Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
ceydaaozeen Tarafından Yapılan Yorumlar
İdeal Devlet, Farabi’nin siyaset felsefesini metafizikle kaynaştırdığı kurucu metinlerden biri. Eserde toplum, rastlantıların ürünü bir birliktelik değil, insanın yetkinleşme arayışını mümkün kılan bilinçli bir düzen olarak tasarlanır. Farabi, devleti yalnızca yönetim teknikleri üzerinden değil, insanın hakikatle kurduğu ilişki üzerinden temellendirir; bu yüzden siyaset, ahlak ve bilgi teorisi aynı düşünsel omurgada birleşir. Metnin dili yer yer sistematik ve öğretici olsa da, kurduğu bütünlük duygusu okura güçlü bir kavramsal netlik sunar.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig’in insan ruhunun tek yönlü tutkusunu en yoğun hâliyle damıttığı metinlerden biri. Hikâye, bir kadının yıllar boyunca gizli kalmış sevgisini itiraf ettiği mektupla açılırken, anlatı giderek hatırlama ile yok olma arasındaki o ince çizgide ilerliyor. Zweig’in üslubu burada neredeyse müzikal: cümleler dalga dalga büyüyen bir iç monolog gibi akıyor ve okuru, anlatıcının zamanla derinleşen yalnızlığına ortak ediyor. Metnin gücü, olaydan çok duygunun sürekliliğine dayanıyor; sevginin karşılıksızlığı, dramatik bir patlama yerine, yavaş ve kaçınılmaz bir yoğunlaşma olarak veriliyor.
Büyük Erdemler Risalesi, André Comte-Sponville’in felsefeyi gündelik hayatın kalbine yerleştirme çabasının en berrak örneklerinden biri. Kitap, erdemleri soyut idealler olarak değil, insanın kırılganlığıyla birlikte var olan pratik tutumlar olarak ele alıyor. Yazarın dili akademik olmaktan çok açıklayıcı ve sakin; okuru ikna etmek için otoriteye değil, deneyime yaslanıyor. Cesaret, sadakat, alçakgönüllülük gibi kavramlar, tarihsel referanslarla zenginleşirken aynı zamanda bugünün insanına dokunan bir içtenlikle yorumlanıyor. Bu yüzden eser, felsefeye mesafeli duran okur için bile şaşırtıcı derecede erişilebilir bir düşünme daveti sunuyor.
Günler Aylar Yıllar, Yan Lianke’nin kuraklıkla sınanan bir köyde geçen, neredeyse arınmış bir hikâye kurar. Köyün tamamı umudu başka diyarlarda aramak üzere yola çıktığında, yaşlı bir adam geride kalmayı seçer; yanında yalnızca bir köpek ve kurumuş toprağa inat diktiği bir fidan vardır. Romanın gerilimi büyük olaylardan değil, gündelik ısrarlardan doğar: azalan suyu ölçmek, gölgenin yönüne bakarak zamanı anlamak, toprağın nefesini dinlemek. Adamın eylemleri, hayatta kalmanın tekniklerinden çok ahlâkına odaklanır; doğaya karşı değil, onunla aynı yazgıyı paylaşarak yaşar. Böylece kuraklık, sadece çevresel bir felaket değil, insanın sınırlarını belirleyen bir iç iklim hâline gelir.
Tokat gibi suratıma çarptı. Günümüz modernizmine , çağdaşlığa karşı, aslında hergün yaptığımız eylemlerin altında yatan basit ama "gerçekten de böyle" dedirdetecek anlamlara çok çarpıcı yaklaşılmış. Tamamen bir başvuru kitabı. Kişisel gelişim kitapları adı altında çıkan bütün kitapları tek geçer. Makineler, para, sinema, tanrı, araba, uçak, fotoğraf, meslekler, iş, ev, giysi hepsi bu insan tarafından ilginç bir bakış açısıyla tanımlanıyor ve tanıtılıyor.