Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Elif Aysun Boralıoğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Yazarı, dilimize çevrilen tek kitabı olduğu için bu eseriyle tanıdım ve şimdi hevesle başka yapıtlarını da bekliyorum. Sade ve etkileyici bir anlatımı var. Sağlam, ilgi çekici olay örgüsünün yanı sıra; uygar Avrupalıya dair keskin ve çıplak gerçeği yansıtan karakterlerin iç değerlendirmeleri ve yazarın romanın sonunu bağlayış biçimi, 'En çağdaşı buysa,' dedirtecek nitelikte. İnsaniyet adına düşündürücü.
Canıgüz'ün her eserini severek okuyan biri olarak; bu romanının da hikayesi, felsefi ve siyasi arka planı, kurgusu ve elbette kara mizahıyla gönüllerde taht kuracağı muhakkak. Üstelik, olasılıkla kahramanın değil de yazarın beğenisi olarak ilgimize sunulan bir başka kara mizah yazarıyla da tanışma imkanı sunuyor.
Bölük pörçük vakıf olduğum Lacan'la tanışmak için seçtim bu kitabı; A. Badiou'nun varlığı cesaretimi artırdı uçsuz bucaksız Lacan'la bu ilk temasımda. Bitirirken, Lacan okumaya iştahlı olduğumu hissettim. Büyük psikanalistin, felsefe, edebiyat, antropoloji, tiyatro, matematik disiplinleriyle olan grift ilişkisi; 'bizim' Freud'a bakışı, yaşamındaki etkileyici duruşu ve elbette kitapta söz edilen fikirleri ilgimi fazlasıyla çekti. Doyurucu diyaloglarıyla E. Roudinesco'nun 'Her Şeye ve Herkese Karşı Lacan' kitabını da okuyacağım.
E.Emmanuel Schmitt'i çok seven bir okur olarak bu romanını seçerken; konusunun içerdiği tüm çekici malzeme bir yana, yazarın o alışageldiğimiz özgün anlatım diliyle karşılaşma özlemindeydim. Bu beklentim tam karşılanamasa da, öyle gerçekçi bir 'alternatif' Adolf H. yaratmış ve bu iki hayatı paralel düzlemde öyle  anlatmış ki, farklı katmanlarda okuma zevki sunuyor. İri hacmine rağmen bir solukta okunabilen eseri bitirirken yazara dair küçük bir sürpriz de var.
Kitabı iştahla ve hafifçe çabalayarak okudum ve çok sevdim, çünkü sürrealist bir ressam R.Magritte'nin beyninde M.Foucault adımlarıyla gezinmek müthiş bir haz verdi. Söz edilen resimlerin kitabın içinde olmaması bana, kendi araştırmamla ulaşmam sayesinde, ihtiyaç duyduğum kısa zihin molalarını sağladı. Ve evet, bence de ressamın filozofa mektupta yazdığı gibi; benzeyiş ile andırış arasındaki farkı anlatmak için Foucault'nun bulduğu bu kelimeler yetersiz kalmış; ressam 'gizem' diyor; kitabı bitirmiş halimle bense, şöyle diyorum: andırış ile benzeyiş arasında 'hakikat' var.