Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
zzdbc Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabı bu kadar sattıran ne acaba? Belki etkileyici ismidir, belki de kitabın kapağına iliştirilmiş Paulo Coelho'nun yorumudur. Ama şimdiye kadar bu kitabı okuyup da beğenen kimseye rastladığımı söyleyemem. Kitapta malını varlığını satıp erdeme sarılan bir avukatı anlatıyor ve devamında mutlu bir hayatın sırlarını anlatıyor yazar. Mesela sabahları erkenden kalkıp belli bir süre bir güle bakmamızı tembih ediyor yazar. İyi de zaten işe geç kalmamak için, ağzına kadar dolu belediye otobüsene yetişebilmek için sabahın köründe kalkan ekmek derdindeki vatandaş nasıl kalkıp bi de güle bakacak. Zaten kalkıp baksa bile adamın yüzündeki yorgunluğu gören gül bile solar. Bence bu kitap sadece Ferrarisi olup arabasına müşteri arayan insanlara hitap ediyor. Zaten isminden belli değil mi FERRARİSiNİ satan bilge.
Peyami Sefa okuyucu sıkmıyor; genellikle kitapları kısa. Düşüncelerini gayet açık belirtiyor ya da kahramanlarına anlattırıyor. Bu kitabında da yaşadığımız ve hala yaşamakta olduğumuz batı ikilemini tartışıp, sunuca bağlamış. Bu kitabı okurken siyah beyaz bir türk filmini izlediğimi hissettim.
Kitabın üslubu, içeriği, çıktığı yayınevi bir yana kitaptaki Fransızca kelimelerin çokluğuna dikkat ettiniz mi? Kitapta merak edip de sözlüğe baktığım çoğu kelimenin Fransızca olduğunu gördüm. Fatih Harbiye adlı kitabında ise bu yoğunluk daha çok Farsça kelimelere kaymakta. Bu yönüyle Peyami Safa'nın eserlerinde eski dil yeni dil ikilemi yaşadığını söyleyebilir miyiz?
Üç konudan oluşan bu kitapta Tolstoy özellikle Et Yiyicilerde toplumun var olan yaşam tarzını ağır bir şekilde eleştirmektedir. Özellikle toplumda çok çalışıp karşılığında boğazına yetebilecek kadar kazanan buna karşılık çalışmayıp oturup yediği halde oldukça kazanan iki kesimin yaşantısını sorgulamakta Tolstoy. Bence burada sadece, et ile beslenmenin gereksizliğini değil salt tüketici haline gelen toplumun tüm yaşantısını eleştirmektedir. Narin tenlerini günde iki banyo ile hak ettiği temizliğe kavuşturan, o gün katılacağı toplantıda daha şık olmak için yüzünü boyayla kaplayan, sabah kahvaltısında çeşidin bolluğuyüzünden hangi tabağa uzanacağını şaşıran tüm insanların yaşantılarını eleştir Tolstoy bu kitabında. Bir ekmeğin bile hazırlanışında çekilen onca emeğe karşın, tüketilirken bu kadar rahat olunmasına şaşar bu kitapta.
Belki de Tolstoy en radikal düşüncelerini bu kısa kitapta göstermek istiyor...
Çok sıkıcı başlayıp bir o kadar çekici ve akıcı sürüp, sona eren başka bir kitap yoktur galiba. Kitabın ilk elli-altmış sayfasındaki tasvirler ve çocukluk yılları kitabı bırakmayı bir çok kez düşünmemize bile sebep oluyor ama daha sonra yazarın yansıttığı duygular, olayların okuyucunun hiç de istemeyeceği şekilde gelişmesi kitabın elden düşmemesini sağlıyor. Bence kitabın yüreklere dokunması kahramanın imkansız bir aşka bu kadar tutulması....