Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
murat fatih Tarafından Yapılan Yorumlar
İlgiyle okudum. İbn-i Cübeyr seyahatnamesi çok önemli ve değerli bir kaynak. 13. Yüzyıl, coğrafyamızda büyük değişimlerin yaşandığı, milli tarihimiz açısından çok önemli bir dönem. Müellif, işte bu dönemde ana İslam topraklarındaki (Mısır, Arabistan, Irak, Suriye) yaşayışı şahit olarak aktarıyor. Özellikle mimari betimlemeler o kadar canlı ve detaylı ki, o dönemdeki bir yapıyı sırf bu tasvirlere dayanarak yeniden modellemek mümkün. Seyyahımız dönüş yolunda bugün Güneydoğu Anadolu'da kalan birkaç bölgeye de uğruyor ve buraları anlatıyor. Anadolu içine girmiyor.
Yormadan kendini okutan, mizah ağırlıklı bir roman. Sit-com tadında, Şah dönemi İran'ında bitişik bahçeli evlerde iç içe yaşayan geniş bir ailenin macerası henüz ergen bir çocuğun gözünden anlatılıyor.
Mizah ve politik-sosyal eleştriyi harmanlayan kısa, sade hikayeler. İki üç tanesini okurken eğlendim, gerisi vasat. Kapakta ve içinde üç beş ilüstrasyon var ki insanı resimden soğutur, öyle çirkin.
Heinrich Böll'ün en önemli yapıtlarından biri olan roman.
Savaş sonrası Almanya'sını değil, aslında, savaş öncesi ve sonrası ile, Alman halkının kendi içindeki kamplaşmasını, iç çatışmalarını, yaşanan travmaları belirgin bir "Nazi Karşıtı" bakış açısından ele alıyor. Kitap boyunca akan bu duyguya biraz daha empatiyle bakabilmek için bizim ülkemizde 1980 öncesinde yaşanan kamplaşma, okullarda, mahallelerde, aile içlerinde alevlenen çatışma ortamı hayal edilebilir.
Böll'ün eserinde de savaş öncesinde baskıcılığı elden bırakmayan Nazilerin bazılarının mağlup olunan savaş sonrasında nasıl oportunist bir kimliğe bürünüp hayatlarına devam ettikleri, karakterlerinin ise aynı kaldığı Nettlinger karakteri üzerinden hissettirilmiş.
İki asır önce yazılmış bir novella. Edebi açıdan değeri döneminden ve Thomas Mann'ın övgüsünden kaynaklanıyor. Gerilim türü denebilir ama işin açığı hristiyanlara yönelik yazılmış, tamamen inanç bağlamında, günahkarlığın cezası ve dindarlığın değeri ekseninde yazılmış ortaçağa yakın duran gotik bir öykü. Abartıldığı kadar değil. Bir de başlarda bir yerde evin köpeğine "Türk" adı verildiğini okuyunca saplantılı hristiyan batının düşünce yapısını bir kez daha hatırlıyorsunuz. Köpeğim olursa adını Gotthelf koyayım.