Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-314042 Tarafından Yapılan Yorumlar
Gelenekselden hızla modenleşmeye akan şehirlerimizin bir o kadar hızla yitirdiği zümrütleri hatırlatıyor yazar.
Şehir ve özellikle mimari üzerine farklı bakışları akıcı bir dille sunuyor. Özellikle Osmanlı'ya ayna tutması kitabın fevkalade özelliği. Ayrıca en çok İstanbul ve Bursa anlatılmış. Konya, İzmir, Edirne gibi şehirlere de çok detaylı olmamak kaydıyla yer verilmiş.
A.Hamdi Tanpınar, Turgut Cansever gibi kalemlerden yer yer çok yararlı alıntılar yapılmış. Birçok yabancı isimlerin de yorumlarına yer verilmiş olması hem kıyaslamayı sunuyor hem de onların bakış ölçüsünü belirtiyor.
Düşünce yazıları okumayı sevenler ve biraz da tarih tutkusu olanların severek okuyabilecekleri bir eser olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca yazarın bazı konulardaki dokundurmalarını da çok güzel ve yerinde buldum.
Yol ve yolcu kavramı hakkında oldukça yoğum ve detaylı bir çalışma. Yazar ilgili ayet ve hadislerle; birer yolcu olduğumuzu... Bu yolda yürümemizin gerekliliğini... Yola çıkmayı engelleyen unsurları... Yolda çıkan engelleri... Durmanın ve fonksiyonsuz olmanın zararlarını... Oturarak emniyette olacağını sananların ciddi yanılgılarını... ve daha birçok konuyu derlemiş. Güzel bir çalışma olmuş. Okumaya başlarken üslubunun bu derece akıcı olacağını tahmin etmemiştim. Kitap Müslüman'ları fonksiyonsuzluğun yararsızlığını anlatmış ve fonksiyonel olmayı amaçlamış.
Kitapta oldukça yeni terimler bulunmakla beraber günümüzde pek kullanılmayan sözcüklerde var. Bu da güzel bir birliktelik sağlamış.
Ayrıca kitabın sayfalarının biraz kalınca olduğu da dikkatimi celbetti. Olduğundan biraz kalınca gösteriyor bu yüzden. Aslında oldukça ince bir kitap.
Velhasıl güzel... Tüm yolcuların eksik donanımlarını tesbit etmesi için okumasının faydalı olacağını düşünüyorum.
Kitap hakkında tüm olumlu görüşlere katılmıyorum oyu atanlar niçin olumsuz görüşlerini yazmaktan kaçınıyorlar. Yoksa kendileri BİR GÖRÜŞE SAHİP OLMAKTAN UZAK MI? Engin ufuklarını paylaşmayı mı kıskanıyorlar? Sanırım birinci ihtimal daha kuvvetli.
Olumsuz oyların bu kitabı okuyacak ferasetli insanları etkileyeceğini düşünmüyorum. Kitaba referans olarak yazarının ve yayınevinin ismi yeter.
İslamiyet öncesi yerleşim birimlerini ve kabilelerini anlatmakta olan bu eseri sadece bu konuda özel ilgisi olanlara tavsiye edebilirim. Çünkü içerisinde çok fazla yabancı isimler geçiyor ve aynı şekilde yer isimleri Genel olarak yerleşim birimlerine nasıl yerleştiklerini ve ne zamana dek orada oturduklarından bahsedilmiş. Kabile kavgalarına biraz yer verilmiş. Benim aklımda kalanlar sadece olan bazı olaylar kişiler ve yer isimleri bana yabancı kaldı.
Kitap edebi açıdan belki anı türü olarak nitelendirilebilir. Ancak yalnızca anı özelliği taşımamakta. 1985-1992 yılları arası başörtüsüne genel bakışı anlatmakta. Yazanın bunları yaşayan bir hanım (o yılların ODTÜ deki öğrencisi)olması da kitabın okunması gerekliliğini kanaatimce artıyor.
Ne yazık ki; bu sorunu yaşamayanlar (manevi olarak teessür duyan erkek bireyleri kastetmiyorum) olayları çok farklı değerlendirmektedirler. Gözlerini ve gönüllerini sanıyorum ki ışık geçirmeyen bir aba ile sıkı sıkı örtmüşler. Kendi dünyalarını da bu şekilde mutlu görmeye ve herşeyin normalliğine inanmaya çalışıyorlar. Bu nedenle onları bu kitaba yorum yazmaya ehil görmüyorum.
Kitapta güncel tezatlara ve düşünsel eğriliklere bolca yer verilmiş. Yazar Hanım her gün için anı yazmamış; önemli gördüğü günleri anlatmış. Anlatımı teorikten uzak bulmakla bereber üslubunun akıcı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca yazar cümlede olumsuzluk manevralarını zekice kullanarak vurgularını çok iyi yapmış.
Son söz olarak şunu belirtmeliyim; Başörtüsü Müslüman Hanım'ın izzetidir. Hiç bir birey ise izzetini alçaltan bir muameleye razı olamaz.
Okunması gereken bir kitap olduğunu tekrar vurguluyor cümle okurlara aydınlık nazarlar diliyorum...