Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Deniz Özbektürk Tarafından Yapılan Yorumlar

13.10.2025

Mahir Ünsal Eriş’in bu kitabı, insanın içini hem ısıtan hem burkan bir nostaljiyle dolu. Yazar, çok tanıdık bir dünyanın kapısını aralıyor: 80’lerin, 90’ların o sade ama derin Türkiye’sini. Mahalle aralarındaki çocuk seslerini, pazar yerindeki kalabalığı, siyah beyaz televizyonun başında toplanan aileleri hissettiriyor.
Eriş’in dili sade ama duygusu yoğun. Kısa cümlelerle bile insanın içine dokunmayı başarıyor. Her öyküde sıradan bir olay anlatılıyor gibi görünse de satır aralarında büyük duygular gizli: kayıp, özlem, büyümenin ağırlığı, geçmişin sıcaklığı… Özellikle taşra hayatını anlatışındaki incelik, yazarın o dünyayı içerden tanıdığını hissettiriyor.
Kitapta en çok sevdiğim, insanların kusurlarıyla ve kırılganlıklarıyla sevdirilmesi. Kahramanlar mükemmel değil ama çok gerçek. Birinin hüzünlü bir gülüşünde, bir annenin sessizliğinde, bir çocuğun iç monoloğunda kendinden bir parça buluyorsun. Son sayfayı kapattığında kitap bitmiyor, sanki eski bir kasetçalar hâlâ “Ferdi” çalıyor.
13.10.2025

Yazar, hayatın zorlukları, korkular, başarısızlıklar ve özgüven eksiklikleri karşısında insanın kendi “gölgesiyle” yani iç engelleriyle yüzleşmesini anlatır. Bu gölge; geçmişte yaşanan travmalar, olumsuz düşünce kalıpları, başkalarının yargıları ya da kişinin kendine koyduğu sınırlardır.

Kitapta, bu içsel gölgeyi fark etmenin ve onu aşmanın yolları üzerinde durulur. Ferhat Kardaş, çeşitli örnekler, kısa hikâyeler ve özlü anlatımlarla okuru kendi farkındalığını artırmaya, özgüvenini güçlendirmeye ve hayatta daha anlamlı bir yön bulmaya davet eder.
13.10.2025

Bekle Beni, Zülfü Livaneli’nin kendine has duygusal derinliğini taşıyan, sade ama içe işleyen bir roman. Okurken, insanın geçmişte bıraktığı ama kalbinde hiç bitmeyen duygularla yüzleşiyorsunuz. Livaneli, aşkı sadece iki insan arasındaki bir bağ olarak değil, zamana, hayata ve insanın kendine duyduğu sadakat olarak anlatıyor.

Romandaki karakterlerin çoğu “yarım kalmışlık” hissiyle yaşıyor; fakat yazar, bu yarımlığı bir yenilgi olarak değil, insan olmanın doğal hâli olarak gösteriyor.
Beklemek, burada bir pasiflik değil bir umut biçimi. Livaneli’nin dilindeki müzikal ritim, satır aralarında bir şarkı gibi dolaşıyor ve romanın duygusunu derinleştiriyor.

Okur olarak roman bittiğinde, kendinizi bir tren istasyonunda ya da bir mektubun son cümlesinde kalmış gibi hissediyorsunuz:

“Belki de beklemek, sevmenin en sessiz hâlidir.”
13.10.2025

Sarı Yüz, günümüz edebiyat piyasasının karanlık yönlerini gösteren, hem gerilimli hem düşündürücü bir roman.

R. F. Kuang’ın Sarı Yüz romanı beni hem rahatsız etti hem de düşündürdü. Yazar, edebiyat dünyasındaki hırs, kıskançlık ve kültürel adaletsizlikleri o kadar gerçekçi anlatıyor ki, okurken zaman zaman “ben olsaydım ne yapardım?” diye sorguluyorsunuz.

June’un iç dünyası çok çelişkili: başarıya aç, ama bir o kadar da yetersizlik hissiyle dolu. Onun gözünden baktığınızda, yaptığı yanlışları bile bir anlığına haklı bulabiliyorsunuz, ta ki yalanlarının ağırlığı altında ezilmeye başlayana kadar.

Roman, sosyal medyanın “adalet dağıtan ama acımasız” yanını da iyi yansıtıyor.
Bence Sarı Yüz, sadece bir “edebiyat hırsızlığı” hikâyesi değil; kimliğin, temsilin ve etik sınırların bulanıklaştığı modern bir trajedi.
12.10.2025

Kitapta Şermin Yaşar, günlük hayatta hepimizin içinden geçtiği küçük ama anlamlı anları anlatır. Altı Harfli Bir Tatlı, sadece bir tatlıdan değil, insan ilişkilerinden, aile bağlarından, sevgiden, kayıptan ve hatıralardan söz eder.

Kitaptaki hikâyelerde, kimi zaman bir çocuk gözünden hayatı görürüz, kimi zaman yaşlı bir anne, unutkan bir baba ya da kırgın bir arkadaş karşımıza çıkar. Her hikâyede sevgi, empati, içsel büyüme ve insan olmanın güzelliği ön plandadır.

“Altı Harfli Bir Tatlı” ifadesi, aslında hayatın sade ama derin tatlarını simgeler, tıpkı “sevgi” gibi altı harfli bir kelimenin insanı iyileştirmesi gibi.