Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

mduran Tarafından Yapılan Yorumlar

29.03.2007

Şair Şukûfe Nihal, Akif için şöyle diyordu:
“Âkif dönmedi. Paraya-mevkiye yaltaklanmadı. Vicdanına hıyanet etmedi. Gururunu çiğnemedi ve insan kaldı.”
Evet, Mehmet Akif hakikat şairidir; hayalle işi yoktur. Onun için “sanat, sanat içindir” fikrine itibar etmez. Kalemini, yüreğini, aklını ve fikrini milletin geri kalmışlığına derman aramak; “Asım’ın Nesli” diye sembolleştirdiği gençliği tehlikelerden korumak için feda etmiştir.
O zaman ey Asımın Nesli bu hatıraya sahip çık ve SAFAHAT'ı OKU!!!!
28.03.2007

Köyü işgal eden Yunan Subayı’nın “Siz Türkler, dövüşmekten başka bir şey bilmez misiniz?” diye hakaret dolu sorusunu cevapsız bırakarak bizi bir daha şaşırtır. Halbuki bakınız bu kolay soruya Nihat Sami Banarlı ne güzel bir cevap veriyor:
“Biliriz. Tecavüze uğramadığımız veya ders vermek zorunda kalmadığımız zamanlarda işte sizin haydutça yağmaladığınız şu güzel sanat eserlerini yapmasını biliriz. Hatta bunları şimdi sizin her türlü zulmü reva gördüğünüz şu köylülerimiz yapar” (Kitaplar ve Portreler sf.76)
Topluma yaban, marazi bir tip olan roman kahramanının gözüyle yazar toplumun örf, adet, inanç ve değerleriyle alay eder ve aşağılar.
28.03.2007

Romandaki karakterler kendi kültür çevrelerine göre ve yörenin şivesiyle konuşması ve bilgiçlik taslamamaları, romana doğallık katmakta, yerel şive ise tamamlayıcı unsur olarak göze çarpmaktadır. Yazar kahramanlarının tahsili nispetinde bir dil kullanmasına dikkat etmesi ise takdire şayandır. Eğer bütün kahramanlar İstanbul ağzıyla konuşsaydı romanda bu bir kusur olarak hemen göze çarpardı. Yazarın bir dikkat çeken yönü de kelimeleri kuyumcu titizliğiyle seçmesi. Romanda uydurma bir kelime veya Türkçesi varken yabancı bir kelime kullanılmadığını görürsünüz. Dil akıcı, üslup anlaşılır, kısacası güzel bir roman.
28.03.2007

Türk Edebiyatının en büyük roman yazarlarından biri olan Ali Erkan KAVAKLI’nın ilk romanı “Gülü Koklayamadım”
“Gövdeler, varsa gönülden alır cevherini.
Yürek olmazsa bilekler çekemez hançerini.
Kahramansız yaşamak kahrına mahkûmdurlar,
Kaybedenler Allah’ını, Peygamberini.”¹ dörtlüğüyle millî mücadele ruhunu özetleyerek romanına başlayan Ali Erkan KAVAKLI’nın romanında hadiseler birbiriyle bağlantılı ve giderek artan gerilimin de etkisiyle okuyucuyu içine çeken bir anafor gibi sıralanır. Romana başlayınca hadiselerin akışına dalıyor ve teker teker o günleri yaşıyor insan.
Kilisli Milli mücadele kahramanlarından Hasan Kâmil Demirbaş’ın 45-50 sayfalık hatıralarından yola çıkarak yazılan roman sade dili, akıcılığı ve giderek artan gerilimiyle başlandığında bitirilmeden bırakılmayacak bir roman. Edebî ve estetik açıdan zirveye çıkan ifâdeler dikkat çekiyor
28.03.2007

Hasan AKAY’ın bir ‘yapıçözümleme girişimi’ olan Şiiri Yeniden Okumak kitabı dikkatle okunduğunda, çok kapsamlı ve derinlemesine bir şiir bilgisiyle, anlama ve kavrama bilgi ve zenginliğiyle karşılaşıyoruz.
Yazar, sorularla metni dağıttıktan sonra ortaya saçılan mânâ kırıntılarını, sözcük öbeklerini, imâ ve göndermeleri tek tek ele almakta, gerçek ‘anlamı yakalama’ya çalışmaktadır. Ancak, “belirsizlik” ilkesi nedeniyle, ‘anlamın ele geçirilmesi’ veya kesin, bir tek anlamın ‘belirlenmesi’ imkânsız hâle gelmektedir. Bu yüzden kesin anlam, bir türlü ortaya konul(a)maz.
Şiiri Yeniden Okumak kitabı, yapısökü(m)cülük veya yapıbozu(m)culuk felsefesini ve bundan kaynaklanan yöntemi, bir ‘okuma yöntemi’ olarak uygulamaktadır. İlk bakışta böyle bir izlenim uyandırmakla birlikte eserin, -bir okuma yöntemi olan yapısökümcülük, yapıbozuculuk değil, fakat, daha ziyade- ‘iyi niyetli bir yaklaşımla yapıçözümleme girişimi’ olduğu fark edilecektir.
Yaklaşım tarzıyla, üslûbuyla edebî incelemeyi kuru bilimsellikten kurtaran yazarın ilmî yönü ve edebî gücü, tartışılamayacak boyuttadır. Bu yönüyle de kitap okunmayı hak ediyor.