Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

Deniz Özbektürk Tarafından Yapılan Yorumlar

20.12.2025

Oliver Jeffers’ın sade çizimleri ve derin alt metniyle hem çocuklara hem yetişkinlere seslenen kitaplarından biri. Hikâye uçurtması ağaca takılan bir çocuğun onu kurtarmak için aklına gelen her şeyi, ayakkabıdan merdivene, hatta evine kadar ağaca fırlatmasıyla başlıyor. Ama her deneme, yeni bir takılı kalmaya dönüşüyor.
Kitap yüzeyde komik ve absürt bir hikâye anlatırken, derinde insanın ısrarını, vazgeçemeyişini ve çözüm ararken meseleyi daha da büyütmesini anlatıyor. Çocuk için bu bir oyun; yetişkin içinse tanıdık bir hâl. Bir sorunu çözmeye çalışırken başka sorunlar eklemek. Dili yalın ama düşündürücü. Takılı kalmak, sadece uçurtmayla ilgili değil; düşüncelerimizde, duygularımızda ve hayatın belli anlarında da takılı kalabiliyoruz. Kitap, bazen çözümün daha fazla uğraşmak değil, durup başka bir açıdan bakmak olabileceğini fısıldıyor.
Kısa, eğlenceli ama zihinde uzun süre kalan bir kitap. Hem çocuk kitabı okuyup hem de satır aralarında hayatla ilgili bir şeyler bulmayı sevenlere.
20.12.2025

Bu kitap, bir annenin davranışlarını yargılamadan önce durup arkasındaki hikâyeye bakmayı öğretiyor. Yazar, anne–çocuk ilişkisini idealize etmeden; kırgınlıkları, suskunlukları ve söylenememiş cümleleriyle ele alıyor. Okurken insan şunu fark ediyor: Anlamadığımız pek çok davranış, aslında geçmişten taşınan bir yük.
Kitap boyunca annelik bir kusursuzluk hâli olarak değil, insan olmanın bütün eksikleriyle yaşanan bir yolculuk olarak anlatılıyor. Bu da okuru hem annesine hem kendine karşı daha merhametli olmaya davet ediyor. Psikolojiye ve insanın iç dünyasına ilgi duyanlar için satır aralarında güçlü farkındalıklar var. Söylenmeyenlerin, bastırılan duyguların bir evin içinde nasıl nesilden nesile aktarıldığını sade ama derin bir anlatımla hissettiriyor. Kitabı bitirdiğinizde annenizle ilişkinize aynı yerden bakmadığınızı fark ediyorsunuz. Bir yüzleşme kitabı. Anneyi değiştirmeye değil, onu anlamaya çağırıyor. Ve bazen anlamanın, iyileşmenin ilk adımı olduğunu hatırlatıyor.
20.12.2025

Bazı kitaplar büyük maceralar anlatmaz;
ama kalpte sessizce bir yer açar.
Kayıp Kitapçı tam da böyle bir kitap.
Melda’nın sevdiği kitapçıyı bir gün kapalı bulmasıyla başlayan bu hikâye,
çocuklara kitapların sadece sayfalardan ibaret olmadığını fısıldıyor.
Kitaplar bazen bir sığınak,
bazen bir dost,
bazen de hayal kurmanın en güvenli yolu…
Dili sade, anlatımı yumuşak.
Okurken acele etmiyor, çocukların duygularına saygı duyuyor.
Özlem, merak ve kitap sevgisi; hepsi küçük ama derin dokunuşlarla verilmiş.
Okumaya yeni başlayan çocuklar için ideal.
Kitapla bağ kurmalarını isteyen ebeveynler için çok kıymetli.
Bazen kaybolan bir kitapçı,
bir çocuğun kalbinde kitaplara açılan kapı olur.
20.12.2025

Fesleğen Sokağı bana, hızla akan hayatın içinde unuttuğumuz o eski mahalle hissini hatırlattı. Kapıların kilitlenmediği, insanların birbirinin hâlinden sessizce anladığı zamanları… Kitabı okurken olaylardan çok duyguların ön planda olduğunu hissettim. Büyük çatışmalar yok belki ama küçük iyiliklerin insanı nasıl onardığı var.
Hikâyeler sade; fakat bu sadelik bir eksiklik değil, bilakis bir davet. “Dur ve bak” diyor. Bir tebessümün, bir selamın, bir paylaşmanın kalpte nasıl iz bıraktığını usulca anlatıyor. Özellikle yorulduğum anlarda, yalnızlığın beni toparladığı zamanlara benzer bir sakinlik verdi bana. Okurken insanın iç sesi yavaşlıyor.
Didaktik olmadan öğreten, bağırmadan hatırlatan bir dili var. Bence Fesleğen Sokağı, karmaşık duyguların değil; temiz niyetlerin kitabı. Büyük laflar etmiyor ama küçük cümlelerle kalbe dokunuyor.
Kimi zaman bir fesleğen kokusu gibi… Geçip gidiyor ama ardından huzurlu bir his bırakıyor.
19.12.2025

Kitap, Dazai’nin kırılgan ruhunu en sarsıcı hâliyle hissettirir. Bir sanatoryumda geçen hikâye, kapalı bir mekândan çok, insanın kendi içine kapandığı bir dünyayı anlatır. Hastalık burada sadece bedensel değil; umutla umutsuzluk arasına sıkışmış bir ruh hâlinin adı. Dazai’nin karakterleri yüksek sesle konuşmaz; fısıldarlar. Ama o fısıltılar, insanın içini beklenmedik bir ağırlıkla doldurur. Yaşama tutunma isteğiyle, “bırakma” arzusu aynı cümlede yan yana durur. Pandora’nın kutusu açıldığında dünyaya yayılan kötülükler gibi, bu kitapta da acı, yalnızlık ve korku satır aralarından taşar. Dazai kutunun dibinde umut bırakır; kırılgan, sessiz, kolayca incinebilen bir umut. Bazı insanlar iyileşmek istemez, sadece anlaşılmak ister. Pandora’nın Kutusu tam da bunu yapıyor; okurunu iyileştirmeye çalışmadan, onun yanında sessizce oturuyor. Yorulduğunda yalnızlığa çekilen okurlar için, bu kitap bir kaçış değil, bir yüzleşme. İnsan psikolojisinin karanlık ve dürüst tarafını okumak isteyenler için.