Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
asozerdem Tarafından Yapılan Yorumlar
MATERYALİST DOGMATİZM..
TAMAMIYLE ÖNYARGILI, GAYRİ CİDDİ, HİÇBİR BİLİMSEL DEĞERİ OLMAYAN, DÜŞÜNCE İNSANI ÜSLUBUNDAN UZAK BİR MİLİTAN ÜSLUBUYLA KALEME ALINMIŞ BASİT, SIĞ BİR KİTAP. İSLAMIN TEMEL DEĞERLERİNİ, İSLAM'DA ALLAH İNANCINI, İSLAM'DA VE KURAN'DA EVREN VE DOĞA KANUNLARININ NE OLDUĞUNU VE MÜSLÜMANLAR'IN BUNU NASIL ANLADIĞINI, KUTSAL KİTAPLARIN VE KURAN'IN SİSTEMATİĞİNİ BİRAZCIK BİLEN BİR İNSANIN KESİNLİKLE YAPAMIYACAĞI (bağnazlıktan kaynaklanan kasıt yoksa) YORUM HATALARIYLA DOLU BİR KİTAP. HAYATIMDA İLK DEFA BİR KİTAP İÇİN "OKUMAYA DEĞMEZ" İFADESİNİ KULLANACAĞIM. BU KİTAP BAŞTAN SONA CÜMLE CÜMLE ELEŞTİRİLEBİLİR, AMA OZAMAN BU KİTABI FAZLA CİDDİYE ALMIŞ OLURUM. BU KİTAP MAALESEF TÜRKİYE'DE BİLİMSELLİĞİ KİMSEYE BIRAKMAK İSTEMEYEN KESİMLERİN NE KADAR BİLİMSEL OBJEKTİFLİKTEN VE ANALİZ GÜCÜNDEN YOKSUN OLDUKLARINI AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR. ÜLKEM VE ÜLKEMİN İNSANI ADINA ACI DUYDUĞUMU SÖYLÜYOR VE BİZ MÜSLÜMANLARA CENAB-I ALLAM-ÜL ĞUYUB'TAN DAHA FAZLA İLİM, DAHA FAZLA ADALET DUYGUSU, DAHA FAZLA İHLAS VE MUHAKEME GÜCÜ İHSAN ETMESİNİ NİYAZ EDİYORUM... ADALET, BARIŞ VE SEVGİ DOLU GÜNLER TEMENNİSİYLE..
"Evrimci yaklaşımın içerisinden bilimsellik içermeyen, metafizik düzlemde, ideolojik ve inançsal bir yaklaşım olan "tesadüf" kavramını ayıklaMAdığımız sürece bu hipotezi savunanların bilimsellik iddiası geçersiz olacaktır. Yaratılış'cıların "akıllı dizayn'ı" ne kadar bilimsel veya bilim dışı ise bu anlayışta ancak o kadar bilimsel veya bilim dışı olacaktır. Zira bilimin, nesnel-olgusal olanla sınırlı olan uğraş alanı bu konuda (tesadüf veya yaratılış konusunda) bilimsel bir hüküm veya yargıda bulunmayı engellemektedir. Nasılki (Big Bang)Büyük Patlama'dan öncesi, evrenin oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamıyorsa tesadüfen oluşum veya yaratılış tezi de canlıların oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamaz. Bunun dışında olgusal olarak gözlenebilen veya denenebilen tüm tezler gözlenmeli ve doğrulanıncaya kadar hipotez olarak kalmalıdır. Her iki tarafın da ısrarlı ideolojik tavrı canlılığın ortaya çıkışıyla ilgili biyolojinin bu alanında, belkide devrimsel nitelikte yeni yaklaşımların geliştirilmesini engellemektedir. Önceden evrene dair oturmuş kabullerimizin Max Plank, Einstein, Hubble v.d. sonrası nasıl kökten değiştiğini unutamayız. Bilimsel yönteme uygun olarak, metafizik veya felsefi yorumlara yer vermeksizin yapılacak salt bilimsel çalışmaların sonuçları hiç bir dini inanç veya ideoloji ile çatışmayabilir. -çatışsa bile bilimsel bir bulgu karşısında hiç bir dinsel-ideolojik inanç inandırıcı olamaz- Ancak nesnel olmayan, olgusal olarak gözlenemeyen, doğrulanamayan-yanlışlanamayan tesadüf, yaratılış hatta doğal seleksiyon gibi kabuller çatışma alanları oluşturmakta, özünde bir araştırma yöntemi olan bilimin ve bilimsel düşüncenin gelişimini ve yayılmasını engellemektedir. İNANMAK VEYA