Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hernevikitap Tarafından Yapılan Yorumlar

05.12.2024

Doğru yetiştirilmeyen,erkek olduğu için imtiyazlar tanınan bir erkek çocuğunun büyüdüğünde başta eşi ve kızına bakış açısının ne olacağını yansıtan roman, bir kızın  aile sevgisinden uzak, aile tarafından fiziksel ve psikolojik şiddet görmesiyle ona ilk yakın davranan birine nasıl kanacağını anlatır.O kızın inandığı erkekse yine kadını yok sayan bir erkek olacaktır.

Nehir’in babası Köksal,varlıklı bir ailenin oğludur.Babasının karakterini kopyalar.Köksal’ın erkek çocukları da kendi babalarını kopyalar.Nehir ve annesi, Köksal’dan sevgi görmemiş ve hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kalan iki kadındır.Çocukluğu acılar içinde geçen Nehir, lise sona kadar okur ve babası onu okuldan aldığında Nehir’in hayallerini de yıkar.80 darbesi ile Köksal’ın ailesi, kanuna aykırı yaptıklarından dolayı zor bir sürece girer ve bu zor süreç, Köksal’ın oğullarının da aynı yolları izlemesiyle hiç bitmez.
01.12.2024

Yazarın kalemini büyülü kılan gerçeğin düşünü, bir düşün gerçeğini yansıtmasıdır.Sokakta izlediğini,anılarını, düşlediği hayatla harmanlar.Ayrıca yazar, Semt öyküsündeki anlatıcıya kaleminin bu ayrıntısını yükler;anlatıcı bir semti tüm gerçekliğiyle yaşarken bir yandan masasında dünyayı istediği şekilde yeni baştan kurar ve düşüncelere dalar.

Yazarın öykülerinde insan sevgisi bulunur. Açıkça bunu belirtir. Yazar,hayatın içindeki en basit bir kesitte dahi hüznü bulur.

1940‘larda başlayan yazım hayatında deneme,roman,öykü,günlük türlerinde eserler veren ve aynı zamanda gazeteci olan Oktay Akbal,öykülerinde genelde kent insanının gerçeğini yansıtır.Bireyin gerçekliğinden yola çıkarak toplum gerçeğine ulaşır.Gerçekçilik,toplumsal gerçekçiliğin edebiyatımızdaki öncülerinden olan,dolaysız anlatıma sahip olan yazar,insan psikolojisini de yansıtır.Yazar,yalnızlık kavramını da sıkça vurgular.Genel olarak kendi anılarından izler bulunur.
26.11.2024

Günlük tarzında,yer yer de mektuplarla yazılmış roman,yasak aşk konusunu işler.Yazar, bu yasak aşkı bir erkeğin gözünden aktarır.Çok eşlilik,evlilikteki çiftlerin yaradılışlarındaki farklılıklar,aşk,kişilerin kararlarında hayatlarındaki kişilerin etkileri,kurulan bağlar,tutku,yeni toplum ve yeni toplum içindeki bireyin durumu,kitabın işlediği diğer konulardır.Yasak aşk,yazmayı yaşamla bir tutan ünlü roman yazarı Feridun Hikmet ile Feridun Hikmet’in eşinin eski kocası Asım’ın kız kardeşi ressam Kamuran arasında geçer.Roman, hüzünlü bir biçimde sonlanır.

Birbirlerinin hayatlarına hem çare hem de bağ olan kişiler bulunur.Kişilerin öncelerinde ve sonrasında iç içe geçmiş ilişkileri vardır.

Yazarın bireye yöneldiği, bireyi anlattığı romanlarındandır.
Roman,yasak aşk konusuyla sınırlı gibi görünse de,özellikle birbiriyle bağ kuran karakterlerin iç içe geçmiş geçmişleri ve anlarıyla psikolojik durumlarına hayli yer verir.
21.11.2024

Kitap,kara mizahla anlatılan bir anı türü de sayılabilir.Yazar kendisine gelen tüm mektupları dosyalar ve onlar içinde deli olarak adlandırdığı kişilerin de mektupları bulunur.Hem hayatta hem yazdıklarıyla muhalif bir duruşu olan ki mizah kaynaklarından biri de bu muhalif yanı olan yazarın,cezaevine girmişliği bulunur.Kitap içindeki “Büyük Bir Sabotaj” cezaevinden bir kesit sunar.Kendini sile sile yıpratan bir adamı anlatan “Deli Mehmet”, kitap içindeki en trajik yazılardan biridir.Şayet Türk aydınının resmi siyasete ters düşen yazgısının Hasan Tanrıkut üzerinden anlatıldığı “Stalin’in Damadı” yazısı da trajiktir.
Ruh hastalarına doktor gözüyle değil,tamamen yazar gözüyle bakar ve acıma hissi ile yardım edememenin umarsızlığı vardır.Bu kişilerle olan iletişimiyse hayranlık uyandırıcıdır.
Kitapta bahsedilen insanlar aslında çok tanıdık,çevremizdeki kişilerdir,bazen kendimizdir.
18.11.2024

Tante Rosa,sirkte,rahibe okulunda ,evlilikte,evinde çocuklarıyla olamayan, eşleriyle evliliği sürdürmeyen,çirkin olan bir şeyi tekrar etmeyen,hayatta tutunamayan ama her defasında kendi içine tutunan,her kavramın anlamını bulacağına ve öyle yaşanacağına inancı olan bir kadındır.
Evinden ilk çıkıp gittiğinde,kilise tarafından aforoz edildiğinde onu nasıl bir hayat bekler? Yaşlandığında onu bekleyen bir sefil gibi ölmek mi,yoksa mutlu bir hayat yaşayıp ölmek mi,yoksa hiçbir şey midir ?Birbirine bağlanan on dört hikâye,Almanya’da bir kasabada Katolik inancıyla yetişen Rosa’nın hayatını kâh ironi,kâh kederli bir dille anlatır. Toplumla olan çatışması kadar kadınlık içgüdüsü ile toplumun beklentileri onun iç dünyasında da bir çatışma yaratmıştır.O,içindeki sesi dinler.Bu noktadaysa bir kadın olarak bireyliğini inşa ederken toplumla çatışması ve bu çatışma sonrasında bedel ödemesi başlar.