Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ceydaaozeen Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın başlarında aklıma direk Kafka'nın Babaya Mektup kitabı geldi, zamanında konuşulmamış, birbirini anlayamamış iki insanın iç dünyasında yaşadıkları, biriktirdikleri karşımıza çıkıyor özellikle babaların çocuklarında açtığı derin yaralar.
Kitabın sonlarına doğru ise, işçi-emekçi sınıfın, dünyanın neresinde olursa olsun ezilmeye çalışıldığını, sömürüldüğünü ve siyasetin bu gücü beslemekteki büyük güçlerden biri olduğunu görüyoruz. Bu sınıftaki insanların hayatını fabrikanın bir köşesinde evine para götürebilmek için harcarken geleceklerini de uçuruma sürüklediklerine acı bir şekilde tanık oluyoruz.
Bana göre oldukça kısa ve çarpıcı bir anlatım. Üstelik gerçek olduğunu bilerek okumak daha derin duygular yaşatıyor insana.
80 sayfalık bir kitap hakkında o kadar uzun şeyler yazılabilir ki, fakat ne gerek var. Rica ediyorum okuyun.
Bir çocuğun aile kavramını başka bir ailede öğrenmesi kadar acı ne olabilir?
Sevmeyi, sevilmeyi, sırların ne anlama geldiğini, aile içindeki yardımlaşmayı, fedakarlıkları doğdunuz yerde değil de başka bir yerde yaşıyorsunuz.
Yazarın kısacık anlatımıyla üzerinde derin derin düşünebileceğiniz, derin duygular yaşayabileceğiniz bir kitap.
Okuyucular resmen ikiye bölünmüş, bir taraf yetersiz bulurken bir taraf aşırı beğenmiş.
Sanırım arada kalıyorum. Evet gözümde canlandırmak isteyip canlandıramadığım yerler oldu, mekanın detaylarını görmek isterdim, bu bağlamda derin betimlemeler okumayı kabul edebilirdim, kesinlikle eksik.
Konu olarak gerçekten huzursuz eden bir yapıt. İnsanlığı,vicdanı,yanlış bilgilerle verilen yanlış kararları çok doğru bir şekilde gösteriyor. Yazarın kalemi biraz yalın ve yavan olsa da vermek istediği mesajı net bir şekilde verdiğini düşünüyorum. Ama elbette görmek ve tanımak istediğim bir mekan, bilgi sahibi olmak istediğim (sadece isimleri geçiyor) örgütler oldu. Hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığınız hayatlarla ilgili okumalar yapmak isterseniz, buyrun okuyun. Zira gözümüzün görmediği çok acı var.
Gölgeye Övgü, modern dünyanın parlaklığına karşı yazılmış sakin ama keskin bir itiraz metni. Tanizaki, bu kısa denemesinde Batı’nın ışık, hız ve netlik takıntısını; Doğu’nun gölge, belirsizlik ve dinginlik anlayışıyla karşı karşıya getiriyor. Ancak bunu bir üstünlük yarışına dönüştürmeden, daha çok bir kayboluşun yasını tutar gibi yapıyor.
Tanizaki’ye göre güzellik, tam aydınlıkta değil; yarı karanlıkta, saklananda, tamamlanmamış olanda ortaya çıkar. Lake kaplı bir nesnenin loşta parlaması, eski bir evin gölgelerle derinleşen duvarları, sessizliğin içindeki estetik… Tüm bunlar modern hayatın “daha fazla ışık, daha fazla görünürlük” ısrarıyla yavaş yavaş yok olmaktadır. Kitap, bu yok oluşu romantize etmeden ama incelikle kayda geçirir.
Kitap başladığım andan itibaren bana Hayvan Çiftliği'ni anımsattı. Anlatımı daha yalın, karakterleri biraz daha sığ kalıyor ama işlenilen konu, düzen birbirlerine çok yakın sayılabilir.
Özgürlük, güven, dostluk, bireysellik, aile ve anne duyguları kesinlikle ön plandaydı. Bazı detayları üzücü olsa da okunmaya değecek bir kitap.
Politika veya yaş grubu olarak ele alırsanız, Hayvan Çiftliği'ne göre biraz basit kaçacaktır. Martı Jonathan Livingston'a benzetmek daha doğru olur. İleri bir yaş düzeyi için değil de algısı açık olanlar için bir çocuk, bir gençlik kitabı denebilir.