Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-317165 Tarafından Yapılan Yorumlar

10.03.2007

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. " arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak" demiş. Genç, birinci (ilk) günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her gün daha az çivi çakmış.
Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence "bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkar sök" demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona "aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak" demiş.
Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak (kapanmayacak).
Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, seni dinler sana yüreğini açar" demiş...
10.03.2007

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış, kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağına, temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
Geri gitsin alkışlar, geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor!
Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!
Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?..
10.03.2007

Gençlerimize milli ve manevi duygularını nasıl geliştirebiliriz, Vatanı için her şeyi göze alacak bir nesli nasıl yetiştirebiliriz. İşte bu soru milli eğitimimizin temel konularından biri olsa gerek. 1984 yılında Milli Eğitim Bakanımız Sayın Vehbi DİNÇERLER’dir; kendisini ziyarete Japonya’dan bir heyet gelmiştir.
Eğitim konusunda çeşitli çalışmalar yapılırken bir Türk yetkili Japonyada ki eğitim sisteminin nasıl olduğu sorusunu sorar. Japon yetkilinin açıklaması gerçekten de açık ve düşündürücüdür.
“Biz çocuklarımıza ilkokula başlamadan önce şok testler uygularız. Mesela uçağa hızlı trene bindiririz, Robotlarla çalışan fabrikalar götürüp gezdiririz. Küçük çacuklarımız o teknolojinin güzelliği ile sarsılır adeta. Daha sonra atom bombasının atıldığı Nagazaki ve Hiroşima’ya götürerek:
— “Bakınız eğer çalışmazsanız ülkemiz bu hale gelir. Yok, eğer çalışırsanız mevcut durumumuzdan daha iyi oluruz.” diyerek gençlerimize hem tarih şuuru hem de ideal veririz der, Bunu duyan Türk idareci:
“Bizim Nagazaki ve Hiroşima’mız yok ki” diye karşılık verince, Japon yetkili:
“Sizin de Çanakkale’niz var ya; Üstelik sizin Çanakkale’niz daha da etkileyici ve neredeyse tüm dünyanın da katılımı olduğu bir savaş. Çünkü orada size ait bir tarih ve binlerce vatanınız uğruna ölenler var. Burasını kullanarak çocuklarınıza çok iyi bir şok tesiri yapabilir ve bu sayede de etkileyici bir başlangıç yapmış olursunuz.” der.
BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ
10.03.2007

Türk ulusu, bugünkü varlığını ve modern Türk Cumhuriyetini, başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, hayatını feda eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimize borçludur. Ulu Önder Atatürk'ün önderliğinde başlatılan medeniyet mücadelemize engel olabilecek her türlü fikir ve bölücü harekete karşı sürdürdüğümüz mücadelemiz, Türklüğün onur savaşıdır ve mutlak kazanılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. gerektiğinde bu milletin neler yapabileceğini tarih göstermiştir.
10.03.2007

Büyük bir gurur duydukları teknik imkanları ve donanmalarıyla gelip, İstanbul'u işgal eden yabancı güçler, sekizbuçuk ayda Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, karadan yaptıkları kınlarda da başarısız olmuş, savaş meydanında adeta kaçmışlardır. Savaşın başında büyük ve kolay bir zafer bekleyen Winston Churchil "İngiltere savaş tarihinde, Çanakkale kampanyası kadar acı sayfa yoktur. Hiçbir savaşa bu kadar büyük ümitlerle girilmemiş, hiçbir zafer bu kadar yakından kaybedilmemiştir" diyerek hayal kırıklığını dile getirmiştir.