Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
hernevikitap Tarafından Yapılan Yorumlar
Seyreltilse de,saflaştırılsa da,tek bir orijinal molekülü kalmasa da,yüzyıllar sonra bile bir su damlası ilk halini,ilk içerdiği şeyi sonsuza dek koruyabilir mi,suyun hafızası var mı,su hatırlar mı? Romanın temeli bu sorular üzerine ve “suyun hafızası” üzerine kurulu.
MÖ. 630 yılında bir yağmur damlası olarak Kral Asurbanipal’in saçına düşen su,asırlar boyu devrini döngüsünü gerçekleştirir.Bugünse yüzyıllar boyu şahit olduklarıyla hâlâ yeryüzündedir.Kim bilir,bir gün vapurdayken yüzümüze çarpan bir damla,ya da yağmurlu bir havada yürürken dudağımıza değen bir damla, kana kana içtiğimiz bir bardak sudaki bir damla M.Ö Asurbanipal’in saçına düşen,ardından yüzyıllar boyu yeryüzüne inen o damla olacak.
Osmanlı’nın son dönemine, Abdülhamid zamanında hürriyet mücadelesine,çocukluk yıllarında dönemin acılarına bu acıya sebep olan babasının sürgün yıllarına,Birinci Dünya Savaşı’na,İstanbul’un işgaline, cumhuriyetin kuruluşuna ve ilk yıllarına şahit olan yazar tüm bu dönemleri eserlerine yansıtır.Bu kitabında da bu dönemlerin izleri vardır.Romanın sonlarında yer alan Ankara gezisi adeta roman içinde bir gezi türüdür.
Kadın Yazarların Annesi unvanını alan yazar çok eşli evliliğe karşıdır.Kadın hakları savunucusudur ve kadın haklarını batıda değil Türk tarihinde arar.Romanda yazarın hayatından iz taşıyan başka bir ayrıntı da Çocuk Esirgeme Kurumu’nda yılarca hizmet vermesidir.Bu romanında ölülere,mezarlara çiçek yollamak,koymak yerine Çocuk Esirgene Kurumu’na para yatırmanın daha doğru olduğunu vurgular .
Herkes tarafından saygı duyulan , birbiriyle kardeş gibi yakın olan Paul ile Virginie’nin anneleri insanlara daima iyilik yaparlar. Paul ile Virginie bir arada büyür, gençlik vakti geldiğinde ise artık süt kardeş değil sevgilidirler. Roman boyunca bir aşka şahit olurken fonda güçlü tasvirlerle doğa yer alır. Ayrıca sürekli tesadüflerin varlığı, coşkun bir anlatım dili derken romantizmin her unsuru eserde görülür.
Roman aşkla beraber erdemi, sınıf farkını, sadakati, toplumun kurallarını, yapısını işler ve bu yapıya karşı eleştiride de bulunur.
İki aşığın masum kalplerine karşın dünya vardır ve iyi niyetli, tertemiz, çalışkan Paul ile iyilik timsali Virginie aşklarıyla bu dünya tarafından sınanır, aşkları uğruna mücadele eder. Virginie’nin Paul ve aileleri için göze aldığı, özveride bulunduğu şey onları trajik bir sona sürükler.
Roman boyunca aydın ,idealist kişilerle çıkarcı kişilerin çatışmaları yer alırken,temelde olup bitenler ile olması gereken ve özelikle aşk dörtgeninde yer alanlar sürekli çatışma halindedir.Aynı zamanda temeldeki duygunun sürekliliğini karakterlerin iç çatışmaları destekler.
Tek partili dönemden çok partili döneme geçiş dönemeç olsrak adlandırılır ve bu dönrmeçteki tüm değişimler yansıtılır.
Çocukken yaşadığımız olayların sonunda bastırdığımız duyguların yetişkinlikte insanın peşini bırakmayacağını işleyen Kumadam’ı okuyan Freud, etkilenerek “tekinsizlik” kavramını geliştirir.
Karikatürist, yazar, besteci, müzik eleştirmeni, hukukçu Hoffmann’ın yazmış olduğu ve psikolojinin, gerilimin, gotik edebiyatın iç içe olduğu öykü hiç beklenmedik bir sonla biter.
Kitapta yer alan Metruk Ev öyküsü de Kumadam gibi çocukluk kâbuslarına dayalıdır.Ayrıca kişinin karakterini belirleyici bir ayrıntı olarak yansıtılır. İki öyküde de düş ile gerçek birbirine karışır.