Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
hernevikitap Tarafından Yapılan Yorumlar
Bir yanda gelinliğin bir yanda kefenin beyazı.Bir yanda açık bir yarayla ölüm bekler bir yanda tüm iştahıyla yaşam.Bir yanda kasaba bir yanda kent.Tüm bunlar İbrahim’in dünyasında ayrı ayrı değil aslında iç içedirler ve çatışma halindedirler. Bu çatışmalar sona erer mi? Kitabın sonunda bu soru yanıt bulur.
Henüz adı verilmemişken,aylık değil henüz hayatta günlükken belinde bir yarayla yaşama tutunan bir bebek...Yaşadığına,yaşayacağına kanaat getirilince bebeğin adı İbrahim olur.Kitap anlatı üzerine inşa edilirken her bölümde karşıtlıklar iç içe geçer. Ama ne olursa olsun unutulmaya izin yoktur, hatırlanır. Anılar... Anılar...Anılar. Doğumundan itibaren hatta ana rahmindeyken bile var olma mücadelesi veren İbrahim’i geçmiş bugüne bağlar.Geçmişi hatırlamak yer yer bugüne öfke duymasına sebep olur.Bunun nedeniyse geçmişte ona yapılanı başkalarına yapmasıdır, yapmak istemesidir;özellikle yoksulluk üzerine.
Yazarların kitaplıkları her daim ilgimi çekmiştir. Proust’un kitaplığında gezinme fırsatı bulduğum bir kitap oldu. Okumaktan, okumayı bölen şeylerden, okumaya sığınak olan yerlerden, okumanın iyileştirici yanından bahsederken bir yazarın okur kimliğiyle de tanışmış olunur. Kitabın zor yanları Proust’un uzun cümleleridir. Zaten bazı edebiyat çevreleri onu parlak bir yazar, geleceği için kuvvetli bir yazar olarak tanımlarken bazı çevrelerse okunması mümkün olmadığı kadar ağır yazan bir yazar olarak tanımlar. Kendini herkesten soyutlayıp okumalar yaptığından, kitaplardan, yazarlardan, kitap okumanın kazanımlarından bahsederken kitap okumayı insanın kendini değiştirmesini, geliştirmesini sağlayan bir manevi aktivite olarak görür. Neden okuruz sorusunu hem sorar hem yanıtlar. Soruyla da cevapla da okuru sorgulatır. Bu yüzden dura kalka okunan bir kitaptır.
Roman mahalle kültürünü,ataerkil düzeni ve içinde gerçek anlamı barındırmayan namus kavramını işler.Bir aile bireyinin,toplumun kadına yüklediği köhne,içi boş namus kavramı bu topraklarda kaç eve ateş düşürmüştür?Roman bu meseleyi erkek bir kahramanla işlerken hem bu meseleye hem romandaki olaylara kadınların da bakış açısını dahil eder.
Kısacık fakat içindeki anlamla upuzun bir kitap. Sayfa sayısı az, ağırlığı çok az olup her sayfada aslında ağırlaşan kitaplar vardır ya Dönüm o kitaplardan biri.
Sosyal fobi üzerine yazılmış çok etkileyici bir kitap.İnsanlar bir yola girerken bir insanın yoldan çıkışının yer yer iç konuşmayla yer yer de bilinç akışıyla anlatıldığı kitaptan çok etkilendim.
ALINTILAR
✏️Biz dünyaya düşmüş bir gürültüden öte değiliz. Ağzımız iliklenmiyor.
✏️Aslında yolunda olmayan benim sanırım, yola uyum sağlamaya çalışıyorum ama ulaşmak istediğim son aynı değil.
✏️Hayat böyleydi işte , herkes hak etmediğini yaşardı ve aksi olduğuna inandırılmaya çalışılırdı.
✏️İnsan insana ne kadar maruz kalırsa, sosyal fobi o kadar azalır .
✏️Artık dünya anladığımız gibi bir yer değil.
Sarsıcı bir roman.Kralın Laneti’ni sarsıcı kılansa insan doğasının, psikolojisinin karmaşıklığında sorularla gezinmesi ve pek yüzleşmek istenmeyecek gerçeklerle gezinmesi.İyilik ile kötülüğün insana yansımasını ve nedenlerini ve sonuçlarını işliyor.Roman gerçek iyiliği soruyor.Kendini tamamlayamamış olmaktan dolayı ortaya çıkan komplekslerle yapılan iyilik midir?Kayıtsızlık,kendi halinde olmak insanı iyi yapar mı?İnsanın içinde iyilik ve kötülük varsa ikisinden biri hangi durumlarda ortaya çıkabilir?İyilik bir eksikliğin yansıması mı?Affetmek bir iyilik mi? İnsanın içindeki iyilik ve kötülük iç içe geçebilir mi ya da dengeleri değişebilir mi?Romanın vardığı nokta çarpıcıyken bu noktaya doğru gelişen her şey hayli gerilim içerir.