Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
osmanyumuk Tarafından Yapılan Yorumlar
Sait Faik. Büyük Türk öykücüsü. Yapıtlarında kenti ve doğayı yalın bir gerçekçilikle yansıtırken içsel çatışmalarını da aynı yalınlıkla dile getirmiştir. Hikayeye yeni bir anlayış getirmesinin yanı sıra, hikayenin biçimini yenileştirmiş ve onu bildik kalıplardan kurtararak ‘özgür bir hikaye’ de yaratmıştır. Süslü, ağdalı bir anlatım biçimi yerine yaşamın ta içinden gelen bir dil kullanmayı yeğlemiş, sesi zaman zaman kendi kendine serzenişlere, bazen de öte kıyılarda yankılanan bir çığlığa dönüşmüştür
Ömer Seyfettin'i çocuk yazarı gibi tanıtan,çocuk kitapları bölümüne koyan zihniyeti anlamıyorum
Ömer seyfettin bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük yazarlardandır benim için Bir 'beyaz lale' nasıl bir çocuk hikayesi olarak görülür ya da 'diyet','bomba' vb.ömer seyfettin müthiş bir gözlem gücüne ve akıcı bir dile sahip elime defalarca okuyorum Herkesin okumasınıda tavsiye ediyorum.
Soğanlı Dağlarında 87. Alay'dan geriye kalan yalnızca Alay sancağı idi. Çanakkale'de derelere daldırılan mataralara kan doluyordu. Gazze'de siperlerin önünde patlamamış mermi aradık. Felahiye'de Yüzbaşı Muzaffer son sözünü bir zarfın üzerine yazdı: "Kıble ne yöndedir?" Dumlupınar'da Üsteğmen Hamza dikenli telleri elleriyel parçaladı. Onlar yeryüzünün en yalnız insanlarıydılar...
Kan, ter ve gözyaşı ile örülmüş günler, binlerce şehit ve gazi.. I. Dünya Savaşı'nın ve Kurtuluş Savaşı'nın unutulmaz anları Recep Şükrü Apuhan'ın kalemiyle bugünlere taşınıyor...
Bu kitap, 1914-1922 yılları arasında en çetin imtihanlardan yüzünün akı ile çıkmış bir aşkı anlatıyor. Belki o hüzne, hasrete, o mektupları kaybolan adamlara karışmak isterseniz... Belki o yalnızlığa bir son vermek istersiniz diye
Ülkemizin sosyal dokusuyla uyumlu, toplum katmanları arasındaki çatışmaları dokunaklı ve sürükleyici bir üslupla yazan Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarından etkilenen bazı yapımcılar, Türk televizyon izleyicilerinin yerli drama sevgisini de gözeterek Üvey Baba ve Küçük Besleme kitaplarını ekrana taşıdılar. Anlaşılan o ki, bu dramalar insani duyguların sınırını zorlayarak biraz da reyting alınca uzadıkça uzuyor. İnsan, Tuğcu’yu kısmen okuyup, bu dizilere de çocuğunu televizyonun olumsuz etkilerinden korumaya çalışan bir ailenin babası olarak göz atmak durumunda olunca, yazarın kitaplarının dramalaştırılarak ekranlara taşınmasındaki kalite sınırı ne olmalı, bu diziler ne denli özgün Reyting uğruna sürekli yapılan eklemeler toplumu nasıl etkiliyor gibi gerçekleri sorgulama ihtiyacı hissediyor Bunları reyting icin yapmamalıyız