Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

KY-313835 Tarafından Yapılan Yorumlar

17.03.2008

Kitapta yer verilen kaynakların çok büyük bir bölümü, internet siteleri. Hal böyle olunca kaynakların inandırıcılığı zayıflıyor. Kaldı ki ne kadr inandırıcı ve bilimsel olduğu tartışılır harunyahya.org sitesine neden bu kadar fazla yer verildiği de merak konusu?

Diğer yandan, kitapta çelişkiler de söz konusu. Sadece bir örnek vermek gerekirse, Atatürk'ün okuyup, anlayıp yorumlayacak (tefsir edecek) kadar Arapçaya ve Kuran'ı Kerime hakim olduğu , ziyaret ettiği bir okulda katıldığı bir derste din bilgisi öğretmeninin bilmemesi üzerine bir sureyi tefsir ettiği anlatılırken; bir başka bölümde dinlediği bir surenin anlamını sorduğu ve sonra da "Kuran da neler varmış biz bunları daha önce hiç duymamıştık" dediği aktarılmış. Bu bilgilerin hangisine inanalım.

Atatürk'ün dine ve gerçek dindarlığa değer verdiğini düşünüyorum. Ancak, bu kitap yer verdiği çelişkiler ve fazlasıyla zorlama yorumlar nedeniyle Atatürk'ün söz konusu özelliğini bilimsel bir şekilde aktarmaktan çok uzak.

Yazarın bir başka kitabından kısa bri alıntı aktaralım: "Dansöz gibi süslenip, çıplak dekote elbiselerle üniversiteye gelen genç kız tahsil yapma isteğinde ne derece samimidir? Tahrik edici giysisi, ojeli tırnakları, rujlu dudaklarıyla, oynak hareketleri, iç gıcıklayan gülüşü, isterik teşvikleriyle dolu gamze işaretleri ile nasıl bir tahsil amaçlıyor? Teneffüslerde kantinde erkeklerle birlikte oturup tatlı sohbetlere dalabn, canı istediğinde dersten kaçan, asistanın dikkatini çeken, hocaya cilve yapmaya kalkışan, üniversiteyi bar eğlence yeri gibi kullana genç kız hangi ilmi tahsil etnek için gidiyor üniversiteye?" Daha fazla devam etmeye gerek yok sanırım. Şimdi sormak gerekiyor. Yazar, Atatürk ile ilgili kitabında yer verdiği görüşlerinde ne kadar samimidir?
22.03.2007

Vefatının üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen Abdülbaki Gölpınarlı hala mevlanayı en iyi anlayan ve aktaran bilgin olma özelliğini koruyor. Bunu da mevlananın ve mevleviliğin tüm eserlerine ömrünü adamış olmasına ve çocukluğundan itibaren mevlevi bir hayat sürmesine borçlu sanırım.

Abdülbaki Gölpınarlı'nın da diğerlerinden ayrılan yönü bu sanırım. Mevlananın eserleri hakkında en kapsamlı çalışmalar hala ona ait.

Mevlananın üstün kişiliğini en iyi anlayan kişi olduğunu düşündüğüm Abdülbaki Gölpınarlı'nın mesnevi tercümesi de bu özelliğini çok iyi yansıtıyor. Eserin dilini biraz ağır ve sıkıcı bulabilirsiniz. Ama hiçbir lezzet zahmetsiz değildir. Mesneviyi okumak roman okumaktan farklı olmalı zaten. Bu nedenle her şeye rağmen en geçerli çeviri bence Abdülbaki Gölpınarlı'nın çevirisi.
22.03.2007

Gerek Abdülbaki Gölpınarlı gerekse Şefik Can'ın çevirilerini okumuş birisi olarak hepsinin çok değerli olduğunu söyleyebilirim.

Dil olarak Şefik Can'ın çevirisi daha yalın ve anlaşılır. Ancak Mevlananın düşüncelerini büyüklüğünü yansıtması açısından gözünü açtığı günden itibaren mevlevilikle ve Mevlana ile haşır neşir olan Abdülbaki Gölpınarlı'nın çevirisi bir başka. Mesneviyi ilk defa okuyacaklar için Şefik Can'ın çevirisini tavsiye ederim.
Ancak daha sonrası için mutlaka Abdülbaki gölpınarlı'nın çevirisini alın ve okuyun. Bana öyle geliyor ki ömrümün sonuna kadar mesnevi okusam yine de yetersiz kalır. Son olarak Şefik Can'ın çevirisinde mesnevinin konularına göre tasnif edilmesi sırayı ve bununla birlikte akıcılığı da bozmuş. Mesnevinin önemli özelliklerinden birisi de Mevlana'nın konudan konuya geçmesi sonra tekrar önceki konuya dönmesi onu yarıda bırakıp tekrar başka bir mesel açması. Beyitlerin konularına göre ayrıştırılması doğru olmamış.
22.03.2007

Sayın Özakıncı'nın kaynakları ve belgeleriyle ortaya koyduğu tarihi gerçekler Türkiye üzerinde oynanan oyunları göstermesi ve daha acısı bunların islam adına yapıldığını göstermesi açısından çok değerli.

Bu kitabın daha dar kapsamlı olan önceki baskısını okumuştum ama genişletilmiş olan bu baskıyı da mutlaka okuyacağım.
22.03.2007

Muhteşem bir kitap. Yazarın belgelerle ortaya koyduğu gerçekleri gördükten sonra yıllarca nasıl bu kadar kör olabildiğimize şaşırdım. Doğru bildiğimiz yalanlara nasıl olmuş da yıllarca gözü kapalı inanmışız.

Kitapta adı geçen Soros destekli aydın ve blimadamları (!) nedense beni hiç şaşırtmadı.

Kitap hakkındaki en güzel yorum sanırım Sayın Rauf Denktaş'ın: Her Türk bu kitabı okumalıdır.