Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

osmanyumuk Tarafından Yapılan Yorumlar

27.04.2006

Yola Düş burası kekemeçe ıssızlığı kurederşi, dokuzyüzellibeş dağların gölgesinde ay arayan yolcuydum ve atların koştuğu bir ıssız gece olmuş geliyordum dilim sanıp suların karanlığını ve tenha ve suss olup su olup cıvasız ahh gölgesinde dağ olup jazz eşliğinde ışık yangını hale olup harelenmiş gözlerle müjde oldum yollarına rüzgarın (kitabın bir bölümünden alıntıdır)herkese tavsiyem cok güzel bir kitap
27.04.2006

Eylül, mutlu bir evlilik sürmesine karşın eşi Süreyya Bey'in arkadaşı Necip Bey ile gizli bir aşk yaşayan Suad Hanım'ın çıkmazlarını dönemine göre oldukça derin ve ayrıntılı bir psikolojik yaklaşımla ele alıyor. Bu özelliğinden ötürü Eylül Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir. Bir yaz, Boğaziçi'nde yalı bir ev kiralayan Süreyya Bey ile Suad Hanım'ın aile dostu Necib onları sık sık ziyaret eder, gece yatılarına kalır. Necib Bey'in derin bir saygı beslediği Suad Hanım'a ilgisi şiddetli bir sevgiye dönüşür, ancak bunu kendi içinde gizler. Bir gün dayanamaz, Suad'ın eldivenini çalar. Sonunda hastalanır, humma nöbetleri arasında bir eldiveni sayıklar. Suad bunu öğrenince eldivenin öbür tekini de verir, böylece her ikisinin de birbirine duyduğu aşk açığa çıkmış olur. Arkadaşı ve aşkı arasında kalan Necib ile kocasına bağlı Suad, nefislerinin yenerek bu aşkı küllendirmeye çalışırlar. Ama sonunda evde çıkan yangın sonucu içirede kalan Suad'ı kurtarmak için içeri atılan Necib, Suad ile birlikte aynı ateşte yanarlar. Bu yangın, aslında aşklarının simgeler.
27.04.2006

12 Eylül 1980, Berlin'de bir otel odasında 'yakaladığı' Aydın Engin için 6 yılını Frankfurt'ta taksi şoförlüğü yaparak kazanacağı 12 yıllık bir siyasi sürgünün başlangıcıdır.

Yorucu iş günlerinin eşle dostla paylaşılan günü birlik şoförlük deneyimlerinin yayımlanması ise hem 'mesleğe dönüş', hem de sevinçli bir 'varoluş' olur Engin için. Neler yoktur ki bu anılarda: 'İlk müşterim; ilk soğuk duş'tan, 'şu benim hemşerilerim'e, 'biz yabancı şoförler'den 'sanayileşmenin bedeli mi?'ye altı yılın kimi kederli, çoğu eğlenceli ama hepsi bellekte çakılı kalan izleri...

Belki de bu yüzden Cumhuriyet'te mesleğe yeniden dönüşünüde anılarına borcunu ödeyerek kutlar: Ben İstanbul'da şoförken.
27.04.2006

'Şair, karmaşık ve zor bir yaşamdan çekip çıkardığı özgü sözler derliyor şiirlerinde. Başkaldırıyı karanfille sözlüyor, çiçekleri insanlıkla.'

Ece Temelkuran

'Afacan, güneşe ve çiçeklere tutunarak oluşturuyor içinde hep bir çocuğun gezindiği o bahçeyi, o imge bahçesini... Aydın Afacan'ın Itır ve Güneş'ini, bir ilk kitap olmanın ötesinde önemli bir çıkış, önemli bir şiir başarısı olarak alıyorum.'

Hüseyin Atabaş

'Bu kitabıyla 1996 Yunus Nadi Şiir Ödülü'nü alan Aydın Afacan, lirik duyarlılığıyla dikkati çekiyor.'

Salih Bolat

'Çoğu şairin şiirindeki mistik havanın tersine, bilgiden, düşünceden çok düşünülen, yaşanan, duyulan, kızdığımız, acı duyduğumuz, gülümsediğimiz, kinlendiğimiz şeylerle baş başayız. Afacan'ın yazdıkları bugüne ait; güncel değil, ama sıcağı sıcağına yazılmış şiirler.'
27.04.2006

2000'li yıllarda, günümüz İstanbul'unda yaşanan borsa, aracı kurumlar, birbirinden ilginç yatırımcı portreleri, el konulan bankalar, kökü, günümüzde bile gizemini koruyan Galatalı Bankerlere dayanan ihtiraslı bir yatırım baronu, petrol, pahalı ve göz alıcı giysiler, kaos, çöküş ve zafer, bitimsiz bir para hırsı....

Ve tüm bunların yaşandığı bir SAVAŞ ALANI

Bu kitabı okumadan borsada oynamaya kalkmayın...

'İstanbul'daydım... Burada... Akıp gitmekte olan araçlar, binalar gökyüzüne ağır ağır hareket eden gri bulutlar...

Burada olmak, bunları yaşamak, tüm bunların kinde olmak güzeldi, İçinde yaşayanların bitmez şikayetlerine rağmen çağın ruhunu yakalamış olan bu kentte, doğru yerde ve doğru zamanda olduğumu hissettim. Bu kentin içinde yaşayan bir şehir adamıydım, gerçek bir kent insanı.