Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ceydaaozeen Tarafından Yapılan Yorumlar

14.02.2026

Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen, modern şehir insanının kırılgan duygularını gündelik dilin sıcaklığıyla kuran bir aşk ve ayrılık defteri gibi okunur. Ceyhun Yılmaz, büyük metafizik iddialar yerine küçük anların iç titreşimini büyütür; bir bakışın, yarım kalmış bir cümlenin, gecenin geç saatlerinde yazılmış bir notun taşıdığı yükü görünür kılar. Başlıktaki ironik mesafe, kitabın genel tonunu da belirler: sevgi, mutlak bir yücelik değil, eksiklik ve tereddütle yoğrulmuş insani bir hâl olarak dile gelir.
14.02.2026

Dağ Uykusu, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirinde doğanın yalnızca bir manzara değil, kozmik bir bilinç olarak konuştuğu kitaplardan biridir. Dağlarca, dağı bir coğrafya parçası olmaktan çıkarır; zamanın, sabrın ve insanın içsel yalnızlığının simgesine dönüştürür. Bu şiirlerde doğa, insanın karşısında değil, insanın içinde yükselir.
14.02.2026

Bu kitap, Ece Ayhan’ın şiiri nasıl “yerinden ettiğini” en berrak biçimde gösteren seçkilerden biri. Okuru rahat ettirmek yerine şiirin sınırlarını tartışmaya açıyor; hem dil hem bakış açısından sürekli bir huzursuzluk üretiyor. Burada şiir, duyguyu süsleyen bir araç değil; dünyayı kesip biçen bir bıçak gibi çalışıyor.
13.02.2026

Metnin kısa olması beni şaşırttı; çünkü etkisi hiç de kısa sürmüyor. Okuma boyunca dışarıda olan bitenden çok, karakterin içinde olanları izledim. Bazen Aziz Bey’e kızdım, bazen onu anladım; ama en çok da onun yalnızlığını hissettim. Kitap bittiğinde, hikâyeden çok bir ruh hâli kalıyor insanda.

Dili sade ama duygusu yoğun. Abartı yok, dramatik numaralar yok; buna rağmen içimde uzun süre dolaşan bir hüzün bıraktı. Benim için bu kitap, “insan bazen kendi hayatının seyircisi gibi hisseder” düşüncesini en yalın hâliyle anlatan metinlerden biri oldu.
13.02.2026

Dokuza Kadar On, Özdemir Asaf’ın az sözle çok şey söyleme ustalığını en belirgin biçimde gösterdiği şiir kitaplarından biridir. Şair, gündelik hayatın sıradan anlarını bile varoluşsal bir sorgulamaya dönüştürürken; aşkı, yalnızlığı ve insanın kendi iç çelişkilerini sade ama çarpıcı dizelerle anlatır. Asaf’ın dili yalındır; fakat bu yalınlık, derin bir düşünsel arka plan taşır. Şiirlerdeki boşluklar ve susuşlar, en az kelimeler kadar anlam yüklüdür.

Kitapta zaman kavramı ve bekleyiş hissi sıkça sezdirilir. “Dokuz” ile “on” arasındaki o kısa ama belirleyici an, hayatın dönüm noktalarını simgeler gibidir. Özdemir Asaf, aşkı romantize etmekten çok, onun kırılgan ve çoğu zaman hüzünlü yanını gösterir. Bu yönüyle Dokuza Kadar On, okuru yormayan fakat düşündüren; her okunduğunda farklı bir ayrıntı yakalatabilen, incelikli ve zamansız bir şiir kitabıdır.