmayacağı güvencesi verilerek José Costa tarafından yazılmaktadır. Bir haber spikeriyle evlidir ve bir oğlu vardır. İstanbul’da yapılan adsız yazarlar konferansından Rio de Janeiro’ya dönerken, uçağı Budapeşte’ye zorunlu iniş yapar. Hayalet yazarımız, tek kelimesini bile anlamadığı Macarca’nın büyüsüne kapılır, çünkü bu dil “şeytanın saygı duyduğu tek dildir”.
Rio’ya dönüşünde, Alman bir işadamının anılarını romanlaştırması istenir. “Jinograf” adıyla ve işadamının imzasıyla yayımlanan roman büyük başarı kazanır. José Costa’nın karısı Vanda da bu muhteşem eserin “yazarına” hayranlık duyacak ve “yazarla” arasında doğan yakınlaşmaya kendini bırakacaktır. Hayalet yazarımız bir kıskançlık krizi sırasında romanı kendisinin yazdığını karısına açıklar. Göz önündeki birçok konuşmanın, makalenin, romanın gerçek, ama gölgedeki yazarı olmanın verdiği o garip haz ilk defa olarak ona yetmemiştir.
“Budapeşte”, ülkesi Brezilya’da ve diğer ülkelerde heyecanla karşılanan, sadeliği ve derinliği şiirsel bir dille birleştiren bir yapıt.
28.01.2007

1942. İkinci Dünya Savaşı’nın en yoğun günleri, Kahire... İngiliz ve Alman casuslarının cirit attığı başkent Kahire. Nazi işgalinden kaçıp Kahire’ye sığınmış Yunan komünistleri. Herkes birbirine kuşkuyla bakıyor, komünistler için birbirlerine güvenmekten çok güvenmemek önemli. Bu savrulmuş insanlar birbirlerinin yüzünde belki de kendi hüzünlerini, çaresizliklerini ve kederlerini bulmaktan korkuyor. Yunan edebiyatının Faulkner’ı olarak ünlenen Tsirkas, “Başıboş Kentler 2 / Kahire”de Yunanistan’ın ve Ortadoğu’nun İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki durumunu ve Kahire’de yaşananları bütün açıklığıyla gözler önüne sererken, hikâyesini, hayal gücünün olanca genişliğiyle, tiplemelerinin çeşitliliğiyle ve tutkulu anlatımıyla zenginleştiriyor. Gerçek bir dünya bu, hem de duygu yüklü bir dünya; romanın rüzgârı sizleri okuma keyfinin ötesinde karmaşık sorulara, hayal kırıklıklarına, ama umut ve sevgiye davet ediyor