Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

swordofsoul Tarafından Yapılan Yorumlar

20.03.2010

Tahammül edebildiğiniz takdirde harika bir maceranın sizi beklediği, doğumundan başlayarak hayatına, yükseliş ve düşüşlerine tanık olacağınız Fitz Chivalry'nin yaşam hikayesi gerçekten okunmaya değer. Eğer ki sadık bir fantastik okuyusuysanız muhakkak kütüphanenizde bulunması gereken serinin ilk kitabı, Fitz'in doğuşuyla başlayıp, kendisine biçilen suikastçilik görevini yerine getirirken karşılaştığı saray entrikalarının kendisinin hayatına malolacağı gerçeğiyle yüzleşmesiyle devam ediyor. Bir insanın kendisine yüklenen görevi, o görevden kurtulmak isteyişini, bu isteğine karşılık sevdiği insanlara verdiği dolaylı yoldan zararları ve bu zararların kendisinde yarattığı hırs, öfke ve intikam duyguları eşliğinde okunması gereken harika bir kitap...
29.12.2009

"Kan" ve "Kurşun" ya da "Gül" histerisine kapılmış bir psikosomatiğin mütemadiyen tutulduğu bir kriz esnasında eline kağıt ve kalem tutuşturduğunuzda yazdıklarını okuyabileceğiniz ve söz konusu hastanın psikoloğu olmanızı gerektiren ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir roman...
09.09.2009

Bugüne kadar Norman SPINRAD'ı nasıl fark edemedim diye üzüldüm "Druid Krallığı" 'nı okuyunca, tabii bunun baş sebebi HEMEN KİTAP'ın kitabın baskısını yapmamış olması ve iadeden gelen kitap sayesinde "Druid Krallığı" 'nı okuyabilmemdir. Norman SPINRAD fantastik edebiyatı ve tarihi çok dozunda bir karışımla harmanlamış harika bir yazar... Malesef Türkçe'ye sadece bu kitabı çevrilmiş durumda... "Druid Krallığı" 'nı okumaya başladığınızda kendinizi geçmişteki İtalya'da at sırtında kılıç sallayan süvarilerin, ellerindeki asalarıyla kah gökten yıldırımlar indiren kah atları birer savaşçıya çeviren druidlerin, Ceasar'ın acımasız olduğu kadar mükemmel savaş taktikleri içerisinde bulacaksınız. Bütün bu şölene kalkıp, bir de kitabın sonlarına doğru harika bir fantastik tiyatro sahnesi eklemek hoşunuza gidecekse, o zaman kitabı bitirdiğinizde kimse keyfinize değemeyecektir.
Bu kitabı Türkçe'ye kazandırıp, okurlara armağan eden HEMEN KİTAP ' a sonsuz teşekkür etmekle beraber, baskısını yapmayıp hatta Norman SPINRAD'ın diğer kitaplarını basmakta tereddüt etmesine şaşırmadan edemiyorum. Bunun yanı sıra kitabın kapak çalışmasını yapan Berkay Y. BOSTAN'ı tebrik etmeden geçmemek lazım...Emin olun kitabı edindiğinizde kütüphanenizin hangi bölümüne koyarsanız koyun kendini belli edecek harika bir görünüme sahip. Paranızın tam olarak karşılığını alabileceğiniz bu harika eserin fanstastik edebiyat okuyucularına mutlak suretle tavsiye ediyorum. Bunun yanı sıra tarih ile ilgilenen okuyucuların da es geçmemesi gereken harika bir Roma Tarihi barındırıyor "Druid Krallığı"...
07.04.2008

