Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
alisalihk Tarafından Yapılan Yorumlar
Kara komedi bana göre değilmiş, çünkü okurken neredeyse hiç gülmedim. Trajikomik sahnelerde bile trajik ya da absürt yanlar daha baskındı. Yazar karakteri çok iyi yazmış, öyle ki hiç sevemedim. Ancak onun yaşadıkları bana pek bir şey katmadı. Düşüncelerinin sürekli değişmesi onu anlamamı zorlaştırdı. Kitapta bolca betimleme ve düşünce akışı vardı, depresyondaki bir zihniyet başarılı yansıtılmış olsa da olayların yavaşlığı beni kopardı. Özellikle karakterin son otuz sayfaya kadar hiç değişmemesi, son 150 sayfayı durağan kıldı. Diğer karakterler de hayatla mücadele ediyor ama Reva dışında belirgin bir değişim göremedik. Reva’yı da sadece ana karakterin önyargılı bakış açısından okuduğumuz için onun gerçek duygularına ulaşamadık. “En yakın arkadaş” dediği kişiyi anlamaya hiç çalışmadı. Yeraltı edebiyatı, kara mizah ve iç monolog sevenler için uygun olabilir, ancak benim için potansiyeli olsa da çok şey kaçırmadığım bir romandı.
Arada bir yorumlarımda "işte neden kitap okuduğumuzu hatırlatan bir kitap" diyorum; bu kitap da kesinlikle öyle. Başta sadece konusu ve Goodreads puanıyla ilgimi çekmişti, ama beklentimin çok üstüne çıktı ve tam zamanında okuduğumu hissettirdi. Konusu klişe gibi dursa da insancıl bir şekilde işlenmiş. Yazarın dupduru ve çarpıcı anlatımı, hayatın tokat gibi gerçekleriyle birleşince hikâye daha da içe işliyor. Hepimiz toplum ve aile beklentileriyle çevriliyiz; kimimiz bunları fazla önemsiyor, kimimiz yok sayıyor. Ama hangi yolu seçersek seçelim, sonuçlara biz katlanıyoruz. İşte böyle anlarda tanıdık bir dost, sorgusuz sevdiğin biri, hayatın "bu yöne git" demesi gibi oluyor. Eğer klişe aşk hikâyelerinden sıkıldıysanız, hayatın acımasızlığı içinde güzellik arıyorsanız ya da yıllar geçse de unutamadığınız biri varsa, bu kitabı mutlaka okuyun.
Wilhem Schmid'den yine çok etkileyici bir yazı.
Kitapta mutlu olmanın bu kadar abartılmaması gerektiği, zaten sürdürülebilir olmadığı ve mutsuzluğun insan hayatı için daha verimli bir özellik olduğunu anlatıyor yazar. Nasıl anlatıyor derseniz güzel örnekler veriyor ve inandırıcı konuşuyor ancak sanırım çeviriden kaynaklı olarak bir çok bilmediği kelime çıkıyor insanın karşısına. Bu kitabı anlamayı biraz güçleştiriyor o yüzden. Yine de anlatmak istediğini anlayınca depresyonda olan bir insana iyi gelecek bir kitap olduğunu ve mutlu olmayı takıntı haline getirenlere de farkındalık kazandıracağını düşündüğüm bir kitap.
Yazarın okuduğum ilk kitabı “Evelyn Hugo’nun Yedi Kocası”ydı ve çok beğenmiştim. Ana karakteri Merlyn Monroe ile karşılaştırıp duruyordum. Bu kitap da bu sefer 70’lerde ünlü birinin değil ünlü bir rock grubunun hikayesini anlatıyor. Nasıl bir anda dünyanın en çok dinlenen rock grubuyken her şeyin yok oluşunu daha doğrusu.
Yazarı gerçekten tebrik etmek lazım, insanı o yılları yaşamamış olsa da o günlere ve ünlü olmanın biraz da olsa büyüsüne kapılmanın nasıl bir şey olduğunu iyi anlatıyor. İnsan hiçbir zaman dümdüz bir karakter değil tabi yazar da bunu biliyor ve kötü alışkanlıklar, aşk, aile, arkadaşlık ve bağımlılık gibi duyguları da işliyor bolca.
Benim için çerezlik ama güzel bir kitaptı. Dizisi de çıktı yakında. Hatta kitapta bahsedilen ve sözleri yazılmış bütün şarkıları da gerçek hayata geçirmişler. Yinede Evelyn Hugo’yu daha çok beğenmiştim.
Bu kitaptaki olaylar diğerlerine göre sanki biraz daha farklı ve düşünülmüştü. En azından önceki kitaplardaki kadar hep ortada bir servet yüzünden işlenmiş bir cinayet yoktu.
Çözülen vakaların dışında Sherlock ve Dr. Watson’ın özel hayatında ise önceki kitaptaki gibi değişiklikler olmadı. Keşke Moriaty olayı daha fazla işlenseydi diyor insan.