Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Deniz Özbektürk Tarafından Yapılan Yorumlar

03.01.2026

Bu kitabı okurken bana hissettirdiği şey, zamanın aslında sandığımız kadar bize ait olmadığı oldu. Bir günün, hatta bir günden bile kısa bir anın insanın bütün hayatını yeniden şekillendirebileceği fikri, sayfalar ilerledikçe daha ağır ama gerçek bir duyguya dönüştü. Hikâye yüksek sesle değil, sessizce konuşuyor; okuru sarsmaktan çok içinden yakalıyor.
Kitap boyunca karakterin iç dünyasına tanıklık ederken, kendi ertelediğim cümleleri ve “sonra söylerim” dediğim duyguları düşündüm. Yazarın dili sade ama derin; abartıdan uzak olduğu için duygular daha gerçek geliyor. Bazı cümleler özellikle durup altını çizme isteği uyandırıyor.
Bence bu kitap hızlı tüketilecek bir roman değil. Yorgun olduğunda, yalnız kalmak istediğinde ya da zihnini biraz susturmak istediğinde okunmalı. Bitirdiğinde büyük bir olaydan çok, içte kalan bir farkındalık bırakıyor: Hayat uzun planlardan değil, fark edilen küçük anlardan oluşuyor. Ve bazen her şey, bir gün ya da bir günden daha az sürede değişebiliyor.
29.12.2025

Dünya edebiyatının modern klasikleri arasında sayılan bu roman, otobiyografik izler taşır. Roman, orta sınıfa mensup bir kadın yazar Magda ile onun ev işlerine yardım etmesi için tuttuğu yaşlı, gizemli ve sert mizaçlı hizmetçisi Emerence arasındaki sıradışı ilişkiyi konu alır. Sadakat, güven, sınıfsal farklılıklar ve "mahremiyet" kitabın merkezindedir. Emerence, hiç kimsenin evinin kapısından içeri girmesine izin vermez. Herkesin yardımına koşan ama kimsenin yardımını kabul etmeyen bu kadının geçmişindeki sırlar, yazarla kurduğu bağ derinleştikçe yavaş yavaş aralanır. Kitabın ismindeki Kapı, hem fiziksel bir kapıyı hem de insanın ruhuna açılan, açılması en zor olan kapıyı temsil eder. Anlatılan sadece bir işveren-hizmetçi ilişkisi değil; insanın en karanlık ve en saf yanlarını karşı karşıya getiren sarsıcı bir psikolojik savaştır ve de kendi vicdanınızla yapacağınız bir hesaplaşma. Okuduktan sonra "Birini gerçekten tanımak mümkün müdür?" sorusunu uzun süre zihninizden atamayacaksınız.
24.12.2025

Acımak, merhametin ne olduğunu sorgulatan, insanı yargılarından utandıran güçlü bir romandır. Zehra, hayatı katı kurallar ve kesin hükümler üzerine kurmuş bir öğretmendir. Ona göre acımak, insanı zayıf düşüren bir duygudur. Bunun temelinde ise babasına karşı duyduğu kırgınlık ve hayal kırıklığı vardır. Ancak babasının ölümünden sonra okuduğu günlük, Zehra’nın bildiği bütün doğruları sarsar.
Günlükte anlatılanlar, babasının aslında hayatta büyük haksızlıklara uğramış, yalnız bırakılmış ve yanlış anlaşılmış bir insan olduğunu gösterir. Zehra, geçmişi öğrendikçe sadece babasına değil, hayata ve insanlara karşı da bakışını değiştirmek zorunda kalır. Roman bu yönüyle “bilmeden yargılamanın” ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koyar. Yazar, sade diliyle insan psikolojisinin derinliklerine inerken okura şunu düşündürür: Her sert insanın ardında görülmeyen bir acı olabilir. Acımak, empati kurmanın, anlamaya çalışmanın ve geç de olsa merhametle yüzleşmenin romanıdır.
24.12.2025

Dijital çağda ekranların hayatımızı nasıl ele geçirdiğini, özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini ele alan düşündürücü bir kitap. Telefon, tablet, bilgisayar ve televizyonun kontrolsüz kullanımının; dikkat dağınıklığı, yalnızlaşma, empati kaybı ve gerçek hayattan kopuş gibi sonuçlar doğurduğunu örnekler üzerinden anlatır. Kitap, ekranların tamamen “kötü” olmadığını kabul eder; asıl meselenin ölçü, farkındalık ve denge olduğunu vurgular.
Bu kitap, bir suçlama dili kurmaktan çok bir ayna tutuyor. Okurken insan hem ebeveynleri hem de kendini sorguluyor: “Ben ne kadar ekranın içindeyim, ne kadar hayatın?” Psikolojiyle ilgilenen bir okur olarak en etkileyici tarafı, ekran bağımlılığının sadece bir alışkanlık değil, duygusal boşluklarla da ilişkili olduğunu göstermesi. Kitap şu soruyu da fısıldıyor: Yalnız kalabiliyor muyuz, yoksa ekrana mı sığınıyoruz? Güncel örnekleriyle, farkındalık kazandıran, okuduktan sonra davranışlara küçük de olsa dokunma ihtimali olan bir kitap.
24.12.2025

Uçmaya Hazır, sessiz ama güçlü bir cesaret hikâyesi. Kitabı okurken asıl “uçuşun” kanatlarla değil, özgüvenle başladığını hissediyorsunuz. Küçük karakterin denemeye hazır oluşu kadar, tereddüt etmesi de çok tanıdık; çünkü çoğumuz hayallerimizin eşiğinde aynı bekleyişi yaşarız.
Beni en çok etkileyen tarafı, acele ettirmemesi. “Hemen yapmalısın” demiyor; hazır olmanın zamanla, destekle ve bazen yalnızca birinin sana inanmasıyla mümkün olduğunu fısıldıyor. Bu yönüyle kitap, başarının değil sürecin kıymetini hatırlatıyor.
Resimlerin sadeliği ve metnin azlığı, duyguyu daha da görünür kılıyor. Özellikle yorulduğunda yalnızlığın seni toparladığını söylemenle de örtüşüyor: Kitap, sessizce güç toplamanın ve kendi ritminde ilerlemenin doğal olduğunu söylüyor.
Kısacası Uçmaya Hazır, çocuklar için cesaret verici; yetişkinler içinse “henüz” kelimesinin umut taşıdığını hatırlatan sıcak bir durak. Bazen uçmak için tek gereken, kendine biraz zaman tanımak.