Toplam yorum: 3.284.585
Bu ayki yorum: 6.091
E-Dergi
olguhoca Tarafından Yapılan Yorumlar
İlk kez bir Yavuz Ekinci kitabı okudum. Ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Kitabın kapağını açtım, bitirene kadar kapatamadım. Dil hakimiyeti, kurgu, üslup, özgülük, gizem, efsane, mitoloji, manevî hiçlik duygusu aklımda kalanlar. Gelişime açık bir yazar, bu çok belli, bu nedenle dört yıldız verdim ki, üzerine koyduğunu da görelim.
Sinekli Bakkal romanında, Meşrutiyet dönemi Osmanlısı anlatılıyor.Tiyatro ile uğraşan ve Sinekli Bakkal mahallesi imamının kızı Emine ile büyük tartışmalar yapan Tevfik, oyunlarında kadın tiplemesini canlandırdığı için Kız Tevfik olarak bilinir.Ancak bir oyunda kadınları küçük düşürdüğü gerekçesiyle şehirden sürdürülür.Yıllar sonra geriye döndüğünde kızı Rabia'yı büyümüş ve küçük yaşına rağmen dönemin önemli hatiplerinden biri olarak görecektir.Vehbi Dede'den alaturka dersleri de alan Rabia, daha sonra, saraya gelen Peregrini adlı İtalyan piyano hocasından dersler almaya başlar.Bu derslerde daha önce başlanıp yarım kalmış olan ve Doğu müziğini yansıtan bir parça, Peregrini tarafından tamamlanır.Bu parçanın adı TILSIMLI KUYU'dur.Yazar böylelikle DOĞU-BATI SENTEZİ'nin mümkün olabileceğini anlatamaya çalışmıştır.Bu yüzden bu roman edebiyatımızın tezli romanlarından biridir.En sonunda Peregrini, hayranlık duyduğu Rabia ile evlenir.Bütün bu olaylar yaşanırken Osmanlı'nın yaşadıkları da romana ustalıkla yerleştirilmiştir.Özellikle GENÇ TÜRKLER hareketinin amacı ve verdiği mücadele başarıyla anlatılmıştır.Zaman zaman anlamını bilmekte zorlanacağımız kelimeler kullanılmış olsa da romanın anlaşılır bir dili olduğunu söylemeliyim.Başarılı bir Türkçe örneği sayılabilir bu roman.Ancak dikkatimi çeken şey şu oldu. Bildiğimiz gibi o yıllarda kadın yazarlarımızın sayısı hayli azdı VE İLK ROMANLARIMIZDA DA KADINLAR HEP KÖTÜ KARAKTERLER OLARAK ÇİZİLMİŞTİ.Örneğin, İntibah romanında Mahpeyker, Araba Sevdası romanında da Periveş böyle karakterlerdir.Her ikisi de hayat kadınıdır.Sinekli Bakkal'da ise neredeyse Vehbi Dede dışındaki tüm erkek karakterlerde bir kusur ve eleştirilen nokta bulmak mümkündür.Kadın karakterler ise mükemmel yakın birer portredir.Aslında Halide Edip Adıvar'ın, BÜYÜK BİR USTALIKLA ERKEK YAZARLARDAN İNTİKAM ALDIĞINI rahatlıkla söyleyebiliriz.
Tarık Buğra, ilk romanı Siyah Kehribar'dan sonra çok fazla olumsuz eleştiri almış.Bu durumdan duyduğu üzüntüyü, eserin önsözünde dile getiriyor. O eleştiriyi yapan kişiler, sonradan ne diyeceklerini bilememişlerdir. Eserin tekdüze olduğu kesin. Ancak bir yazarın ilk eseri olduğu düşünülecek olursa, bence eser başarılı sayılmalı. Siyah Kehribar Barı'nda geçen ilişkilerin anlatıldığı eserde; özgüven, kıskançlık, baskı, özgürlük, pısırıklık gibi hayatımızda her zaman olan ve birbiriyle tezat teşkil eden olaylar anlatılıyor.
Türk edebiyatının Tanzimat ve sonrası dönemiyle ilgili bilgileri alabileceğimiz güzel bir çalışma olmuş. Bilgilerin öz olarak verilmesi de eseri sıkıcı olmaktan kurtarıyor. Mehmet Kaplan'ın öğrencilerinden olan yazar, eserinde bol bol Kaplan'dan alıntılar da yapmış.
Kerime Nadir'in fantastik roman tarzındaki bu eseri, her ne kadar olaylar arasında bağlantı kurma noktasında eksik görünse de, hayal gücünün edebi eser üzerindeki etkisini göstermesi bakımından çok önemli.Edebiyatımızdaki fantastik eser kısırlığı göz önüne alındığında, başarılı sayılabilecek bir çalışma. Ancak Kerime Nadir'in diğer eserlerini okuyup, Kerime Nadir hastalığına tutunan bazı okuyucuları hayal kırıklığına uğratabilir.
Özellikle ilk bölümdeki tren yolculuğunda okuyucuyu esere katmayı başarıyor.