Toplam yorum: 3.286.481
Bu ayki yorum: 8.011

E-Dergi

Ali Gürkan Demircan Tarafından Yapılan Yorumlar

Mevlânâ Celâleddin Rûmî’ den sonra ‘mesnevî’ namıyla en ziyade şöhret bulan eser, Bediüzzaman Said Nursî’nin Mesnevî-i Nuriye’si olsa gerektir. Rûmî’nin Farsça Mesnevî’sine karşılık, Bediüzzaman’ın Mesnevî’si Arapça olarak yazılmıştır ve dolayısıyla, Türkçe okuyanlar her ikisini de tercümesinden okumak durumundadırlar. İşte bu noktada, her ikisi için ‘iyi çeviri’ bir ihtiyaç olarak karşımızda duruyor. Mevlânâ’nın Mesnevî-i Şerîf’inin manzum olması onun Türkçe çevirisini ortaya koymaya çalışan bütün gayretli isimleri zorlayan en önemli unsur iken, Bediüzzaman’ın ‘şiire benzer’ bir üsluba sahip olmakla birlikte düzyazı suretinde yazdığı Mesnevî-i Nuriye’nin tercümesinde karşılaşılan en temel zorluk bizatihî müellifinin ‘Risale-i Nur’un fidanlığı’ olarak tarif ettiği bu engin eserinin anlam ve kavram zenginliğini aynı coşkulu üslubu da koruyarak çevrildiği dile yansıtabilmekle ilişkilidir. Yazar İsmail Mutlu'ya teşekkürler Mesnevi-i Nuriye günümüz Türkçesiyle yazmış olduğu be eser için. Ali Gürkan Demircan - ALANYA
Bu mektuplar bir hizmetin yürütülmesinin en önemli yolu olmuş o zamanlarda.Bu mektupları okurken Allah yolunda hizmet eden dava adamlarının olumsuzluklar karşısında asla ümitsizliğe düşmediğini görebiliyoruz. Zira Bediüzzaman bir mektubunda risalelerin bir öğretmen tarafından okunmasının bile büyük sevinç kaynağı olduğu günleri hatırlatıyor: “Biz bazen bir tek muallime bir tek risaleyi okuttuğumuzdan memnun ve müteşekkir oluyorduk. Şimdi yüzer, belki binler feylesoflar, âlimler, büyük memurlar ve adliyeciler ve meb’uslar merak ve dikkatle okumaya meydan açılmış. Ne kadar muannid ve mütemerrid bir muteriz dahi olsa, Risale-i Nur’un keskin hücrelerine karşı lâkayd kalamaz; küfr-ü mutlaktan küfr-ü meşkûke çıkar, bir derece… istifade eder.” diyor.Bir de hizmet yolunda yürüyenlerin birlik ve beraberlikten ayrılmamasını salık verdiği mektuplar var Üstad’ın. Bu hapishane mektuplarını okurken yer yer belirsizlik duyguları da hissedilmiyor değil. Sonuçta içeridekiler niçin tutuklandığını bile tam olarak bilmeyen, keyfi muamelelerle özgürlükleri kısıtlanan ve işkenceye uğrayan masum insanlar. Ali Gürkan Demircan - ALANYA
Mektuplarla şekillenen bir HAREKET
Risalelerle az çok hemhal olanların bildiği bir şey var: Birçok risale Denizli, Afyon, Eskişehir, Kastamonu hapishanelerinin zor şartlarında yazıldı. Bediüzzaman’ın talebeleriyle ayrı koğuşlarda tutulduğu bu ‘Medres-i Yusufiye’lerde iman hakikatleri kimi zaman kibrit kutularına kimi zaman küçük pusulalara yazılarak çoğaltılmıştı. Bir de Üstad’ın arkadaşlarından uzaklara sürgün edildiği zamanlar var ki, tüm bunlar Nurların neşrinin zor şartlarda sürdürülmesine neden oldu. Araya giren mesafeler, imkânsızlıklar hasbileri yıldırmadı. Farklı yollarla, metotlarla yazmalar ve okumalar devam etmiş. Araya giren zahiri mesafeler ise Risale-i Nur’un mektup geleneğiyle şekillenmesine neden oldu. Risalelerin yazıldığı ve neşredildiği, herkese hitap eden mektupların haricinde bir de Bediüzzaman ile talebeleri arasında yazılmış hususi mektuplar var ki, o günleri bir kez daha soluklamak için bunları dikkatle okumalı. Ali Gürkan Demircan - ALANYA
Hapishaneleri medreseye çeviren mektuplarda yakalayabileceğimiz önemli bir husus var. Dava adamı her yerde Allah’ı ve davasını anlatır düsturunca, Üstad ve talebelerinin mahkeme savunmalarında bile kutlu davalarını anlattıklarını görüyoruz. İstişarenin önemi de burada bahsedilmesi elzem mevzulardan. Zira mektuplar boyunca Risale-i Nur’ların bir meşveret adabı içinde düzenlendiğini anlıyoruz. “Sizler de uygun görürseniz ekleyin” ya da “uygun olmayan yerlere sizler karar verin” gibi ifadeler bunu gösteriyor. Ali Gürkan Demircan - ALANYA
Sadeleştirme dini bir mesele olmaktan çok dile dair bir mesele. bütün metinler sadeleştirilebilir. Asıl soru, Risale-i Nur Külliyatı’nın sadeleştirmeye ihtiyacı olup olmadığıdır. Böyle bir sadeleştirmeye ihtiyaç vardı. Çünkü insanlar anlayamıyor.Anlamıyoruz diyenler bırakın buradan okusun diğer türlü zaten okumuyorlar. İnsanların anlamaları ve bu sayede imanlarını kurtarmaları için yazılan bu günümüz türkçeli kitaplarda yazar İsmail Mutlu zaten metnin orjinalini hemen açıklamalı sayfanın yanına koymuş. İsteyen hem günümüz türkçesini hem de aynı anda orjinal metni buradan okuyabilir. İsmail Mutlu'dan Allah razı olsun. Ali Gürkan Demircan