İNANMAMAK BİLİMSEL BİR HÜKÜM OLAMAZ. Bilimin sonuçlarını, inancımızı kanıtlamak için kullanabiliriz, böylece daha fazla inanır veya reddedebiliriz, ama bu yinede bir inanç olur. Tüm bunlara ilaveten Kur'an-ı Kerim de insanın bir anda değil (yeryüzünde) bir gelişim süreci sonunda yaratıldığını ifade eden çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu nedenle müslüman düşünür ve yorumcuların çoğu ilk İnsanın bir anda değil uzun bir tekamül sürecinin sonunda yaratıldığını kabul ederler. Ancak bu gelişimin mekanizması gözleme dayalı bilisel çalışmalar sonunda ortaya çıkacaktır. Bırakalım isteyen tesadüfe isteyen yaratılışa inansın ama lütfen bilimi yolundan çıkarmayalım. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'in ilk canlının nasıl yaratıldığını bilmemiz-anlamamız için gözlem yapmamızı emrettiğini biliyormuyuz acaba? (Ankebut süresi Ayet 19-20)"
Sayın Dr. Cemal Yıldırım'a bilim felsefesi'nin anlaşılması ve bilimsel düşüncenin ülkemizde yerleşmesine ve yaygınlaşmasına eserleriyle yapmış olduğu değerli katkıları nedeniyle sıradan bir vatandaş olarak sonsuz teşekkürlerimi sunuyor, başarılarının devamını Allah'tan diliyorum.
"Evrimci yaklaşımın içerisinden bilimsellik içermeyen metafizik düzlemde ideolojik veya inançsal bir yaklaşım olan "tesadüf" kavramını ayıklaMAdığımız sürece bu hipotezi savunanların bilimsellik iddiası geçersiz olacaktır. Yaratılış''cıların "akıllı dizayn''ı" ne kadar bilimsel veya bilim dışı ise bu anlayışta ancak o kadar bilimsel veya bilim dışı olacaktır. Zira bilimin, nesnel-olgusal olanla sınırlı olan uğraş alanı bu konuda (tesadüf veya yaratılış konusunda) bilimsel bir hüküm veya yargıda bulunmayı engellemektedir. Nasılki (Big Bang)Büyük Patlama''dan öncesi evrenin oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamıyorsa tesadüfen oluşum veya yaratılış tezi de canlıların oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamaz. Bunun dışında olgusal olarak gözlenebilen veya denenebilen tüm tezler gözlenmeli ve doğrulanıncaya kadar hipotez olarak kalmalıdır. Her iki tarafın da ısrarlı ideolojik tavrı canlılığın ortaya çıkışıyla ilgili belkide biyolojinin bu alanında, devrimsel nitelikte yeni yaklaşımların geliştirilmesini engellemektedir. Önceden evrenle ilgili oturmuş kabullerimizin Max Plank, Einstein, Hubble v.d. sonrası nasıl kökten değiştiğini unutamayız. Bilimsel yönteme uygun olarak, metafizik veya felsefi yorumlara yer vermeksizin yapılacak salt bilimsel çalışmaların sonuçları hiç bir dini inanç veya ideoloji ile çatışmayabilir. Ancak nesnel olmayan, olgusal olarak gözlenemeyen, doğrulanamayan-yanlışlanamayan tesadüf, yaratılış hatta doğal seleksiyon gibi kabuller çatışma alanları oluşturmakta, özünde bir araştırma yöntemi olan bilimin ve bilimsel düşüncenin gelişimini ve yayılmasını engellemektedir. İNANMAK VEYA İNANMAMAK BİLİMSEL BİR HÜKÜM OLAMAZ. Bilimin sonuçlarını, inancımızı kanıtlamak için kullanabiliriz, böylece daha fazla inanır veya reddedebiliriz ama bu yinede bir