Toplam yorum: 3.285.281
Bu ayki yorum: 6.807

E-Dergi

osmanyumuk Tarafından Yapılan Yorumlar

13.03.2007

'Önce, Söz Vardı'... Tabii ki, aslında, önce söz falan yoktu; eylem vardı, yani insanın bilinçli çabası, kısacası 'iş' vardı; daha doğrusu 'vardı' da değil, 'yapıldı': insan 'iş' yaptı da, işte öyle insan oldu ve de 'ses' ancak ve ancak, insan 'iş' yaparsa/yaparken 'söz' olur.

Eşek, kuyunun çıkrığını çevirirken ya da yük taşırken zorda kalınca, yorulunca ya da her ne sebeple olursa olsun kedinin/köpeğin canı yanınca bir ses çıkartır; insanı da kuyu çıkrığına bağlasalar, zorlansa, o da 'ah, of' derdi, yani bir 'ses' çıkartırdı. İstediğini hiç mi hiç zorlanmadan yapabiliyo ya da her istediği kendiliğinden gerçekleşiyor/her şey istediği gibi olsaydı, bu sefer de hiç 'ses' çıkartmazdı ki, 'ses'in olmadığı yerde 'söz'ün de hiç mi hiç olamayacağı açıktır.
13.03.2007

İnsanlık âleminin üzerinde durduğu, aynı zamanda işin içinden bir türlü çıkamadığı bir konu, Adalet anlayışı. Dürüst, eğilip bükülmemiş, taviz vermeye tahammülü olmayanın tek derdi bu.

Ayakta kalma gücünün azaldığı noktada adalete sığınmak ve bunun hakkani ölçüler içinde yer alması gerektiğini düşünmek!..
Toplum içinde iletişim kopukluğunun yaşanması, istenmeyen hadiselerin tecellisi ile isyan ve çatlama haline dönüşmesi, bireyin sığınacağı bir liman gibi gösteriyor adalet denen olguyu.
Ancak hâlâ anlamıyoruz. Olaylar bizim istediğimiz gibi gelişmiyor.
Örneğin, arzu edilenlerin, dileklerin hemen hemen hiçbirinin gerçekleşmemesi... Bir yanda açlık, kıtlık, sefalet, sessizce acı çeken, sömürülen, kendisini savunmakta zorlanan bir kesim, diğer yanda refah, bolluk içinde devam ede gelen son derece lüks bir yaşam. Sorumsuzca yapılan, “insaf!” dedirten sinir bozucu davranışlar...

Kısacası, toplumun bir kısmının har vurup harman savururken, çoğunluğun, israfa düşkün olanların artıklarıyla geçinmesi...
13.03.2007

Cennet'in kalıcı, cehennemin geçici olduğu ve birgün yok olacağı, dolayısıyla bütün yaratılmışların Tanrı'nın rahmetine kavuşacakları tezini işleyen Tatar asıllı ve Kazanlı İslam alimi Musa Carullah Bigiyev çok duyulmamıştır. Birbirinden ilginç eserleri hala günışığına çıkarılmaya muhtaçtır. Bu eserdeki ağır ve eski dil bundan 100 yıl önce kaleme alınması ile ilgilidir. Ancak içerik o kadar yenidir ki, insan bu satırların 100 yıl önce yazıldığına hayret eder.
09.03.2007

Her şey korkuyla başladı. Ve yine korkuyla sona erecek.
"Gerçekten etkileyici bir yazar."
- The Guardian
"Grange güçlü bir kalem. Onu seviyorum."
- Anita Brookner, The Spectator
"Eleştirilere, mantığa, gerçeğe meydan okuyan bir kitap..."
- The Washington Post
"Paris'te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu... İstanbul'a kadar süren ve Nemrut Dağı'nda sona eren bir kaçma-kovalamaca... Jean-Chritophe Grance'ye yaraşır bir kitap."
- Le Monde
Seri cinayetlere, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki küçük Türkiye, Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar, tıbbın karanlık amaçları alet edilmesi.
Paris'i kana boyayan Türk mafyası. Kızıl Nehirler'in, Taş Meclisi'nin ve Leyleklerin Uçuşu'nun yazarı Grange'den yine çarpıcı, yine soluk soluğa bir roman.
09.03.2007

Özet olarak şunu söyleyebilirim: Kitabı bir solukta okudum. Hem konusu, hemde akıcı bir dil kullanması neden oldu kitabı bu kadar sevmeme. Bu yazarın diğer kitaplarını okumadım o yüzden karşılaştırma yapamayacağım. Belki önce onları okusam bu kadar beğenmem. Bilmiyorum. Ama şu kadarını biliyorum: Bu yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
Bilmediğim dünyaların anlatılması hoşuma gidiyor. Kitabın konusu o yüzden ilgimi çekti. Yazar bilinçli olarak o kadınların yaşadığı dramlara fazla değinmedi diye düşünüyorum çünkü asıl anlatılmak istenen başkahramanın yazdığı günlükten yola çıkarak onun duygularını, düşüncelerini ve yaşamını anlatmaktı.
Ve bence bunu çok da iyi başarmış. Kitabın içinde hem günlükten alıntılar var (romanın akışına uygun olarak yerleştirilmiş) hemde o günlükte yazılanlardan ortaya çıkarılmış başarılı bir hikaye var.
Herkesin okumasını tavsiye ederim.