Son 20-25 sayfası dışında okunmaya değer ve yazıldığı çağın gelenek ve dinamiklerine aykırı bir kitap olması dolayısıyla, düşünce dünyasına bir günlük olarak yazılmasına rağmen çok fazla değer katan bir kitap olmakla birlikte, son 20-25 sayfasındaki statüko destekçi yorumları dolayısıyla bütününe verilen değeri bir anda sıfırlayan bir kitaptır. Delilik ya da sıradışılık elbette insanlığın gelişimi söz konusu olduğunda bilinmeyene olan merak ve sınırlarını genişletmek isteyen insan iradesinin bir ürünü olarak yorumlanmalıdır. Ama bu türlü ürünlerin statükoya yarar ve fayda sağlayacak şekilde söz konusu kitabın sonunda yorumlanması, okuyucuları bir anda, deliliğin varacağı sonucunda belirli bir statükoya bağlı kalmak olduğunu yorumu ile birlikte açıkçası hayal kırıklığına uğratmaktadır. Düşünce tarihini az da olsa takip eden kişilerin hemen bir analoji kurabileceği Descartes'ın şüpheciliğinin Tanrı inancıyla sonlanması gibi, Erasmus'da deliliğin daha doğrusu sıradışılığın kilise tarafından belirli bir yapıya kavuşturulması düşüncesi, nasıl ki Descartes'in şüpheciliğinin belirli bir dogmaya ulaşması gibi, Erasmus'un Deliliğe Övgü'sünü de kilisenin bir dogması haline getirmektedir. Tabii olarak bu sebepler, yazara verilen ve yazılanlara verilmesi gereken ortadan kaldırmamakla birlikte, hatta bu türlü bir yazımla yazarın kitabın sonunda biz okuyucuları, soru işaretleri içerisinde bırakmasıyla birlikte, büyük bir öneme sahiptir. Ama tutarlılık konusundaki bu türlü bir tutumun söz konusu eseri tutarlılık kriterinde değerini sıfırlamaktadır. Bana öyle geliyor ki, bu türlü eserlerin tutarsız olmaları, eserlerin birer ironi olması dolayısıyla gerekli olmakla birlikte, birer kara mizah kitabı olmalarını gerektirmektedir. Sonuç olarak, bu türlü ironi eserlerinin, felsefi anlamda lokal bakış açıları yaratması önemli olmakla birlikte, birer düşün eseri olarak yorumlanmasından imtina edilmelidir.
23.04.2007

Rönesans'ın epistemoloji üzerine eleştirdiği düşünceleriyle gelişiminin son noktasına vardığını ve dolayısıyla tarihte karşı çıkmış olduğu skolastik düşünceye dönüştüğünü haber veren değerli düşünür Nietzsche'nin bu eserinin anlaşılması konusunda problemler yaşamak doğaldır. Bunun temel sebebi ise, düşünürün diğer filozofların düşüncelerini tepe taklak etmesiyle alakalı olmakla beraber, düşünürün felsefesinin Platon'un idealar dünyasını ve Devlet isimli eserini tersten okumak manasına gelebileceğini de düşünmek gerekir. Bu yüzden düşünürün eserlerinin anlaşılması söz konusu olduğunda öncelikli bir gereklilik olarak Yeni Çağ ve Orta Çağ düşünürlerinin perspektifinden kurtulmak, dünyayı, değerleri üzerine fikir yürütülmemiş bir raddede görmek gerekir. Bununla birlikte söz konusu eserde dualizme karşı yapılan muhalefet dikkate alınmalıdır. Çünkü biyolojik varlıktan eyleme ve düşünceye doğru bir akım ve doğal gerekler düşünürün felsefesi içerisinde büyük önem arz etmekle birlikte, geleneksel akıl yürütmeye karşı, aklı, felsefenin temel problemi olan "insan problemi"'nden arındırmaya yönelik bir akıl yürütmenin söz konusu olduğunu dikkate almak gerekir. Bu yüzden düşünürün eserleri öncelikle içerisinde geçen yabancı kelimeler dikkate alınaksızın okunmalı ve okuyucuda doğuracağı düşüncelerin farkına varıldıktan sonra eserde geçen yabancı kelimeler düşünürün hangi bağlamda kullandığına bakılarak eserler tekrar okunmalıdır. Bu çalışmanın sonucunda düşünür ile ilk okuduğumuz ve kendi değer yargılarımıza göre tasavvur ettiğimiz düşünür arasında bir çok farklar olduğunun farkına varabiliriz. Bu yüzden düşünürün özellikle bu eseri düşünürün düşünce yapısının en açık şekilde sergilendiği eseridir diyebiliriz. Kanaatimce düşünürün felsefesine merak salan insanlar için öncelikle okunması gereken eser "Aforizmalar" olmakla beraber, "Böyle Buyurdu Zerdüşt"'ü okuyan okuyucu arkadaşların "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserindeki akıcı ve edebi anlamda sanatla dolu anlatım sonrasında bu türlü bir eseri okuması söz konusu olduğunda anlatım ve düşünürünü anlamada problem yaşaması doğaldır. "Aforizmalar" eseri düşünürün yaşadığı zamandaki Avrupa kültürüne, ekonomisine, edebiyatına, siyasetine, ordusuna karşı almış olduğu tavrın ve özellikle felsefe alanındaki epitomoloji çalışmalarının felsefeyi ne denli küçülttüğünün göstergesi bir eserdir. Bu nedenle düşünürün felsefesinin bir anlamda tüzüğü ve manifestosu manasındaki bu eser, hastalık yıllarında yapmış olduğu "Güç İstenci" isimli çalışmasının da bir bakıma hazırlık taslağıdır. Bu anlamda Nietzsche'yi anlamaya namzet okuyucu arkadaşların düşünürün metinlerine bu perspektifle bakmaları, okumalarının hedefine ulaşmaları açısından umarım yardımcı olur.