Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

Deniz Özbektürk Tarafından Yapılan Yorumlar

24.12.2025

Uçmaya Hazır, sessiz ama güçlü bir cesaret hikâyesi. Kitabı okurken asıl “uçuşun” kanatlarla değil, özgüvenle başladığını hissediyorsunuz. Küçük karakterin denemeye hazır oluşu kadar, tereddüt etmesi de çok tanıdık; çünkü çoğumuz hayallerimizin eşiğinde aynı bekleyişi yaşarız.
Beni en çok etkileyen tarafı, acele ettirmemesi. “Hemen yapmalısın” demiyor; hazır olmanın zamanla, destekle ve bazen yalnızca birinin sana inanmasıyla mümkün olduğunu fısıldıyor. Bu yönüyle kitap, başarının değil sürecin kıymetini hatırlatıyor.
Resimlerin sadeliği ve metnin azlığı, duyguyu daha da görünür kılıyor. Özellikle yorulduğunda yalnızlığın seni toparladığını söylemenle de örtüşüyor: Kitap, sessizce güç toplamanın ve kendi ritminde ilerlemenin doğal olduğunu söylüyor.
Kısacası Uçmaya Hazır, çocuklar için cesaret verici; yetişkinler içinse “henüz” kelimesinin umut taşıdığını hatırlatan sıcak bir durak. Bazen uçmak için tek gereken, kendine biraz zaman tanımak.
24.12.2025

Bu kitabı okurken en çok şunu düşündüm: İnsan bazen çözüm değil, cümle bile duymak istemiyor. Sadece biri yanına otursun, susarak “buradayım” desin yeter. Tavşan Dinledi tam olarak bunu anlatıyor. Sessizliğin, acele etmeden beklemenin ve yargılamadan dinlemenin ne kadar iyileştirici olabileceğini…
Taylor’ın etrafındaki herkes iyi niyetli ama fazlasıyla konuşkan. Oysa tavşan hiçbir şey yapmıyor gibi görünüyor; aslında en zor olanı yapıyor: müdahale etmiyor. Bu bana, insanın toparlanmak için bazen yalnızlığa ya da sessiz bir eşliğe ihtiyaç duyduğunu hatırlattı. (Senin de yorulduğunda yalnızlığın seni toparladığını söylemenle bu kitap çok örtüşüyor.)
Kitap bittiğinde geriye şu duygu kalıyor: Anlaşıldığını hissetmek, her şeyin ilk adımı. Tavşan Dinledi, küçük bir çocuk kitabı gibi dursa da yetişkinlerin en çok unuttuğu şeyi fısıldıyor: Dinlemek, bazen en büyük destektir.
23.12.2025

Suzan Defter’i okurken bir hikâyeden çok, iki ayrı insanın zihnine sessizce misafir oluyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe olaylardan ziyade duyguların ağırlığı belirginleşiyor. Yazar, karakterlerini anlatmıyor; onları kendi iç sesleriyle konuşturuyor. Bu da kitabı yorucu ama bir o kadar da gerçek kılıyor. Beni en çok etkileyen şey, aynı hayatın kadın ve erkek gözünden ne kadar farklı hissedilebildiğiydi. Yan yana akan günlükler, bazen aynı anı bambaşka anlamlara dönüştürüyor. Bu durum, ilişkilerdeki sessiz kırılmaları ve söylenmeyenlerin yükünü çok iyi yansıtıyor.
Kitapta yalnızlık var ama gürültülü değil; daha çok içten içe büyüyen, insanın kendine bile itiraf edemediği bir yalnızlık. Karakterler birbirlerine yaklaşırken bile aslında kendi içlerinde kayboluyorlar. Bence bu kitap herkes için değil. Olay arayanı değil, ruh hâli okumayı seveni içine alıyor. Yavaş ilerleyen, düşündüren ve bittikten sonra da zihinde kalan bir kitap.
20.12.2025

Hayal Orkestrası, okurken insanın içindeki sessiz hayalleri uyandıran, sade ama dokunaklı bir kitap. Hikâye boyunca müzik yalnızca notalardan ibaret değil; umut, cesaret ve birlikte bir şey başarmanın verdiği sevinçle iç içe ilerliyor. Kitabı okurken, çocukların küçük adımlarının nasıl büyük bir inanca dönüştüğüne tanık olmak insana iyi geliyor.
Beni en çok etkileyen şey, kitabın hayalleri abartmadan ama küçültmeden anlatması oldu. Her şey çok doğal ilerliyor; başarının arkasında sabır, emek ve bir öğretmenin inancı var. Kendi köşesinde duran bir gitarın, doğru ellerde bir hikâyeye dönüşmesi gibi bir durum, insanın kendi içindeki potansiyeli fark etmesine dair ince bir mesaj taşıyor.
Kitabı bitirdiğimde geriye kalan duygu şuydu: Büyük hayaller için büyük yaşlar gerekmez. Bazen bir sınıf, birkaç çocuk ve inanmak yeterlidir. Özellikle yorgun hissettiğim bir zamanda, bu kitap bana hayallerin insana nasıl tutunacak bir dal sunduğunu hatırlattı.
20.12.2025

Uçan Sınıf’ı okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil, çocukluğumun bir köşesinde buldum. Kitap bana, büyümenin sandığımız kadar hızlı değil; aksine küçük kırılmalarla, sessiz sevinçlerle ve en çok da arkadaşlıkla şekillendiğini hatırlattı. Anlatılan okul hayatı süslü değil, gerçek. Kahramanlar kusurlu, bazen kırgın ama içten. Bu yüzden onlara uzaktan bakmıyorsun; yanlarında yürüyorsun. Özellikle yalnızlık hissinin satır aralarında bu kadar sakin ama derin verilmesi beni çok etkiledi. Bazen kalabalığın içinde bile insanın ne kadar yalnız olabildiğini, ama doğru bir dostla bunun nasıl hafiflediğini çok güzel anlatıyor.
Kitapta en sevdiğim şey, umutlu olmayı bağırmadan öğretmesi. Büyük cümleler yok, ders verme çabası yok; ama sayfalar ilerledikçe insanın içi yumuşuyor. Belki de bu yüzden çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin daha çok anlayacağı bir kitap. Bazı kitaplar büyümeyi anlatır, bazıları ise büyürken kaybettiklerimizi hatırlatır. Bu ikincisinden. Sessiz, sıcak ve içten.