Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
osmanyumuk Tarafından Yapılan Yorumlar
"Silah törpülenmiş ya da çok hafif bir harekette ateş alıyor olmalıydı. Kendiliğinden patladı. Duvara doğru sıçrayıp bir resmi düşürdüm. Silah patladığı için şaşkınlıktan geri zıplamıştım, ama böylece üstüme kan da sıçramamış oldu. Silahı silip üstüne onun parmak izlerini bıraktım, sonra yere, elinin yakınına koydum. Hemen ölmüştü."
Yüksek Pencere Raymond Chandler'ın yedi romanından biri. Dedektifimiz Philip Marlowe, değerli altın bir paranın peşinde koşarken, insanlığın, ülkenin, kentin ve bir ailenin kalbine yolculuk yapar. Eğlenceli, kederli, acımasız, şefkat yüklü ve çarpıcı bir yolculuk. Okuru günün gerçeklerinden koparıp, yaşamın gerçeklerine götüren bir yolculuk... Sadece iyi polisiye okurlarının değil, iyi edebiyat okurlarının da katılmaktan zevk alacağı bir yolculuk.
17 Ağustos 1999'da yaşanan Gölcük depremi sonrasında birbirinden ilginç senaryolar ortaya atıldı. Bunlardan en ilginci ise ABD ordusu tarafından Alaska'da konuşlandırılan HAARP projesiyle ilgiliydi.
Deprem olaylarından ani iklim değişikliklerine kadar birçok felakete sebep olabilecek bu proje nasıl gerçekleştirildi?
Projenin amaçları ve etkileri nelerdir?
Gölcük depremi suni bir deprem olabilir mi?
Daha önce suni deprem deneyleri yapıldı mı?
Elinizdeki kitap, bu akılalmaz projeyle ilgili iddia ve sorunların cevaplarını arıyor.
Tek boynuzlu at su içtiği ve boynuz suyu karıştırdığı sürece, gözleri bir saydamlık yaratır. İşte orada, o dakikada, o belirli yerde su duru ve içilebilir olduğu sürece, ölümün ardından geleceği avucunda gibi açık ve net görebilirsin. Bunu başarmak için o zaman ırmağın dibinden sana görünecek yüze bakmalısın. Göreceğin şeylere anlamlarını verecek olan odur...
"Evet, bazı acemi kızların işledikleri hatayı işlememeli, "Gelse o şuh meclise!" gibi, yahut III. Selim'in "Abu tâbiyle bu şeb haneme cânan geliyor!" şarkısı gibi esaslı bir bilgi ve ses terbiyesi ve bura dinleyicilerini sıkıcağını muhakkak olan şeyleri söylemeğe kalkmamalı. Hep tatlı, neşeli, alafranga azmanı hafif şeyler ve halk türküleri söylemeli... Halkı neşe ile çoşturduktan sonra ayrılmalıydı. Artık sahne hayatından çekilmiş olan Safiye Aylâ bile son zamanlarda seanslarını "Bir dalda iki kiraz" diye başlayıp "Sallasana sallasana mendilini!" diye devam eden türkülerle tatlıya bağlayarak dinleyicilerine veda etmemiş miydi? "
Beş saat rötarla, İzmir' e gece yarısından sonra varmak, demiryolları idaresi için ahvali adiyeden olabilir, ama benim gibi beş yıl, sapa bir yerde kurulmuş küçük bir kasabada, kabuğuna çekilerek, vesvese ve korkularıyla başbaşa yaşamış, bilmediği bir semanın ve tanımadığı bir denizin maviliğinden şifa aramaya çıkmış, karanlıktan korkan bir insan için, ne büyük felaket...
Gece yarısını geçmiş olmasına rağmen, hiç olmazsa, arkadaşım pekala beni bekleyebilirdi. Kalben ona da dargındım ve eğer bu büyük şehirde bir başka tanıdığım olsaydı, onun yüzünü bir daha görmek istemezdim.