Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Afrasyap1 Tarafından Yapılan Yorumlar
Felsefe ve Din: Bu ikisinin bir diğeri karşısındaki konumu nedir? Her ikisi de hakikat arayışı içinde insana yardımcı olma iddiasında olduğuna göre nasıl oluyor da biri diğerini ortadan kaldırmaya çalışıyor ya da beriki öbürünü susturmaya kalkışıyor?
“Büyük Rus Devrimi, 1917 yazında gerçekleşmiştir. Bu süre zarfında köylüler toprakları, işçiler fabrikaları ele geçirmiş; böylelikle sosyal devrimin gerçek anlamını ortaya koymuşlardır. Ekim değişikliği, altı ay önce başlayan, işi bitiren dokunuş olmuştur.
“Sınırsız uzayda, sayısız parlak küre. Her birinin etrafında dönen bir düzine kadar daha küçük aydınlanmış küre. Çekirdeği kızgın lakin dışı katı, soğuk bir kütle ile kaplı. Bu kabuğun üzerinde küflü, ince bir tabaka. İşte bu tabaka canlı ve bilgili varlıkları husule getirdi: bu, tecrübi hakikat, gerçek, dünyadır. Ancak düşünen bir varlık için, nereden [gelip] nereye [gittiğini] bilmeksizin, başlangıçsız ve sonsuz zamanda biteviye ve süratle ortaya çıkıp kaybolan hesapsız varlıktan sadece birisi olarak sınırsız uzayda serbestçe seyran eden bu sayısız kürelerden birinde bulunmak güvenilmez bir durumdur.”
Önümüzü göremediğimiz, gördüklerimizin de hayır mı şer mi olduğunu seçemediğimiz bugünlerde var olan aklımıza mümkün olduğu kadar mukayyet olmamız lazım. Sağlam ve sağlıklı bir akıl bugün bize her zamankinden fazla lazım. Fakat herkes elbirliği etmiş bizi aklımızdan etmek için uğraşıyor.
Cemiyet hayatımızın hangi şubesine el atsak, hangi veçhesine nazar etsek akla çağrıda bulunan, ‘aklı başa getirmeyi’ buyuran bir çürüme, bozulma ve dağılma manzarası ile karşılaşıyoruz. Oysa milletçe ekseriyetimizin şiarını belirleyen şey “bize akıl değil para lazım” yaygın deyişinde ifadesine kavuşmuş vaziyette. Asıl yoksulu olduğumuz şeyin yokluğunun idrakine bir türlü varamıyor, o yoksulluğu mütemadiyen başka bir şeyin varlığı ile beyhude yere dindirmek istiyoruz.