inanç olur. Tüm bunlara ilaveten Kur''an-ı Kerim de insanın bir anda değil bir gelişim süreci sonunda yaratıldığını ifade eden çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu nedenle müslüman düşünür ve yorumcuların çoğu ilk İnsanın bir anda değil uzun bir tekamül sürecinin sonunda yaratıldığını kabul ederler. Bırakalım isteyen tesadüfe isteyen yaratılışa inansın ama lütfen bilimi yolundan çıkarmayalım. Ayrıca Kur''an-ı Kerim''in ilk canlının nasıl yaratıldığını bilmemiz-anlamamız için gözlem yapmamızı emrettiğini biliyormuyuz acaba? (Ankebut süresi Ayet 19-20)"
Evrimci yaklaşımın içerisinden bilimsellik içermeyen metafizik düzlemde ideolojik veya inançsal bir yaklaşım olan "tesadüf" kavramını ayıklaMAdığımız sürece bu hipotezi savunanların bilimsellik iddiası geçersiz olacaktır. Yaratılış'cıların "akıllı dizayn'ı" ne kadar bilimsel veya bilim dışı ise bu anlayışta ancak o kadar bilimsel veya bilim dışı olacaktır. Zira bilimin, nesnel-olgusal olanla sınırlı olan uğraş alanı bu konuda (tesadüf veya yaratılış konusunda) bilimsel bir hüküm veya yargıda bulunmayı engellemektedir. Nasılki (Big Bang)Büyük Patlama'dan öncesi evrenin oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamıyorsa tesadüfen oluşum veya yaratılış tezi de canlıların oluşumuyla ilgili bilimsel modellerde yer alamaz. Bunun dışında olgusal olarak gözlenebilen veya denenebilen tüm tezler gözlenmeli ve doğrulanıncaya kadar hipotez olarak kalmalıdır. Her iki tarafın da ısrarlı ideolojik tavrı canlılığın ortaya çıkışıyla ilgili belkide biyolojinin bu alanında, devrimsel nitelikte yeni yaklaşımların geliştirilmesini engellemektedir. Önceden evrenle ilgili oturmuş kabullerimizin Max Plank, Einstein v.d. sonrası nasıl kökten değiştiğini unutamayız. Bilimsel yönteme uygun olarak, metafizik veya felsefi yorumlara yer vermeksizin yapılacak salt bilimsel çalışmaların sonuçları hiç bir dini inanç veya ideoloji ile çatışmayabilir. Ancak nesnel olmayan, olgusal olarak gözlenemeyen, doğrulanamayan-yanlışlanamayan tesadüf, yaratılış hatta doğal seleksiyon gibi kabuller
çatışma alanları oluşturmakta, özünde bir araştırma yöntemi olan bilimin ve bilimsel düşüncenin gelişimini ve yayılmasını engellemektedir. İNANMAK VEYA İNANMAMAK BİLİMSEL BİR HÜKÜM OLAMAZ. Bilimin sonuçlarını, inancımızı kanıtlamak için kullanabiliriz, böylece daha fazla inanır veya reddedebiliriz ama bu yinede bir inanç olur. Tüm bunlara ilaveten Kur'an-ı Kerim de insanın bir anda değil bir gelişim süreci sonunda yaratıldığını ifade eden çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu nedenle müslüman düşünür ve yorumcuların çoğu ilk İnsanın bir anda değil uzun bir tekamül sürecinin sonunda yaratıldığını kabul ederler. Bırakalım isteyen tesadüfe isteyen yaratılışa inansın ama lütfen bilimi yolundan çıkarmayalım. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'in ilk canlının nasıl yaratıldığını bilmemiz-anlamamız için gözlem yapmamızı emrettiğini biliyormuyuz acaba? (Ankebut süresi Ayet 19-20)